Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 23 Ağustos 2026’da Özbekistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret, Bakü ile Taşkent arasındaki ilişkilerde siyasi, ekonomik ve stratejik iş birliğinin ulaştığı seviyeyi ortaya koydu. Ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra Türk dünyası, Orta Asya’nın jeopolitiği ve Türkiye’nin bölgesel etkisi bakımından da değerlendirildi.
Siyasi güven ekonomik ortaklığa taşınıyor
Üçüncü Azerbaycan-Özbekistan Yüksek Devletlerarası Konseyi toplantısı çerçevesinde yapılan ziyarette yeni projeler başlatıldı, siyasi açıklamalar yapıldı ve çeşitli anlaşmalar imzalandı. İki ülke arasında imzalanan "Ebedi Dostluk Antlaşması", tarafların birbirlerinin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verecek eylemlere izin vermemesini öngörüyor.
Antlaşma ayrıca eğitim, ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, lojistik, bilgi ve iletişim teknolojileri ile uzay teknolojileri gibi alanlarda iş birliğinin geliştirilmesini kapsıyor. Anlaşmada, üçüncü ülkelerin topraklarının taraflardan birinin güvenliğini tehdit edecek biçimde kullanılmasına karşı ortak tutum da yer alıyor.
Azerbaycan’ın Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerinin son yıllarda siyasi ve stratejik açıdan güçlendiği değerlendiriliyor. Kırgızistan’la ittifak anlaşması imzalanması, Kazakistan’la ilişkilerin ittifak seviyesine ulaşması ve Türkmenistan’la savunma alanında anlaşma yapılması, Bakü’nün bölge politikasının daha kurumsal ve uzun vadeli bir çerçeveye yöneldiği şeklinde yorumlanıyor.
Bakü-Taşkent ilişkilerinin mevcut ivmesi 2022’de stratejik ortaklığın derinleştirilmesine yönelik anlaşmayla başladı. 2023’te Yüksek Devletlerarası Konseyin kurulması siyasi ilişkileri kurumsallaştırırken, 2024’te imzalanan süresiz ittifak anlaşması dış politika koordinasyonu, güvenlik istişareleri, savunma iş birliği, ortak tatbikatlar ve askeri uyumluluğun artırılmasını içerdi.
2023’te kurulan Azerbaycan-Özbekistan Yatırım Fonu, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin temel araçlarından biri olarak tasarlandı. Fonun portföyü 500 milyon dolar seviyesinde bulunurken, son ziyaret sırasında açıklanan ve imzalanan projelerin toplamının bu tutarı aştığı belirtildi. Özbekistan’ın turizm sektörüne 5 milyar dolar yatırım yapılması planı, ekonomik iş birliğindeki genişlemenin en dikkat çekici başlıklarından biri oldu.
Otomotiv sektöründe de ortaklık öne çıktı. Azerbaycan’ın Hacıgabul’daki projeye 80 milyon dolardan fazla yatırım yapması ve ikinci bir fabrika inşa etmesi, ticaretin yanı sıra üretim ve teknoloji transferinin de ilişkilerde ağırlık kazandığını gösteren gelişmeler arasında değerlendirildi.
Enerji iş birliği yeni bir boyut kazanıyor
Enerji sektörü, Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki ilişkilerin geleceği açısından başlıca alanlardan biri olarak öne çıktı. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın Özbekistan’daki faaliyetleri, petrol ve doğal gaz aramasının yanı sıra üretim, işleme, ticaret, lojistik ve perakende alanlarını kapsayan daha bütünleşik bir yapıya yöneliyor.
SOCAR, Özbekneftegaz ve BP’nin Üstyurt bölgesindeki altı yatırım bloğunda yürüttüğü jeolojik araştırma projesinde BP’nin payı yüzde 40, SOCAR ile Özbekneftegaz’ın payları ise yüzde 30’ar olarak belirlendi. Bölgede önemli petrol ve doğal gaz rezervleri bulunabileceğine ilişkin öngörüler, projenin Özbekistan’ın enerji güvenliği açısından taşıdığı potansiyele işaret ediyor.
