İstanbul'un Tophane semtinde faaliyet gösteren bir restoran, Afrika mutfağını Türk müşterilere tanıtırken iki mutfak arasındaki ortak yönlere dikkat çekiyor. Restoran sahibi Khodia M'Baye ve Türk müdür Ceren Mansuroğlu, Afrika yemeklerinin Türk damak tadına sanıldığı kadar uzak olmadığını belirtti.
Restoran fikri yaklaşık 10 yıl önce ortaya çıktı
Yaklaşık 15 yıldır Türkiye'de yaşayan Senegalli Khodia M'Baye, Türklerin Afrika yemeklerini keşfedebileceği bir mekân oluşturma fikrinin yaklaşık 10 yıl önce ortaya çıktığını söyledi. Cihangir ve Taksim'e yakınlığı nedeniyle Tophane'yi tercih ettiklerini anlatan M'Baye, restoranı Kovid-19 salgını döneminde açtıklarını belirtti.
Restoranın ilk döneminde müşterilerin çoğunluğunu turistler oluşturdu. Zamanla Türk müşterilerin ilgisinin de arttığını belirten M'Baye, Afrika ve Türk mutfağında balık, tavuk ve et tüketilmesi nedeniyle iki mutfağın birbirinden uzak olmadığını ifade etti.
M'Baye, "Baharatlarda bazı farklılıklar olabilir ancak Afrika mutfağında da Türk mutfağında da balık, tavuk ve et tüketiliyor. Bu nedenle iki kültürün yemekleri aslında birbirinden çok uzak değil." dedi.
Fufu farklı bir deneyim sunuyor
Afrika mutfağında mısır unundan hazırlanan ve çeşitli soslarla birlikte elle tüketilen fufunun Türk müşteriler için farklı bir deneyim olabileceğini belirten M'Baye, restoranın farklı yemekleri tanıtmayı amaçladığını söyledi.
Restoranın Türk çalışanlarla ve yerel tedarikçilerle işbirliği yaptığını aktaran M'Baye, balık, pirinç ve diğer temel gıda ürünlerini Türkiye'deki tedarikçilerden temin ettiklerini belirtti. Bazı özel malzemelerin ise Afrika'dan getirildiğini ifade eden M'Baye, bu ürünler arasında plantain olarak bilinen yemeklik muzun da bulunduğunu kaydetti.
Mafe ve yassa Türk müşterilere öneriliyor
Restoranın Türk müdürü Ceren Mansuroğlu, Afrika yemeklerine yönelik ön yargıların bulunduğunu ancak yemekleri deneyen müşterilerin düşüncelerinin değiştiğini söyledi. Mansuroğlu, kendisinin de başlangıçta Afrika yemeklerinin Türk damak tadına uygun olmayacağını düşündüğünü anlattı.
Mansuroğlu, "İlk başta ben de ön yargılıydım ancak yemekleri denedikten sonra gerçekten çok benzer yönleri olduğunu gördüm. Afrika yemekleri, aslında Anadolu mutfağına benziyor." ifadelerini kullandı.
İki mutfak arasında baharat ve soslar dışında benzerlikler bulunduğunu belirten Mansuroğlu, Afrika yemeklerinin de Türk mutfağındaki yahni ve tencere yemekleri gibi ağır ağır pişirildiğini anlattı. Fıstık ezmesi, et ve sebzelerle hazırlanan mafenin yahni kültürüne benzediğini söyleyen Mansuroğlu, karamelize soğanla hazırlanan yassanın da Türk damak tadına yakın olduğunu ifade etti.
Türk müşterilere ilk olarak alışık oldukları lezzetlere yakın yemekleri önerdiklerini belirten Mansuroğlu, mafe, yassa ve Senegal'in geleneksel yemeklerinden çepinin en çok tavsiye edilen yemekler arasında yer aldığını söyledi.
Mansuroğlu, Senegal mutfağındaki pastel adlı hamur işinin Eskişehir'in çiğ böreğine benzediğini, hibiskus çiçeğinden hazırlanan bissap ile zencefilli içeceklerin de restoranın öne çıkan ürünleri arasında bulunduğunu anlattı.
Restoran müşterileri bir araya getiriyor
Türk müşterilerin sayısının zamanla arttığını belirten Mansuroğlu, ön yargıyla gelen müşterilerden yemekleri denedikten sonra olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi. "Genellikle ön yargıyla geliyorlar ama yemekleri denedikten sonra ‘İyi ki gelmişiz.’ diyen çok oluyor. Bunun için çok mutluyuz." dedi.
Mansuroğlu, restoranın yalnızca yemek yenilen bir yer olmadığını, Türk ve Afrikalı müşterilerin aynı ortamda tanışma fırsatı bulduğunu belirtti. Türk ve Afrikalı müşterilerin restoranda sohbet ederek arkadaş olarak ayrıldıklarını gördüklerini ifade etti.