Washington’da düzenlenen Atlantik Konseyi Global Enerji Forumu’nda küresel enerji dengeleri, arz güvenliği ve yeni yatırım alanları ele alındı. İran’daki savaşın ve enerji arzına yönelik güvenlik risklerinin masaya yatırıldığı forumda, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören de konuşma yaptı.
Ören, küresel enerji talebinin hızla değiştiğini, petrol ve doğal gazın önemini koruduğunu ancak elektrik ihtiyacının farklı bir ölçeğe taşındığını söyledi. Yapay zekâ, veri merkezleri ve teknolojik büyümenin şebekeden kesintisiz, 7/24 baz yük elektrik talep ettiğini vurgulayan Ören, gelecekte elektrik talebinin bugünkü petrol talebine benzer bir ağırlık kazanacağını ifade etti.
Enerji güvenliği haritasında kırılma
Ören, dünyada şu anda iki ana başlığın öne çıktığını belirtti: talep ve enerji güvenliği haritası. Mevcut petrol ve gaz krizinin yalnızca üretim değil, arzın ne kadar hızlı ve hangi koşullarda eski seviyelere dönebileceği sorusunu da öne çıkardığını söyledi.
Bu çerçevede Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan, ardından İran ve Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerle derinleşen sürecin, küresel piyasaları arzın dayanıklılığına odakladığını dile getirdi. Katar gibi üretim noktalarında oluşabilecek hasarların da arzın yeniden toparlanma sürecini etkileyebileceğini anlattı.
Orta Asya ve Kırgızistan yatırımları
Ahmet Mücahid Ören, İhlas Holding’in özellikle hidroelektrik başta olmak üzere enerji yatırımları yaptığını ve Orta Asya’da güçlü bir potansiyel gördüklerini söyledi. Kırgızistan’da yürütülen projelerin, gelecekteki enerji stratejileri açısından etkili olacağını belirtti.
Ören’e göre ucuz elektriğin üretilebildiği bölgeler, yeni enerji talebinin karşılanmasında kritik rol oynayacak. Bu nedenle yenilenebilir enerji ve hidroelektrik yatırımlarını, büyüyen talebe verilecek en uygun yanıt olarak tanımladı.
Orta Asya’da planlama aşamasında yaklaşık 43 gigavatlık hidroelektrik ve yenilenebilir enerji projesi bulunduğunu, Kırgızistan’da ise planlanan 10 gigavatlık hidroelektrik proje olduğunu aktardı. Bu rakamların bölgenin enerji haritasını yeniden şekillendirebilecek büyüklükte olduğunu söyledi.
Veri merkezleri üretim noktalarına yaklaşıyor
Ören, petrol ve gaz altyapısının kolay taşınamadığını ancak yeni enerji üretim kaynaklarının devreye girme hızının farklı bir tablo yarattığını ifade etti. Buna göre veri merkezleri ve yapay zekâ şirketleri, fabrikalarını elektriğin üretildiği yerlere daha yakın kurmaya başlayacak.
Şebeke üzerindeki yeni yükün ısınma, ulaşım ya da hava yollarından değil, doğrudan bilişim dünyasından geleceğini söyleyen Ören, güç talebinin her 18 ayda bir ikiye katlandığına dikkat çekti. Küresel şebeke üzerine her yıl Japonya’nın yıllık toplam tüketimi kadar yeni yük bindiğini de dile getirdi.
CASA-1000 ve bölgesel koridor
Ören, Orta Asya’da Kırgızistan’dan başlayıp Orta Koridor boyunca uzanan CASA-1000 adlı büyük bir bölgesel elektrik şebeke projesini de gündeme getirdi. Afganistan üzerinden geçen iletim hattının şu ana kadar yaklaşık yüzde 80 oranında tamamlandığını söyledi.
Bu hattın bölgedeki üretim projelerini destekleyecek şekilde coğrafya boyunca enerji iletimi sağlayacağını belirten Ören, Batı’nın Orta Asya’ya ilgisinin giderek arttığını ve bunun yatırımları da hızlandırdığını ifade etti. Kalkınma finansmanı kuruluşları ile uluslararası kurumların artık çalışmalarının önemli bölümünü bölgeye ayırdığını söyledi.
ABD ve Avrupa’nın ilgisi artıyor
Ören, geçtiğimiz yıl ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Asya ülkelerinin devlet başkanlarını ağırlamasıyla bu ilgide belirgin bir artış başladığını dile getirdi. Kazakistan ve Kırgızistan’daki zirvelerin ardından ABD kurumlarının görev tanımlarının güncellendiğini ve stratejik odaklarının Orta Asya’ya kaydığını söyledi.
Avrupa Komisyonu’nun da Orta Asya için büyük bir hibe ve teşvik programı açıkladığını belirten Ören, küresel enerji merkezinin giderek Asya’ya doğru kaydığını savundu. Ona göre yeni dönemde enerji üretimi, dijitalleşme ve yatırım koridorları aynı eksende buluşuyor.