İsrail sinema sektöründen 1000 kişi, NAZA belgeselinin yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor’a destek verdi. Sinemacılar, yönetmenlere yönelik kışkırtma ve tehditleri kınayarak ifade ve sanat özgürlüğü savunusu yaptı.
Yayımlanan bildiride İsraillilere, NAZA hakkındaki iddialar konusunda karar vermeden önce belgeseli izleme çağrısı yapıldı. Metinde, filmin yaratıcılarına destek olunması ve dayanışma gösterilmesi istendi.
Yönetmenlere yönelik tehditler kınandı
Bildiride, Abraham ve Szor’a karşı yürütüldüğü ileri sürülen karalama ve kışkırtma kampanyasının şiddeti meşrulaştırma boyutuna ulaştığı ve yönetmenlerin hayatlarını fiziksel olarak tehdit ettiği savunuldu.
Metinde ayrıca, filmi izlemeden eleştiren sinemacı, akademisyen ve gazeteciler de eleştirildi. Sanat ve gazeteciliğin, toplumun karşı karşıya olduğu zor gerçekleri yansıtması ve tartışma ortamı oluşturması gerektiği ifade edildi.
Belgeselin içeriği
NAZA belgeselinin, İsrail ordusunca bir saldırıda ölmeleri öngörülen sivilleri ifade etmek için kullanıldığı belirtilen bir kısaltmaya atıf yaptığı aktarıldı. Yapımın üç yıl boyunca Tel Aviv’deki çatılarda gizlice çekildiği, katılımcıların güvenliği için kimlik, ses ve görüntülerin dijital yöntemlerle değiştirildiği bildirildi.
Belgeselde, katılımcıların İsrail ordusunun Gazze’de kullandığı ileri sürülen gözetleme sistemleri, uzak mesafeden bombardıman yöntemleri ve gizli uygulamalar hakkında konuştuğu belirtildi. Katılımcıların anlatımına göre, yapay zekâ kullanılarak potansiyel Hamas hedefleri belirleniyor ve içinde ailelerin bulunduğu bilinen evler de bombalanabiliyor.
Yapımda ayrıca, Gazze’de sivillerin sığınak olarak kullandığı yerleşimlerin kasten yakıldığı ve gıda dağıtımı sırasında insanların öldürüldüğü yönündeki anlatımlara yer verildiği aktarıldı. Belgeselde konuşan bazı kişilerin daha önce gizli istihbarat birimlerinde görev yaptığı ve doğrudan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya bağlı olduğu ileri sürüldü.
Bakanın vatandaşlık tehdidi
Bildiride, bazı İsrailli sinemacı ve yazarların popülist siyasetçilerin yönetmenlere yönelik tutumuna katılmasının, Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar’ın Szor ile Abraham’ın vatandaşlıklarının iptal edilebileceği yönündeki tehditlerine zemin hazırladığı savunuldu.