Enerji alanındaki iş birliğinin Azerbaycan açısından hedefi yalnızca Özbekistan pazarına girmekle sınırlı görülmüyor. Hazar Denizi üzerinden geliştirilebilecek projelerle Azerbaycan’ın Orta Asya enerji kaynaklarını Avrupa pazarlarına ulaştıran bir transit ve enerji merkezi konumunu güçlendirebileceği değerlendiriliyor.
Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’ın enerji sistemlerinin koordinasyonu ile Hazar Denizi’nin altından yüksek gerilimli denizaltı kablosu döşenmesi, Orta Asya’nın yenilenebilir enerji potansiyelinin Avrupa’ya aktarılması için yeni imkanlar oluşturabilir. Projenin hayata geçirilmesi halinde Azerbaycan’ın ulaştırma koridoru olmasının yanı sıra enerji koridoru niteliğini de güçlendirebileceği öngörülüyor.
Kültürel ilişkiler stratejik ortaklığı destekliyor
Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki dil, tarih ve kültür ortaklıkları, siyasi ilişkilerin toplumsal temelini güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor. Özbekistan’ın işgalden kurtarılan Fuzuli kentinde Mirza Uluğ Bey adına okul açması ve Özbekistan’daki Nizami Gencevi Pedagoji Üniversitesinin yeni binalarla genişletilmesi, kültürel diplomasinin ilişkilerdeki rolünü ortaya koydu.
Her iki ülkenin ulusal dillerinin kullanımını desteklemeye yönelik adımlar da ortak kimlik ve ortak gelecek anlayışını güçlendiren gelişmeler olarak değerlendirildi. Bu çerçevede Bakü-Taşkent ilişkilerinin, iki ülke arasındaki devletlerarası çıkarların ötesinde Türk dünyasında daha geniş bir iş birliği zemini oluşturduğu ifade edildi.
Türkiye açısından olası etkiler
Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Cavid Veliyev’in değerlendirmesine göre, Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki yakınlaşmanın Türkiye açısından doğrudan stratejik sonuçları bulunuyor. Türk dünyasının güçlendirilmesi, Türkiye’nin dış politika öncelikleri arasında değerlendirilirken, Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki ulaştırma ve enerji bağlarının gelişmesi Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki transit konumunu destekleyebilir.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler stratejik ortaklık seviyesine ulaşırken, Türkiye-Özbekistan ilişkileri kapsamlı stratejik ortaklık yönünde ilerliyor. Ankara-Bakü-Taşkent hattının, Türk dünyasının ekonomik ve jeopolitik bütünleşme sürecinde önem kazanan üçlü bir yapı oluşturduğu değerlendiriliyor.
Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan arasındaki üçlü iş birliği mekanizması 2022’de Taşkent’te başladı ve 2025’te Ankara’da düzenlenen ikinci toplantıyla daha somut bir çerçeve kazandı. Taraflar ekonomi, ticaret, yatırım, ulaştırma ve lojistik alanlarında ortak eylem planı üzerinde uzlaşırken, Orta Koridor’un geliştirilmesini iş birliğinin temel başlıklarından biri olarak belirledi.
Orta Koridor’un Irak üzerinden Türkiye’ye uzanacak Kalkınma Yolu ile bağlantısının güçlendirilmesi, daha geniş bir Avrasya ulaştırma ağı oluşturabilir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin yalnızca Orta Asya ile Avrupa arasındaki ticarette transit ülke değil, aynı zamanda lojistik ve ticaret merkezi olma hedefini destekleyebilir.
İki ülke arasında imzalanan anlaşmaların ve açıklanan projelerin uygulanması, ilişkilerin geleceğini belirleyecek başlıca unsur olarak öne çıkıyor. Azerbaycan ile Özbekistan arasındaki siyasi güvenin ekonomik ve jeostratejik kapasiteye ne ölçüde dönüştürülebileceği, ortaklığın Türk dünyası, Orta Asya ve Avrupa arasındaki bağlantılara etkisini belirleyecek.