Marvel Sinematik Evreni, Avengers: Endgame sonrasında kolay bir döneme girmedi. Serinin yeniden kurulması gerekirken, hem hayran ilgisi hem de Disney+ içerik takvimi daha fazlasını zorladı. Bu da dördüncü fazı, bir yandan büyük beklentilerin, bir yandan da peş peşe gelen riskli denemelerin dönemi haline getirdi.
Dördüncü faz; yedi film, sekiz dizi ve iki özel yapımla birlikte, serinin en kalabalık ve en dağınık dönemlerinden biri olarak öne çıktı. Buna rağmen bazı yapımlar, aradan geçen sürede serinin en unutulmaz ve en tuhaf anlarıyla yeniden değer kazandı.
Öne çıkanlar
- Endgame sonrası Marvel, yeni bir denge kurmaya çalıştı.
- Dördüncü fazda çok sayıda film, dizi ve özel yapım izlendi.
- Bazı sahneler ilk anda garip karşılansa da zamanla serinin simgesel anları arasına girdi.
- İzleyicilerin en çok konuştuğu anlar, serinin en sıradışı tercihlerini ortaya koydu.
Ray Winstone’un aksanı hâlâ konuşuluyor
Black Widow filmindeki Dreykov karakterini canlandıran Ray Winstone’un aksanı, serinin en çok tartışılan unsurlarından biri oldu. Karakterin Rusça tınısı beklenirken ortaya çıkan aksan, izleyiciler için alışılmışın dışında bir sonuç yarattı.
Yazıda, bu tercih yıllar sonra bile eğlenceli bulunan bir ayrıntı olarak ele alınıyor. Filmdeki performans, kötü ya da tuhaf diye anılsa da serinin hafızasında kalıcı bir yer edindi.
Harry Styles sürprizi beklentiyi havada bıraktı
Eternals’ın jenerik sonrası sahnesi, Harry Styles’ın canlandırdığı Starfox karakteriyle büyük bir merak uyandırdı. Ancak bu tanıtım, sonrasında geniş bir devam hattına dönüşmedi.
Yazı, bu sahneyi dördüncü fazın en belirgin ama en karşılıksız hamlelerinden biri olarak görüyor. Sahne, kısa süreli bir heyecan yarattı fakat hikâye açısından kalıcı bir karşılık üretmedi.
Starfox’a eşlik eden Pip the Troll karakteri de görsel tercihleriyle dikkat çekti. Metin, bu bölümün Marvel’ın iddialı ama dengesiz denemeleri arasında sayılabileceğini vurguluyor.
Stormbreaker ve Mjolnir’e yüklenen mizah
Thor: Love and Thunder filminde Thor’un silahlarla kurduğu ilişki, filmin en tartışmalı ama aynı zamanda en eğlenceli detaylarından biri olarak öne çıkıyor. Thor’un Stormbreaker’a sanki kıskanıyormuş gibi davranması, mizahın bilinçli biçimde uç noktaya taşındığı bir an olarak anlatılıyor.
Bu bölümde, silahların neredeyse canlı varlıklar gibi düşünülmesi, filmin absürt tonunu güçlendiren bir tercih olarak değerlendiriliyor. Yazı, bu mizahın bazı izleyiciler için fazla kaçtığını, bazıları içinse filmin keyifli yanlarından biri olduğunu ima ediyor.
Shang-Chi’de ejderha sahnesi
Shang-Chi and the Legend of the Ten Rings’in finalinde dev bir ejderhanın ortaya çıkması, yazıya göre serinin en çılgın anlarından biri. Bu bölümde kahramanın yeniden güç kazanması ve final çatışmasının büyümesi, görkemli bir kaos duygusu yaratıyor.
Metin, bu sahnenin öncesinde Trevor Slattery’nin beklenmedik geri dönüşüne ve bir otomobil markasının belirgin şekilde görünmesine de dikkat çekiyor. Böylece final, hem büyük ölçekli bir fantastik sahne hem de tuhaf ayrıntıların birleşimi olarak sunuluyor.
Moon Knight’ın Kahire savaşı
Moon Knight dizisinin finalinde Marc Spector ile Arthur Harrow arasındaki mücadele, Mısır tanrılarının devasa bir çatışmaya dönüşmesiyle zirveye ulaşıyor. Khonshu ve Ammit’in gökyüzü altında devasa boyutlara ulaşıp savaşması, serinin en büyük görsel anlarından biri olarak öne çıkıyor.
Yazı, bu kaiju benzeri çatışmanın ardından Marvel evreninde bir daha neredeyse hiç anılmamasını da işaret ediyor. Buna rağmen sahne, dizi tarihinin en gösterişli ve en tuhaf anlarından biri olarak yerini koruyor.
Doctor Strange bölümünde kırmızı tonlar
Doctor Strange in the Multiverse of Madness da dördüncü fazın absürt anları arasında anılıyor. Yazı, filmdeki bazı tercihlere duyulan rahatsızlığın yalnızca anlatısal değil, sahne ve ton düzeyinde de hissedildiğini söylüyor.
Bu bölüm, dördüncü fazın temel özelliğini bir kez daha hatırlatıyor: Marvel, bu dönemde güvenli formüllerden uzaklaşıp sürekli yeni şeyler denedi. Sonuç her zaman kusursuz olmadı, ancak ortaya çıkan garip anlar serinin en çok konuşulan parçalarına dönüştü.
Bağlam: Dördüncü faz, Marvel’ın eski düzenini geride bırakıp yeni karakterler, yeni tonlar ve daha riskli fikirlerle yol aradığı dönem olarak öne çıktı. Bu yüzden bazı sahneler ilk bakışta dağınık görünse de bugün serinin en unutulmaz tuhaflıkları arasında anılıyor.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, dördüncü fazın yalnızca iniş çıkışlardan ibaret olmadığı görülüyor. Serinin bu dönemi, büyük beklentilerle absürt fikirlerin aynı anda dolaşıma girdiği, Marvel tarihinin en renkli ama en dengesiz sayfalarından biri olarak hatırlanıyor.