Türkiye’nin enerji ihtiyacının üçte ikisini ithal fosil yakıtlarla karşılaması, Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilimi doğrudan ekonomik bir riske dönüştürüyor. Yeni bir analiz, savaşın ardından yükselen petrol ve doğalgaz fiyatlarının Türkiye’nin enerji ithalat faturasına yıl sonuna kadar 14 milyar dolardan fazla ek yük getirebileceğini ortaya koydu.
İngiltere merkezli temiz enerji ve veri odaklı çalışan düşünce kuruluşu Ember’in cuma günü yayımladığı çalışmaya göre, fosil yakıt fiyatları 1 Mayıs 2026 seviyesinde kalırsa Türkiye’nin enerji ithalat faturası 2025’e kıyasla yıl sonuna kadar yaklaşık yüzde 30 artacak. Bu senaryoda toplam ek maliyetin 14 milyar dolara ulaşacağı hesaplandı.
Raporda, ilave faturanın yaklaşık 8 milyar dolarının petrol, 6 milyar dolarından fazlasının ise doğalgaz ithalatından kaynaklanacağı belirtildi. Türkiye’nin 2024’te enerji talebinin yüzde 67’sini ithal fosil yakıtlarla karşıladığı, dışa bağımlılığın doğalgazda yüzde 95, ham petrolde yüzde 83 ve kömürde yüzde 60 seviyesinde olduğu da hatırlatıldı.
Hürmüz Boğazı kapandı, fiyatlar sert yükseldi
ABD-İsrail ile İran arasında 28 Şubat 2026’da başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı gemi geçişlerine kapatıldı. Küresel petrol arzının ve sıvılaştırılmış doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği boğazdaki kesinti, dünya enerji piyasalarında arz güvenliği kaygılarını artırdı.
Savaşın başladığı tarihten 1 Mayıs 2026’ya kadar Brent petrolün yüzde 50 yükseldiği, Avrupa doğalgaz fiyatlarının yüzde 45 arttığı, kömür fiyatlarının ise yüzde 3’lük sınırlı bir artış gösterdiği aktarıldı. Bu fiyat değişimleri Türkiye’nin ithalat faturasına da hızlı biçimde yansıdı.
Savaşın ilk etkilerinin görüldüğü mart, nisan ve mayıs aylarında Türkiye’nin net enerji ithalatının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 3 milyar dolar arttığı ve yüzde 26 yükseldiği kaydedildi.
Petrolde ana yük karayolu ulaşımında
Analize göre Hürmüz krizinin Türkiye’ye getireceği en büyük ek maliyet petrol ithalatından gelecek. Ham petrolde dışa bağımlılık yüzde 83 düzeyinde bulunurken, Türkiye’nin petrol ithalatında Rusya yüzde 46 payla ilk sırada yer alıyor.
Türkiye’nin 2025’te ham petrol ithalatına 16,1 milyar dolar, motorin gibi petrol ürünlerine ise yaklaşık 20 milyar dolar ödediği belirtildi. Ember’e göre petrol fiyatlarında varil başına ortalama 35 dolarlık artış, 2026’da Türkiye’ye 7,7 milyar dolarlık ek maliyet getirecek. Bunun 5,2 milyar dolarlık bölümü karayolu ulaşımından kaynaklanacak.
Raporda, 2025 net enerji ithalat faturasında en büyük payın da karayolu ulaşımında olduğu vurgulandı. Karayolu ulaşımı 15 milyar dolarlık ithalat faturasıyla toplamın neredeyse üçte birini oluşturdu.
Doğalgaz faturası da büyüyor
Türkiye’nin toplam enerji arzında yüzde 26 paya sahip doğalgazın yüzde 94,7’si ithal ediliyor. 2025’te doğalgaz ithalatında Rusya yüzde 36 ile ilk sırada yer aldı. Rapora göre Türkiye’nin doğalgaz arzında Hürmüz krizinden doğrudan etkilenen ülkelere bağımlılık sınırlı olsa da, küresel fiyat artışları maliyetleri yükseltiyor.
Doğalgaz anlaşmalarında petrol fiyatlarına bağlı yapı nedeniyle etkinin bir kısmının yaklaşık dokuz ay gecikmeyle faturaya yansıdığı da belirtildi. Doğalgaz fiyatlarının 1 Mayıs 2026 seviyesini koruması halinde Türkiye’nin doğalgaz ithalat faturası yıl sonuna kadar 6,4 milyar dolar artacak. Bu ek yükün 2,3 milyar doları meskenlerden, 1,6 milyar doları elektrik üretiminden, 1,5 milyar doları ise sanayiden gelecek.
Kömürde artış sınırlı kaldı
Hürmüz krizinin kömür ithalatına etkisi, petrol ve doğalgaza göre daha sınırlı ölçüldü. Türkiye’nin birincil enerji arzının yüzde 26’sını oluşturan kömürün yüzde 60’tan fazlası ithal ediliyor.
