Ermenistan’da pazar günü yapılan parlamento seçimlerini Başbakan Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi açık bir farkla kazandı. Parti oyların yüzde 49,8’ini alırken parlamentoda 61 sandalye elde etti.
Sivil Sözleşme toplam 727 bin 160 oy topladı. Böylece Rusya bağlantılı Ermeni oligark Samvel Karapetyan ile ilişkilendirilen Güçlü Ermenistan ittifakını geride bıraktı; bu ittifak yüzde 23,3 oy aldı.
Eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın Rusya ile yakın bağlarıyla bilinen Ermenistan ittifakı ise üçüncü sırada kaldı. İttifakın oy oranı yüzde 9,9 olarak açıklandı.
Paşinyan, sonucu ülkenin geleceğini güvence altına alan "tarihi bir zafer" olarak nitelendirdi. Seçim sonucu, Ermenistan kamuoyunda Rusya’ya yönelik yaklaşımda belirgin bir değişime işaret etti.
Batılı hükümetler ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Paşinyan’ı hızlı biçimde tebrik etti. Moskova ise farklı bir tutum aldı ve Rus yetkililer, herhangi bir kanıt sunmadan oylamada usulsüzlük yapıldığını öne sürdü.
Haberde, Kremlin’in sonuçlara ilişkin resmi bir açıklama yapmadığı da aktarıldı. Buna karşın seçimin etkisinin yalnızca iç siyasetle sınırlı olmadığı, Ermenistan’ın Rus baskısına karşı verdiği bir yanıt olarak görüldüğü vurgulandı.
Ermenistan’ın uzun yıllar boyunca Moskova’nın Güney Kafkasya’daki en yakın ortaklarından biri olduğu hatırlatıldı. Ülkede Rus askeri üssü bulunuyor, Ermenistan Rusya öncülüğündeki Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü içinde yer alıyor ve enerji ile ekonomik yapısı da büyük ölçüde Rusya’ya bağlı kalıyordu.
Bu tablo, 2023’te Dağlık Karabağ’da Ermenistan’ın kontrolü kaybetmesinin ardından sarsıldı. Bölgede Rus barış gücü bulunsa da birçok Ermeni, Moskova’nın sonuçları değiştirmek için yeterince adım atmadığını düşündü.
Yerevan’da yaşayan Rus muhalif aktivist Daniil Çebıkin, bu dönemin Ermeni kamuoyunun Rusya algısını kökten değiştirdiğini söyledi. Ona göre birçok Ermeni, Rusya’nın en yakın bölgesel müttefikini koruyacak irade ya da kapasite göstermediği sonucuna vardı.
O tarihten sonra Erivan’ın Moskova çizgisinden uzaklaştığı anlatıldı. Paşinyan yönetimi KGAÖ’ye katılımı dondurdu, örgütten ayrılma ihtimalini de gündeme getirdi; buna karşılık Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkiler derinleştirildi, Ukrayna ile insani yardım kanalı üzerinden temaslar artırıldı.
Ermenistan’ın bu yıl Yerevan’da Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesine ev sahipliği yapması da bu yönelimin görünür örneklerinden biri oldu. Zirveye Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Zelenskiy’nin katılması Moskova cephesinde sert yorumlara yol açtı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun mayıs sonunda Yerevan’a yaptığı kısa ziyaret de Kremlin’in tepkisini artıran gelişmeler arasında yer aldı. Rubio’nun Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile Kapsamlı ve Stratejik Ortaklık Şartı imzaladığı aktarıldı.
Seçim sürecine dönük Rus baskısı yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalmadı. Haberde, Batılı istihbarat kaynakları ve iç belgelere dayandırılan değerlendirmelere göre Moskova’nın Paşinyan’ın yeniden kazanmasını engellemeye çalıştığı bilgisi de yer aldı.
Bu baskının ekonomik alana da taşındığı belirtildi. Nisan sonu ve mayıs başında Rus makamları, sağlık ve teknik gerekçeler öne sürerek Ermeni yaban mersini ve taze sebze ithalatına kısıtlama getirdi.
Daha önce de Ermenistan’dan yapılan maden suyu, bazı konyak üreticilerinin ürünleri ve taze çiçek ithalatına sınırlama uygulanmıştı. Böylece Moskova’nın Erivan üzerindeki ekonomik baskı kanallarını kademeli biçimde genişlettiği görüldü.
Mayıs sonunda Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisini istişareler için geri çağırdığı da bildirildi. Bu adımın, ilişkilerdeki memnuniyetsizliğin açık bir göstergesi olduğu ancak diplomatik ilişkilerin koparılması anlamına gelmediği vurgulandı.
Kremlin bu adımı resmen Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile artan işbirliğine bağladı. Aynı çizgide, Rus yetkililer daha yakın bir Avrupa yöneliminin ekonomik sonuçlar doğurabileceğini savundu.
Putin, AB ile daha derin entegrasyonun Ermenistan’ı Rusya öncülüğündeki ekonomik yapılardaki ayrıcalıklı konumundan mahrum bırakabileceğini söyledi. Rus yetkililer, ülkenin mevcut düzeni bırakması halinde gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 14’üne kadar kayıp yaşayabileceğini de ileri sürdü.
Gaz indirimlerinin sona erebileceği, demiryolu tarifelerinde ayrıcalıkların kalkabileceği ve işçi göçüne yönelik düzenlemelerin değişebileceği ihtimali de gündeme getirildi. Bu başlıkların, özellikle Rusya’da çalışan çok sayıda Ermeni nedeniyle siyasi ağırlık taşıdığı belirtiliyor.
Seçim sonucu, Ermenistan’ın dış politika yöneliminin yalnızca sandıkta değil, ekonomide ve güvenlik mimarisinde de yeniden şekillendiğini gösterdi. Paşinyan’ın zaferi, Moskova’nın bölgedeki nüfuzunun gerilediği yorumlarını daha da güçlendirdi.