Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda ve TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) liderliğinde düzenlenen 6. Ulusal Arktik Bilim Seferi (TASE-VI) tamamlandı. Sefer kapsamında 12 bilim insanı, oşinografi, biyoloji, kimya, atmosfer dinamiği, meteoroloji, jeodezi ve uydu sistemleri gibi alanlarda 12 bilimsel proje yürüttü.
Arjantin, Bulgaristan ve Uruguay'dan üç yabancı bilim insanının da davet edildiği ekip, gemiyle 82. Kuzey enlemine ulaştı. Çalışmalar, Küresel İklim Değişikliği, tehdit altındaki ekosistemler ve insan faaliyetlerinin etkileri gibi öncelikli konulara odaklanan Ulusal Kutup Araştırmaları Stratejisi çerçevesinde yürütüldü.

İklim değişikliğinin deniz canlılarına etkisi incelendi
İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü'nden Prof. Dr. Denizhan Vardar, ekibin iklim değişikliğinin deniz tabanındaki canlı organizmalar üzerindeki etkisini araştırdığını söyledi. Vardar, "TÜBİTAK 1001 kutup araştırmaları projelerine başvurduk ve projemiz kabul edildi. Bu sayede buraya geldik. Çalışmamızın iki önemli ayağı var. Birincisi, 28 deniz tabanı noktasından görüntü alıyor ve yüzeyin canlı organizmalarla kaplanma durumunu inceliyoruz. Ayrıca su altı robotları ve dronlar yardımıyla bu organizmaların ortaya çıktığı ve kaybolduğu bölgelerin sınırlarını belirliyoruz" dedi. Bilim insanı, buzul önü bölgeler gibi kritik alanlarda da su altı dronlarıyla çekim yaptıklarını belirtti.
Nanomalzemeler uzay koşullarına yakın ortamda test edildi
İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Filiz Altay, araştırmalarının temel olarak nanoteknoloji uygulamalarıyla ilgili olduğunu ve bunun daha sonra uzay araştırmalarına ilgi doğurduğunu anlattı. TÜBİTAK KARE tarafından onaylanan projenin iki bölümden oluştuğunu belirten Altay, "Projenin ilk bölümünde laboratuvarda ürettiğimiz nanomalzemelerin uzay koşullarındaki kararlılığını belirlemek istiyoruz. İkinci bölümde ise bu bölgede yaşayan balıklardan hücreler arası iletişimi sağlayan kesecikler olan eksozomları elde etmeye çalışıyoruz" diye konuştu.

Sağlık ekibi sefer boyunca hazır bulundu
Seferin başkan yardımcısı ve sağlık uzmanı Doç. Dr. Bengüsu Mirasloğlu, görevinin katılımcıların olası acil durumlarına, hastalıklarına ve ani sağlık sorunlarına müdahale etmek olduğunu söyledi. Mirasloğlu, seferin sağlık hazırlıklarının yola çıkmadan çok önce başladığını, tüm katılımcıların ayrıntılı sağlık kontrollerinden ve testlerden geçtiğini belirtti. "Bu kontrollerin amacı olası sağlık risklerini önlemek, hastalıklara karşı önlem almak ve gerektiğinde tedavi sağlamaktır" dedi. Mirasloğlu, sefer öncesinde katılımcılara özel eğitim verildiğini ve temel tıbbi yardım konusunda bilgilendirildiklerini, sefer sırasında ciddi bir sağlık sorunuyla karşılaşmadıklarını sözlerine ekledi.
Svalbard Adası iklim değişikliğini anlamak için kritik öneme sahip
Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü'nden araştırmacı Özkan Özel, TÜBİTAK KARE KUTUP-1001 programı kapsamında projesinin onaylanmasının ardından sefere katıldığını ifade etti. Özel, "Yürüttüğümüz araştırmalar büyük önem taşıyor. Svalbard Adası'nın seçilmesi, atmosferik süreçlerin deniz ve okyanus sularıyla etkileşime girdiği eşsiz yerlerden biri olması nedeniyle küresel iklim değişikliğinin sonuçlarını anlamak açısından özellikle önemli" dedi. Bölgenin tatlı ve tuzlu suların buluştuğu bir doğal laboratuvar olduğunu vurgulayan Özel, yaklaşık üç yıldır aynı bölgede ve aynı noktalarda araştırma yapmalarının buzulların erime süreci, yok olma hızı ve iklim değişikliğinin etkileri hakkında önemli veriler elde etmelerini sağlayacağını, bu araştırmaların geleceğe yönelik tahminlerin geliştirilmesine katkı sunacağını düşündüklerini söyledi.

Hassas konumlandırma teknolojileri test edildi
Gebze Teknik Üniversitesi Jeodezi Mühendisliği Bölümü'nden araştırma görevlisi Emre Bozdoğan, seferin Tromsö'deki başlangıç noktasından itibaren ekibin farklı amaçlara yönelik üç GNSS alıcısı ve anteniyle veri topladığını bildirdi. Bozdoğan, "Projemizin amacı, Arktik koşullarında farklı GNSS konumlandırma teknolojilerinin etkinliğini test etmek. Ayrıca, sinyal kesintileri ve GNSS düzeltmelerinden kaynaklanan veri kayıplarının, geliştirdiğimiz kinematik VRS teknolojisi tabanlı konumlandırma yazılımı ile giderilip giderilemeyeceğini araştırıyoruz" dedi. Projenin hem Türkiye hem de dünya bilimsel literatürü için GNSS alanında sürekli konum belirleme imkanı sağlamayı hedeflediğini sözlerine ekledi.
Öğrenciden kutup tutkusu
İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Murat Cürebal, GNSS sistemlerinde yüksek hassasiyetli konumlandırma yöntemlerinin analizini ve karşılaştırmasını yaptığını belirtti. Cürebal, "Projem TÜBİTAK yarışması kapsamında kabul edildi. Kutup bölgelerine ilgim daha öğrenciliğimin ilk yıllarından beri vardı. Buraya gelebildiğim için mutluyum. Gelecekteki birçok sefere katılmayı umuyorum. Çok heyecanlı ve mutluyum" ifadelerini kullandı.