ABD’de kürtaj karşıtı davalar, özellikle eski Texas Başsavcısı Jonathan F. Mitchell’in öncülüğünde, kürtaj ilaçlarının dağıtımını engellemeye yönelik yeni yasalar ve eski yasaların yeniden canlandırılması yoluyla sürdürülüyor. Bu davalarda yer alan bazı davacıların kişisel geçmişleri ve iddiaları ise davaların meşruiyetini ve etkisini tartışmaya açıyor. Örneğin, Galveston’dan Jerry Rodriguez’in şiddet geçmişi ve davanın hukuki dayanakları, davanın düşürülmesi taleplerine neden oldu.
Rodriguez, Texas’ta kürtaj ilaçları sağlayan bir doktor aleyhine açılan davada, hamileliklerin sona erdirilmesinden sorumlu tutuldu. Ancak San Francisco Chronicle tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Rodriguez’in kız arkadaşına yönelik şiddet içeren davranışları ve geçmişteki suç kayıtları, davanın güvenilirliğini zedeledi. Ayrıca, Texas’ın HB 7 yasası kapsamında aile içi şiddet suçu işlemiş kişilerin dava açma hakkı bulunmaması nedeniyle, Rodriguez’in davacı olarak uygun olmadığı belirtildi.
Bu dava, Jonathan F. Mitchell’in anti-kürtaj yasalarını desteklemek için kullandığı stratejinin bir parçası olarak görülüyor. Mitchell, Comstock Yasası gibi eski yasaları yeniden canlandırarak kürtaj ilaçlarının posta yoluyla dağıtımını engellemeye çalışıyor. Ancak, davalarda yer alan diğer benzer vakalar da karmaşık ve tartışmalı nitelikte. Örneğin, Marcus Silva ve Liana Davis davaları, taraflar arasında karşılıklı suçlamalar ve iddialar içeriyor.
Uzmanlar, bu tür davaların hem hukuki hem de kamuoyu açısından sorunlu olduğunu belirtiyor. Mary Ziegler gibi hukuk profesörleri, bu davaların kamuoyunda olumsuz bir algı yarattığını ve Mitchell’in hedeflerine ulaşmakta zorlandığını ifade ediyor. Ayrıca, davaların bazı hukuki dayanaklarının tartışmalı olduğu ve yasaların geriye dönük uygulanmaması gerektiği yönünde görüşler bulunuyor.
Sonuç olarak, ABD’de kürtaj karşıtı davalarda yer alan davacıların kişisel geçmişleri ve davaların hukuki temelleri, bu davaların etkisini ve meşruiyetini sorgulatan önemli unsurlar olarak öne çıkıyor.