İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, ABD ile İran arasında duyurulan ve Orta Doğu’daki çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan anlaşmayı reddetti. Ben Gvir, İsrail’in bu anlaşmaya uymak zorunda olmadığını söyledi.
Ben Gvir, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, "Trump’ın anlaşması bizi bağlamıyor. Bu anlaşmanın tarafı değiliz. Güvenliğimizi korumuyor" ifadesini kullandı. Bu, Washington ve Tahran’ın üzerinde uzlaştığı bildirilen mutabakata İsrail’den gelen ilk resmi tepki oldu.
Hizbullah’a yönelik baskının sürmesini istedi
Ben Gvir, İsrail’in Lübnan’daki İran destekli Hizbullah’a karşı askeri kampanyayı sürdürmesi gerektiğini savundu. Ona göre, grubun tamamen dağıtılmadığı hiçbir çözüm kabul edilemez.
Bakan, "Hizbullah’ın dağıtılması dışında hiçbir şeyle yetinmemeliyiz. Askerlerimizin ele geçirdiği ve terör altyapısından temizlediği tek bir karış topraktan bile çekilmemeliyiz" dedi.
Bu sözler, Washington ile Tahran’ın İsviçre’de bu hafta resmen imzalaması beklenen anlaşma öncesinde geldi. Ben Gvir’in çıkışı, İsrail hükümetindeki sert çizginin anlaşmaya nasıl yaklaştığını da ortaya koydu.
Trump, Beyrut saldırısı sonrası Netanyahu’yu eleştirmişti
Ben Gvir’in açıklamasından bir gün önce ABD Başkanı Donald Trump, Beyrut’un güney banliyölerine düzenlenen hava saldırısının ardından İsrail’i eleştirmişti. Trump, saldırının Washington ile Tahran arasındaki barış sürecini tehlikeye attığını söylemişti.
Axios’a konuşan Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik rahatsızlığını da dile getirmiş ve bu tür saldırıların bölgedeki hassas diplomatik çabaları zora soktuğunu belirtmişti. Söz konusu çabalar, aylardır süren çatışmayı sona erdirmeyi ve küresel enerji piyasalarını sarsan gerginliği azaltmayı hedefliyor.
İsrail ordusu, Pazar günü Beyrut’un güney banliyölerini hedef aldığını açıkladı. Lübnan Sivil Savunması saldırıda üç kişinin öldüğünü, altı kişinin yaralandığını bildirdi.
Lübnan’ın resmi haber ajansı, saldırının Ghobeiry mahallesindeki bir daireyi vurduğunu, yoğun duman ve enkazın işlek bir ticaret bölgesine yayıldığını aktardı. Olay yerindeki AFP muhabiri de geniş çaplı hasar ve kurtarma çalışmaları olduğunu bildirdi.
Netanyahu’nun ofisi, saldırının Lübnan topraklarından kaynaklanan saldırılara karşılık olarak Beyrut’un Dahiye bölgesindeki Hizbullah altyapısını hedef aldığını söyledi. İsrail ordusu da saldırının bir Hizbullah komuta tesisine yönelik "nokta atışı" olduğunu açıkladı.
Saldırıdan önce üst düzey İsrailli yetkililer, Hizbullah’ın kuzey İsrail yerleşimlerine saldırıları sürdürmesi halinde Beyrut’un güney banliyölerinin hedef alınacağı uyarısında bulunmuştu. Aynı gün Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail’in "Dahiye Doktrini" olarak adlandırılan yaklaşımı çerçevesinde kararlı adım atılması çağrısı yapmış, Ben Gvir de Hizbullah’a karşı daha sert misilleme istemişti.
Hizbullah ise Pazar günü güney Lübnan’da görev yapan İsrail askerlerine karşı çeşitli saldırılar düzenlediğini savundu, ancak kuzey İsrail’e saldırı gerçekleştirdiğini reddetti.
Çatışma hattı, İran’ın daha geniş bir bölgesel anlaşmaya Lübnan’da ateşkes maddesinin de eklenmesi gerektiğini söylemesiyle daha da karmaşık hale geldi. İranlı yetkililer İsrail’in saldırısını kınadı.
İran’ın en üst askeri komutanlığında yardımcı komutan olan Tuğgeneral Mohammad Jafar Asadi, İsrail’in adımlarının yanıtsız kalmayacağını söyledi. Asadi, "Bu suçlar kesinlikle cevapsız kalmayacak" ifadelerini kullandı.
İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın fitili, bu yılın başlarında İran’ın dini liderinin ABD-İsrail saldırılarında öldürülmesinin ardından Hizbullah’ın İsrail’e roket atmasıyla ateşlendi. O tarihten bu yana çatışma, iki taraf arasında on yılların en ölümcül karşılaşmalarından birine dönüştü.
Lübnanlı yetkililere göre İsrail’in mart ayından bu yana yürüttüğü hava harekâtı ve kara operasyonları ülkede 3 bin 700’den fazla kişinin ölümüne yol açtı.
Lübnan, sınırdaki herbisit iddiasını Birleşmiş Milletler’e taşıdı
Diplomatik gerilim sürerken Lübnan Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in bu yılın başlarında sınır hattı yakınında yüksek yoğunlukta glifosat püskürttüğü iddiasıyla Birleşmiş Milletler’e resmi şikayette bulunduğunu açıkladı.
Bakanlığın pazar günü yayımladığı açıklamada, Aita al-Shaab, Ras Naqura ve Dhayra köylerinden alınan toprak örneklerinde yapılan laboratuvar testlerinin, glifosatın tarımsal kullanımda görülen seviyelerin çok üzerinde bulunduğunu doğruladığı belirtildi.
Şikayet, BM Güvenlik Konseyi ile Genel Sekreter Antonio Guterres’e sunuldu ve Lübnan hükümetine bağlı Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi’nin bulgularına dayandırıldı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun daha önce söz konusu püskürtme operasyonunu "Lübnan egemenliğinin açık ihlali ve çevre ile sağlığa karşı bir suç" olarak nitelendirmişti.
Bakanlık ayrıca İsrail’in diplomatik çabalar sürerken saldırılarını devam ettirdiğini, son olarak da üç askerin öldüğü bir Lübnan ordusu aracının hedef alınmasını örnek gösterdi.
Açıklamaya göre bu tür olaylar, iki ülke arasında düşmanlığı sona erdirmek için yürütülen doğrudan müzakereleri zedeliyor. İsrail ve Lübnan, nisan ayında Washington’da kalıcı ateşkes için daha önce görülmemiş doğrudan görüşmelere başlamış, mayısta Pentagon’da yapılan askeri heyet temaslarının ardından yeni bir tur daha planlanmıştı.
Ancak Hizbullah doğrudan görüşmelere karşı çıkıyor ve önerilen koşullu ateşkesi eleştiriyor. Grup, kendisinden saldırıları durdurmasının istendiğini, buna karşılık İsrail’e askeri operasyonları sonlandırma veya Lübnan topraklarından çekilme yönünde eşdeğer bir yükümlülük getirilmediğini savunuyor.
Son saldırılar ve ABD-İran anlaşmasına yönelik itirazlar, bölgede geniş kapsamlı bir uzlaşmaya ulaşma ihtimalini daha da belirsizleştirdi.