Yaklaşık 140 İşçi Partili milletvekili, İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’a mektup yazarak işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin yasaklanmasını istedi. Milletvekilleri, bireysel yerleşimcilere ve bazı bakanlara uygulanan yaptırımların, İsrail’in hızlanan ilhak ve yerleşim genişletme politikasını durdurmaya yetmeyeceğini savundu.
7 Haziran tarihli mektupta, Cooper’dan Filistinlilere karşı ihlallerin tırmanışına karşı "acil ve somut adım" atması talep edildi. Vekiller, çözümün yalnızca yaptırım listeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini, ticari ilişkilerin de kesilmesi gerektiğini vurguladı.
Huwara ve Khan Al-Ahmar vurgusu
Mektupta, Batı Şeria’daki Huwara kasabasında yerleşimci şiddetinin sürdüğü, son saldırılardan birinde bir İsrailli askerin yerleşimcilerin yanında iki Filistinli erkeği dövdüğünü gösteren görüntülerin yayıldığı hatırlatıldı. Vekiller, bunun yıllardır süren korkutma, yerinden etme ve cezasızlık düzeninin parçası olduğunu belirtti.
Milletvekilleri ayrıca, Filistinli bedevi topluluğu Khan Al-Ahmar’ın zorla yerinden edilmesine yönelik hazırlıkların daha geniş bir politikanın parçası olduğunu yazdı. Mektupta, bu planın "silme, yerinden etme ve devlet destekli yerleşimci şiddeti" içinde değerlendirildiği, topluluğun evlerinin ve mülklerinin yıkılmasının zorla transfer savaş suçu anlamına gelebileceği ifade edildi.
Vekiller, Khan Al-Ahmar’a yönelik planların E1 yerleşim planıyla bağlantılı olduğunu, bu planın Batı Şeria’yı ikiye bölmeyi ve iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getirmeyi amaçladığını savundu.
Yerleşim genişlemesi ve uluslararası hukuk tartışması
Mektupta, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yerleşim genişlemesinin ve ilhak adımlarının "katlanarak arttığı" ileri sürüldü. Vekiller, İsrail’in yalnızca Nisan 2026’da 34 yeni yerleşimi onayladığını belirterek bunun sahadaki baskıyı daha da artırdığını yazdı.
Milletvekilleri, Birleşmiş Milletler’in yerleşim genişlemesi ve ilhak politikalarının kitlesel zorla yerinden etmeyi körüklediği yönündeki uyarılarına da atıfta bulundu. Ayrıca yerleşimci şiddetinin "kontrolden çıktığını" savundular.
İngiltere hükümetinin daha önce Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir gibi isimlere yönelik yaptırımlarını memnuniyetle karşıladıklarını belirten vekiller, bu adımların yetersiz kaldığını söyledi. Mektupta, "Bireysel yerleşimciler ve hatta bireysel bakanlar, yalnızca İsrail hükümetinin desteklediği politikaları uyguluyor" denildi.
Vekiller, yerleşimlerle ticaretin sonlandırılmasının hukuki dayanağının bulunduğunu da savundu. Uluslararası Adalet Divanı’nın üçüncü devletlere işgal altındaki Filistin topraklarıyla ticari ilişkilere girmeme yönünde yönlendirme yaptığına dikkat çekildi ve bunun yerleşimlerle ticaret yapılmaması gerektiği şeklinde yorumlandığı ifade edildi.
Mektupta, İngiltere’nin Kırım ve Ukrayna’nın işgal altındaki diğer bölgeleriyle ticaret yapmadığı hatırlatılarak, Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerle ticaretin de aynı şekilde durdurulabileceği belirtildi. Vekiller, bunun için birincil mevzuat çıkarılmasının gerekmediğini savundu.
Avrupa’daki adımlar ve İngiltere’ye çağrı
Milletvekilleri, bazı Avrupa ülkelerinin yerleşimlerle ticareti sınırlama yönünde adım atmaya başladığını da not etti. En az 11 Avrupa Birliği ülkesinin, aralarında Fransa ve İsveç’in de bulunduğu şekilde, Avrupa Komisyonu’na bu ticaretin sonlandırılması çağrısında bulunduğu aktarıldı.
İspanya’nın halihazırda bir yasak uyguladığı, İrlanda, Hollanda ve Belçika’nın ise benzer düzenlemeler üzerinde çalıştığı kaydedildi. Milletvekilleri, İngiltere’nin ortak bir Avrupa tutumu beklemek zorunda olmadığını, başka yasa dışı işgal altındaki topraklarda olduğu gibi tek başına da adım atabileceğini söyledi.
Vekiller mektubu, İsrail’in ihlallerine karşı hesap verebilirlik ve somut sonuçlar gerektiği uyarısıyla tamamladı. Mektupta, sahadaki durumun her geçen gün daha da kötüleştiği vurgulandı.