Askerlik borçlanması, emeklilik hesabında sanıldığından daha kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Sosyal güvenlik uzmanı Nergis Şimşek, çalışmaya başlamadan önce yapılan askerlik hizmetinin borçlanılması halinde sigortalılık başlangıcının borçlanılan süre kadar geriye çekildiğini anlattı.
Şimşek’e göre 2008 yılı ekim ayından sonra yapılan askerlik borçlanmaları hem prim gün sayısına ekleniyor hem de emekli aylığı hesabında dikkate alınıyor. Bu nedenle borçlanma yapılırken yalnızca ödenecek tutar değil, emekliliğe etkisi de birlikte değerlendirilmek zorunda.
EYT hesabında 6 aylık borçlanma yeterli olabilir
Şimşek, sigorta başlangıcı 1 Mart 2000 olan ve 1998-1999 yılları arasında 240 gün askerlik yapan bir sigortalı örneği üzerinden değerlendirme yaptı. EYT kapsamına girebilmek için başlangıcın 8 Eylül 1999 tarihinin öncesine çekilmesi gerektiğini, bu nedenle 240 gün yerine 180 günlük askerlik borçlanmasının yeterli olabileceğini belirtti.
Bu hesaplamaya göre 6 aylık borçlanma sonrasında sigorta başlangıcının 1 Eylül 1999’a çekilebileceği ve böylece EYT kapsamına girilebileceği ifade edildi. Şimşek, bu durumda 4/a kapsamında emeklilik şartlarının 25 yıllık sigortalılık süresi ve en az 5 bin 975 prim günü olduğunu kaydetti.
Örnekteki sigortalının mevcut durumda 4 bin 656 prim günü bulunduğu, 180 günlük askerlik borçlanması yapıldığında bu sayının 4 bin 836’ya çıkacağı aktarıldı. Emeklilik için gerekli 5 bin 975 güne ulaşmak için ise 1. 139 gün daha prim ödenmesi gerekeceği belirtildi.
Eksik günler isteğe bağlı sigortayla tamamlanabilir
Şimşek, çalışma imkânı bulunmayan sigortalıların eksik günlerini isteğe bağlı sigorta yoluyla tamamlayabileceğini söyledi. Ancak isteğe bağlı sigorta hizmetlerinin 4/b kapsamında değerlendirildiğini hatırlatarak, 4/a statüsünden emekli olabilmek için isteğe bağlı sigorta süresinin 1. 260 günden az olması gerektiğine dikkat çekti.
Bu ayrım, borçlanma sonrası kalan prim eksiğini kapatmak isteyenler için belirleyici oluyor. Çünkü yanlış planlama, kişinin beklediği emeklilik statüsünü değiştirebiliyor.
Borçlanma tutarı nasıl belirleniyor?
Şimşek, askerlik borçlanmasının asgari ve azami kazanç arasında istenen bir tutar üzerinden yapılabildiğini belirtti. Borçlanma miktarı seçilirken, hizmetin ait olduğu yıllardaki asgari ve azami kazanç oranlarının dikkate alınmasının önemli olduğunu vurguladı.
Şimşek’e göre kazancın oluşturulacağı yıldaki oranların daha düşük olması halinde, bu yöntemle daha az ödeme yapılarak daha yüksek aylık avantajı elde edilebiliyor. Bu nedenle borçlanmanın hangi dönem için ve hangi oranla yapılacağı, doğrudan maliyet farkı yaratıyor.
1999 ve 2000 için farklı oranlar avantaj sağlayabilir
180 günlük askerlik borçlanmasının 120 gününün 1999 yılının eylül-aralık dönemine, 60 gününün ise 2000 yılının ocak-şubat dönemine denk geldiği belirtildi. Şimşek, 1 Ocak 2026 itibarıyla askerlik borçlanma oranının yüzde 32’den yüzde 45’e yükseldiğini, günlük azami kazancın da asgari günlük kazancın 7,5 katından 9 katına çıkarıldığını hatırlattı.
Buna karşın, borçlanma sürelerinin ait olduğu 1999 ve 2000 yıllarında azami kazanç oranlarının farklı olduğunu söyledi. Şimşek, 1999’un ikinci yarısında bu oranın 1,61 kat, 2000’in ilk yarısında ise 3 kat olarak uygulanmasının daha avantajlı olacağını ifade etti.
Hesaplamaya göre 180 günlük askerlik borçlanmasının bugünkü azami kazanç üzerinden yapılması halinde toplam ödeme 802 bin 629 TL’ye ulaşıyor. Aynı sürenin, hizmetin ait olduğu yıllardaki oranlar dikkate alınarak borçlanılması durumunda ise 1999’a ait 120 gün için 95 bin 720,40 TL, 2000’e ait 60 gün için 89 bin 181 TL olmak üzere toplam tutar 184 bin 901,40 TL oluyor.
Şimşek, her iki yöntemin de emekli aylığına etkisinin aynı olacağını belirterek, aynı aylık için daha yüksek borçlanma bedeli ödenmesine gerek olmadığını vurguladı. Bu hesap, askerlik borçlanmasında zamanlama ve oran seçiminin emeklilik maliyetini ciddi biçimde değiştirebildiğini gösteriyor.