Türkiye’nin 2021-2025 döneminde 27 milyar dolarlık taşkömürü ithal ettiği, yalnızca elektrik üretimi için ithal kömüre ödenen tutarın 17 milyar dolara ulaştığı aktarıldı. Elektrik üretimi için kömür ithalatında Rusya’nın yüzde 85 payla ilk sırada yer aldığı kaydedildi.
Kömür fiyatları kriz sonrası martta yüzde 30’dan fazla yükselse de, arzın savaştan doğrudan etkilenmemesi nedeniyle nisanda savaş öncesi seviyelere yaklaştı. Ember, 1 Mayıs itibarıyla fiyat artışının yüzde 3’te kalmasının 2026 toplam kömür ithalatına 95 milyon dolarlık ek maliyet getireceğini hesapladı.
Türkiye’nin enerji ithalatında son tablo
Türkiye’nin enerjisinin üçte ikisini ithalat yoluyla karşıladığı, yalnızca 2025’te net enerji ithalatı için 47 milyar dolar ödediği hatırlatıldı. Bu faturanın yüzde 47’si petrol, yüzde 43’ü doğalgaz ve yüzde 10’u kömür ithalatından oluştu.
Rapora göre Türkiye, 2015-2024 döneminde net enerji ithalatına yılda ortalama 42 milyar dolar ödedi. Bu tutar aynı dönemde ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının ortalama yüzde 4,5’ine denk geldi.
Ember’in analizinde, enerji ithalatının milli gelir üzerindeki baskısının benzer ülkelere kıyasla yüksek seyrettiği de vurgulandı. Türkiye, 2015-2024 döneminde net enerji ithalatının milli gelire oranında yüzde 4,5 ile enerji ithalatçısı G20 ülkeleri arasında Güney Kore’nin ardından ikinci sırada yer aldı.
Güney Kore’de bu oranın yüzde 5,1 olduğu belirtildi. Analize göre küresel fiyat şoklarıyla birleşen yüksek dışa bağımlılık, Türkiye’de enerji faturasını hızla büyütebiliyor.
2022’de yaşanan rekor, riskin boyutunu gösterdi
Raporda, bunun en çarpıcı örneğinin 2022’de görüldüğü ifade edildi. Rusya-Ukrayna savaşının enerji fiyatlarını yükselttiği o yıl Türkiye’nin net enerji ithalatı 80 milyar doların üzerine çıkarak tarihi zirvesine ulaştı.
Aynı yıl net enerji ithalatının milli gelir içindeki payı yüzde 8,6’ya yükseldi. Bu oranın son 10 yıllık ortalamanın neredeyse iki katı olduğu kaydedildi.
2022’de Türkiye’nin 47 milyar dolarla tarihindeki en yüksek üçüncü cari açığı vermesi de enerjide dışa bağımlılığın ekonomi üzerindeki riskini gösteren bir başka veri olarak sunuldu. Son beş yıldaki ortalama net enerji ithalat faturası 54,2 milyar dolar olurken, 2022 hariç tutulduğunda ortalama 47,8 milyar dolara geriliyor.
Çözüm için elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji
Raporda, enerji ithalat faturasını kalıcı olarak düşürmenin yolunun ulaşım ve binalar gibi nihai tüketim alanlarında elektrifikasyonu hızlandırmaktan geçtiği belirtildi. Elektrik üretiminde yenilenebilir enerjinin payı 2015’te yüzde 33 iken 2025’te yüzde 43’e çıkmasına rağmen, elektrik üretiminin enerji ithalat faturası içindeki payı yüzde 16 seviyesinde kaldı.
Elektrikli araçların bu tabloda önemli bir potansiyel taşıdığı vurgulandı. Türkiye’de 2025’te satılan yeni otomobillerin yüzde 17’sini elektrikli araçlar oluştururken, 2026 Nisan itibarıyla toplam elektrikli araç sayısı 420 bini aştı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ise 2035’e kadar bu sayının 5 milyonu geçmesini öngörüyor.
Raporu hazırlayan Bahadır Sercan Gümüş, fosil yakıt krizlerinin dünya genelinde temiz enerjiye ilgiyi artırdığını, Türkiye için de benzer bir yönelimin mümkün olduğunu söyledi. Gümüş, Türkiye’nin elektrik enerjisinin beşte birini artık rüzgar ve güneşten ürettiğini hatırlatarak, her kriz döneminde kabaran enerji ithalat faturasından kaçınmanın en hızlı yolunun yenilenebilir enerji payını artırmak olduğunu belirtti.
Gümüş ayrıca COP31 ev sahipliğinin Türkiye’ye temiz enerji dönüşümünü hızlandırma ve fosil yakıtlardan kademeli çıkış planı hazırlama fırsatı sunduğunu ifade etti. Bu sürecin, Türkiye’nin uluslararası alanda temiz enerji dönüşümüne ilişkin kararlılığını göstermesi açısından da önemli olacağı kaydedildi.