Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Al Jazeera’nın “Al Muqabala” programı kapsamında gazeteci Ali Al-Dhafiri’ye verdiği özel röportajda Türkiye’nin bölgesel güvenlik politikası ve Orta Doğu’daki yeni dengelere ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Röportajın en önemli başlıklarından biri, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın geleceği oldu.
Erdoğan, anlaşmanın yalnızca üç ülkeyle sınırlı olmadığını ve yeni ülkelerin katılımına açık olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Mısır’ın anlaşmaya katılmasının mümkün olduğunu belirterek, Kahire’nin yeni savunma yapılanmasına dahil olabileceğine yönelik Ankara’dan şimdiye kadarki en dikkat çekici mesajlardan birini verdi.
ERDOĞAN: MISIR’IN KATILMASI MÜMKÜN
Al Jazeera’nın yayımladığı röportaj bölümüne göre Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın gelecekte genişleyebilecek bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.
Erdoğan, Mısır’ın olası katılımını da anlaşmanın genişlemesine ilişkin seçeneklerden biri olarak değerlendirdi.
Bu açıklama özellikle Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin son yıllarda yeniden normalleşmesi ve iki ülke arasındaki askeri ve diplomatik temasların artması nedeniyle önem taşıyor.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati de Kahire’nin olası katılımının ciddi biçimde değerlendirildiğini, ancak bunun Mısır’ın anayasal ve hukuki yükümlülükleri açısından dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi.
MEKKE ANLAŞMASI ÜÇ ÜLKEYİ ORTAK SAVUNMADA BULUŞTURDU
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan yeni savunma mekanizması, üç ülkenin bölgesel güvenlik alanındaki iş birliğini önemli ölçüde ileri taşıyor.
Anlaşmanın temel maddelerinden biri, taraflardan birine gerçekleştirilecek silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış sayılması prensibine dayanıyor.
Bu nedenle anlaşma uluslararası basında NATO’nun 5. maddesine benzetildi.
Ancak Pakistanlı yetkililer, yeni mekanizmanın doğrudan bir “bölgesel NATO” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ve belirli bir ülkeye karşı kurulmadığını vurguladı.
Erdoğan ise anlaşmanın dünyaya önemli bir mesaj verdiğini belirtti.
MISIR KATILIRSA DÖRT ÜLKEYİ KAPSAYAN YENİ BİR SAVUNMA EKSENİ OLUŞABİLİR
Mısır’ın olası katılımı, mevcut üçlü yapının askeri ve jeopolitik ağırlığını önemli ölçüde artırabilir.
Türkiye NATO’nun en büyük ordularından birine sahipken, Pakistan nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke konumunda. Suudi Arabistan ise Körfez’in en önemli askeri ve ekonomik güçlerinden biri.
Mısır’ın da yapıya katılması halinde Doğu Akdeniz, Kızıldeniz, Körfez ve Güney Asya’ya uzanan dört büyük bölgesel aktör aynı savunma mekanizmasında yer almış olacak.
Ancak Mısır’ın üyeliği şu anda kesinleşmiş bir karar değil. Erdoğan bunu olası bir genişleme seçeneği olarak dile getirirken Kahire tarafı konunun değerlendirilmekte olduğunu belirtiyor.
GAZZE, SURİYE VE LÜBNAN DA RÖPORTAJIN GÜNDEMİNDE
Erdoğan’ın Al Jazeera röportajı yalnızca Mekke Anlaşması’yla sınırlı kalmadı.
Cumhurbaşkanı, Gazze, Suriye ve Lübnan’daki gelişmeler hakkında da Türkiye’nin tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
Erdoğan, Ankara’nın bölgedeki krizlerle karşı karşıya kalan ülkeleri yalnız bırakmayacağı mesajını verdi.
Özellikle Suriye konusunda Türkiye’nin komşusunun yeniden istikrarsızlığa sürüklenmesine seyirci kalmayacağını vurguladı.
Al Jazeera’nın röportaja ilişkin yayımladığı ilk bilgilerde Erdoğan’ın Suriye ve Gazze’nin yalnız bırakılmayacağını vurguladığı aktarılıyor.
LÜBNAN İÇİN TRUMP’LA GÖRÜŞTÜĞÜNÜ AÇIKLADI
Röportajdaki dikkat çekici açıklamalardan biri de Lübnan konusunda geldi.
Erdoğan, İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarının Türkiye açısından ciddi endişe kaynağı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye gerçekleştirdiği son ziyaret sırasında Lübnan’daki savaşın sona erdirilmesi gerektiğini Trump’a ilettiğini de açıkladı.
Erdoğan, Washington’ın çatışmaların sona erdirilmesinde önemli bir rol oynayabileceğine işaret etti.
HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN ANKARA’NIN ÖNCELİĞİNİ AÇIKLADI
Al Jazeera röportajında gündeme gelen bir diğer önemli konu Hürmüz Boğazı oldu.
Erdoğan, stratejik su yolunun yeniden açılmasının Türkiye açısından öncelikli konulardan biri olduğunu söyledi.
Hürmüz Boğazı, Körfez ülkelerinin petrol ve doğal gaz ihracatı açısından dünyanın en kritik deniz yollarından biri konumunda.
Erdoğan, boğazdaki mevcut durumun devam etmesinin hiçbir tarafın yararına olmadığını belirterek, ulaşımın yeniden normalleşmesinin önemine dikkat çekti.
KATAR’IN ARABULUCULUK ROLÜNE ÖVGÜ
Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgedeki diplomatik girişimlere ilişkin değerlendirmesinde Katar’ın rolüne de özel olarak değindi.
Erdoğan, Doha yönetiminin bölgesel çatışmaların sona erdirilmesi ve gerilimin düşürülmesi amacıyla yürütülen arabuluculuk faaliyetlerine önemli katkılar sağladığını belirtti.
Katar son yıllarda Gazze başta olmak üzere çeşitli bölgesel krizlerde taraflar arasında müzakere kanallarının oluşturulmasında önemli bir diplomatik aktör haline geldi.
Erdoğan’ın açıklamaları Ankara’nın Katar’ın bu rolüne desteğini sürdürdüğünü gösterdi.
ERDOĞAN’DAN AB KONUSUNDA DİKKAT ÇEKEN MESAJ
Röportajın Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini ilgilendiren en önemli bölümlerinden biri ise Avrupa Birliği oldu.
Erdoğan, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi üyeliğe kabul etme konusunda istekli görünmediğini belirterek AB üyeliğinin artık Türkiye açısından bir öncelik olmadığını söyledi.
Türkiye 1999 yılından bu yana AB’ye aday ülke statüsünde bulunuyor ve resmi katılım müzakereleri 2005 yılında başladı.
Ancak üyelik süreci uzun süredir fiilen durmuş durumda.
Erdoğan’ın son açıklaması, Ankara’nın AB üyeliğine yönelik yaklaşımında gelinen noktayı gösteren güçlü bir siyasi mesaj niteliği taşıyor.
“AVRUPA KAYBEDEN TARAF OLACAK” MESAJI
Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye’yi dışarıda bırakmasının sonuçlarına ilişkin de dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu.
Cumhurbaşkanı, mevcut yaklaşımın devam etmesi halinde kaybeden tarafın Avrupa olacağını savundu.
Bu açıklama, Türkiye’nin son dönemde Körfez ülkeleri, Pakistan, Mısır ve diğer bölgesel güçlerle geliştirdiği yeni diplomatik ve güvenlik mekanizmalarıyla birlikte değerlendirildiğinde ayrıca önem taşıyor.
ANKARA’NIN YENİ BÖLGESEL GÜVENLİK STRATEJİSİ
Erdoğan’ın Al Jazeera’ya verdiği röportajın genel çerçevesinde Türkiye’nin dış politika önceliklerinin giderek bölgesel güvenlik mekanizmalarına yöneldiği görülüyor.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması bu politikanın en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı aynı savunma mekanizması altında buluşturan anlaşmanın Mısır gibi başka ülkelerin katılımıyla genişlemesi halinde Orta Doğu’daki güvenlik dengeleri üzerinde önemli etkiler yaratması mümkün.
Ancak bu aşamada genişleme konusunda kesinleşmiş yeni bir üyelik bulunmuyor.
Erdoğan’ın açıklaması, Ankara’nın Mısır’ın katılımına siyasi olarak açık olduğunu gösteriyor.
TAM RÖPORTAJ PAZAR AKŞAMI YAYINLANACAK
Al Jazeera, Erdoğan’ın Ali Al-Dhafiri’ye verdiği özel röportajın tamamının “Al Muqabala” programında pazar akşamı yayımlanacağını duyurdu.
Şu ana kadar yayımlanan bölümler, röportajın Mekke Savunma Anlaşması'ndan Mısır’a, Gazze'den Suriye ve Lübnan'a, Hürmüz Boğazı'ndan Türkiye-AB ilişkilerine kadar geniş bir dış politika gündemini kapsadığını gösteriyor.
Özellikle Erdoğan’ın Mısır’ın Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan savunma mekanizmasına katılabileceğini açık biçimde dile getirmesi, röportajın şu ana kadar kamuoyuna yansıyan en önemli yeni mesajlarından biri oldu.
Tam röportaj yayımlandığında ise Erdoğan’ın bu başlıklar hakkındaki açıklamalarının ayrıntıları ve kendisine yöneltilen diğer sorular da ortaya çıkacak.