Lübnan’ın güneyinde yer alan Beyfort Kalesi ile Sur’daki koruma altındaki arkeolojik alanlar, son günlerde düzenlenen İsrail saldırılarının ardından yeniden gündemin merkezine oturdu. UNESCO, ICOMOS Lübnan ve Lübnan Kültür Bakanlığı, bölgede hasar doğrulandığını belirterek acil uyarılar yayımladı.
ICOMOS Lübnan, 8 Haziran’da yayımladığı açıklamada Sur kentinin girişindeki vurulan bölgeye dikkat çekti. Açıklamada, saldırının Dünya Mirası statüsündeki alanda ağır endişe yarattığı ve kültürel varlıkların askeri amaçlarla kullanılmaması gerektiği vurgulandı.
Kuruma göre saldırılar, giriş bölümü, idari yapılar ve arkeolojik depoları etkiledi. Güvenlik koşulları nedeniyle arkeolojik dokudaki tüm zararın henüz tam olarak değerlendirilemediği, ancak doğrudan hasarın doğrulandığı ifade edildi.
UNESCO ise 9 Haziran itibarıyla desteğini artırdığını bildirdi. Kuruluş, Sur, Beyfort Kalesi ve Şama’ Kalesi gibi gelişmiş koruma altındaki alanlarda hasarın doğrulandığını, başka koruma altındaki noktalara yakın bölgelerde de saldırıların rapor edildiğini açıkladı.
Lübnan Kültür Bakanı Gassan Salameh, 5 Haziran’da UNESCO Genel Direktörü Halid el-Enani’ye bir mektup göndererek Beyfort Kalesi’nin yıkımdan korunması için acil müdahale talep etti. Salameh, İsrail güçlerinin 31 Mayıs’ta kaleyi ele geçirmesinin ardından yapının ciddi bir tehdit altında olduğunu yazdı.
Salameh mektubunda, ilgili taraflarla temas kurulmasını ve kalenin yok edilmesini önlemek için uluslararası mekanizmaların devreye sokulmasını istedi. Sessizlik ya da gecikmenin, uluslararası hukukla korunan kültürel miras için geri döndürülemez sonuçlar doğurabileceğini savundu.
Beyfort Kalesi, 12. Yüzyıldan kalma bir Haçlı kalesi olarak Lübnan’ın güneyindeki çatışmanın simgelerinden biri kabul ediliyor. T. E. Lawrence’ın 1909’daki Levant yolculuğunda ziyaret ettiği yapı, yüzyıllar boyunca farklı güçlerin eline geçti ve stratejik tepe konumu nedeniyle defalarca el değiştirdi.
Kale, 1982 Lübnan Savaşı sırasında İsrail’in kontrolüne geçmişti. Daha sonraki yıllarda ise Hizbullah ve Amal’a ait bayrakların dalgalandığı bir sembol haline geldi.
İsrail ordusu sözcüsü Effie Defrin, 7 Haziran’daki açıklamasında bölgenin Hizbullah’ın kuzey İsrail’deki topluluklara yaklaşık 400 füze fırlattığı stratejik bir alan olduğunu söyledi. Defrin, İsrail güçlerinin kaya içine oyulmuş büyük bir yeraltı altyapı ağını da dağıttığını ileri sürdü.
Lübnan Eski Eserler Genel Müdürlüğü ise bu anlatımı reddetti. Kurum, dolaşıma giren harita ve videolarda gösterilen Hizbullah altyapısının kaleden uzak olduğunu ve arkeolojik kompleksle bağlantı taşımadığını belirterek, bu tür iddiaların tarihi alana yönelik saldırıları meşrulaştırmak için kullanılabileceği uyarısında bulundu.
Beyfort Kalesi, Lübnan Kültür Bakanlığı’nın koruması altında 2000 yılından bu yana restore ediliyor, yeniden inşa ediliyor ve kamusal ziyarete açılması için hazırlanıyor. UNESCO, 2024’te yapıya olağanüstü miras değeri nedeniyle gelişmiş koruma statüsü vermişti.
İsrailli arkeolog ve kültürel miras kuruluşu Emek Shaveh’in yürütme direktörü Alon Arad ise kalenin tarih boyunca askeri bir simgeye dönüştürüldüğünü söyledi. Arad, bir miras alanı taraflardan biri için sembole dönüştüğünde çatışmada meşru hedef gibi görülebildiğini, bunun da uluslararası hukukun kültürel varlıkların askeri alanlara çevrilmesini neden yasakladığını gösterdiğini ifade etti.