Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrailli aşırılık yanlısı grupların Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarını kınadı. Duran, camiyi hedef alan her provokasyonun Kudüs’ün tarihi ve hukuki statüsüne yönelik kabul edilemez bir saldırı olduğunu belirtti.
Duran, açıklamasını NSosyal hesabından yaptı. Baskınların İsrail güçlerinin koruması altında gerçekleştirildiğini söyleyen Duran, bu eylemlerin Kudüs’teki gerilimi artırdığını, kutsal mekânların dokunulmazlığını hiçe saydığını ve bölgedeki hassas dengeleri daha kırılgan hale getirdiğini ifade etti.
Kudüs’ün bütün semavi dinlerin ortak coğrafyası olduğunu belirten Duran, Mescid-i Aksa’yı Müslümanların ortak mabedi ve insanlığın ortak mirası olarak nitelendirdi. Türkiye’nin tutumunun Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın haklarına dayandığını kaydetti.
Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "İlk kıblemiz Mescid-i Aksa kırmızı çizgimizdir" sözünü de hatırlattı. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın haklarını savunmanın yalnızca bugünün değil, gelecek nesillere karşı taşınan tarihî bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin Mescid-i Aksa’nın dokunulmazlığını korumayı ve Filistinlilerin yanında durmayı sürdüreceğini belirten Duran, bu tutumun devam edeceğini söyledi.
Mescid-i Aksa’ya 1.500 yerleşimci girdi
Kudüs İslami Vakıflar Dairesi, aynı gün 1.500 İsrailli yerleşimcinin Mescid-i Aksa’ya girdiğini açıkladı. Daire, grubun İsrail polisi koruması altında Yahudi dini ritüelleri gerçekleştirdiğini ve Filistinli ibadet edenlerin girişine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırıldığını bildirdi.
Mescid-i Aksa’da Yahudi bayramlarının başlamasından bu yana yerleşimcilerin baskınlarında artış yaşanıyor. Baskınlar, İsrail güçlerinin yoğun koruması ve Kudüs’teki askerî tedbirlerin eşliğinde gerçekleştiriliyor.
Yahudi bayramları takvimi
Yahudi bayramları, İbrani yeni yılıyla 12 ve 13 Eylül’de başladı. Takvimde Yom Kippur 21 ve 22 Eylül’de, Sukot Bayramı 26 Eylül-2 Ekim arasında, Simhat Tora ise 3 Ekim’de yer alıyor.
Filistinliler, İsrail’in Doğu Kudüs ve Mescid-i Aksa dahil bölgedeki Arap ve İslami kimliği silmeye ve kenti Yahudileştirmeye yönelik uygulamalarını onlarca yıldır yoğunlaştırdığını belirtiyor. Filistinliler ayrıca, uluslararası hukuk kararlarına dayanarak Doğu Kudüs’ü gelecekte kurmayı hedefledikleri devletin başkenti olarak görüyor.
Bu yaklaşım, İsrail’in 1967’de kenti işgal etmesini ve 1980’de ilhak etmesini tanımayan uluslararası hukuk kararlarına dayandırılıyor.