Hay Eytan Cohen Yanarocak’a atfedilen değerlendirmelerde Türkiye’nin Orta Doğu’da geçici ya da dışarıdan gelen bir güç olmadığı savunuluyor. İfadelere göre Türkiye, bu coğrafyayla tarihsel bağları bulunan ve bölgedeki varlığını uzun vadede sürdürecek bir aktör olarak görülüyor.
Atfedilen sözlerde Türkiye’nin bölgedeki konumu, askeri varlıkla sınırlı olmayan tarihsel ve siyasi bir çerçevede ele alınıyor. Yanarocak’a atfedilen değerlendirmede, Türkiye’nin bu coğrafyayı 401 yıl boyunca yönettiği ifade ediliyor; ancak bu sayının hangi tarihsel hesaplamaya dayandığı ve sözlerin tam bağlamı bağımsız biçimde doğrulanmış değil.

Türkiye’nin bölgesel rolüne ilişkin değerlendirmeler
Türkiye üzerine çalışan İsrailli akademisyen Hay Eytan Cohen Yanarocak, Tel Aviv Üniversitesi bünyesindeki Moshe Dayan Merkezi ile ilişkilendiriliyor. Yanarocak’ın farklı değerlendirmelerinde Türkiye’nin Orta Doğu siyaseti yalnızca askeri konuşlanmalar üzerinden değil, tarihsel miras, siyasi ilişkiler ve bölgesel aktörlerle kurulan bağlantılar üzerinden inceleniyor.
Yanarocak’ın 28 Haziran 2022 tarihli bir söyleşide İsrail-Türkiye ilişkileri, Türkiye’nin bölgesel siyaseti ve Orta Doğu’daki rolü hakkında değerlendirmelerde bulunduğu aktarılıyor. 2024 civarındaki değerlendirmelerinde ise Gazze savaşı, İsrail-Türkiye ilişkilerindeki normalleşme tartışmaları ve İran’ın bölgesel gelişmeler üzerindeki etkisi öne çıktı.
Suriye, İran ve Doğu Akdeniz başlıkları
26 Şubat 2026 tarihli değerlendirmelerinde Yanarocak’ın Türkiye’nin uzun vadeli bölgesel hedefleri, Suriye’deki gelişmeler, İran’ın konumu, Kürt meselesi ve mülteci hareketliliğini Türkiye’nin güvenlik çıkarları açısından ele aldığı belirtiliyor. Bu çerçevede Ankara’nın bölgesel etkisi, yalnızca mevcut askeri varlıklarla değil, daha geniş siyasi ve stratejik bağlantılarla birlikte değerlendiriliyor.

11 Haziran 2026 tarihli değerlendirmelerinde de Türkiye’nin Suriye, Lübnan, Doğu Akdeniz ve Afrika Boynuzu’ndaki etkisinin arttığı, bu alanlarda İsrail’le çeşitli çıkar çatışmalarının yaşandığı görüşü öne çıktı. Bu yaklaşım, Türkiye-İsrail ilişkilerindeki rekabetin yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı olmadığını; Suriye, İran ve bölgesel nüfuz mücadelesiyle de bağlantılı olduğunu savunuyor.
Alıntının bağlamı kesinleşmedi
Türkiye’nin Rusya gibi bölge dışından gelip askeri üs kurarak ayrılan bir aktör olmadığı yönündeki karşılaştırma da Yanarocak’a atfedilen sözlerin bir parçası olarak aktarılıyor. Bu karşılaştırma, askeri üsler ile tarihsel ve siyasi nüfuz arasındaki farkı vurgulayan bir uzman yorumu niteliğinde; kapsamlı ve nesnel bir ülke karşılaştırması olarak değerlendirilemez.
İfadelerin hangi programda veya röportajda, hangi tarihte söylendiği bağımsız olarak tespit edilemedi. Ayrıca alıntının "Türkiye burada kalacak ve varlığını" sözleriyle kesilen bölümünün devamı bilinmediği için eksik cümle tamamlanmıyor ve anlamı tahmin edilmiyor.