Eski NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Ankara Zirvesi yaklaşırken ittifakın geleceğine dair kapsamlı bir analiz kaleme aldı. AA Analiz için yazdığı makalede Scheffer, NATO'nun "NATO 3. 0" olarak adlandırdığı yeni bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ve zirvenin bu süreçte hayati bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
NATO 3. 0’a Doğru Tam Gaz
Scheffer, Soğuk Savaş yıllarında Amerikan şemsiyesi altında Avrupa'yı savunan NATO'nun, Berlin Duvarı'nın yıkılışı ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından sınır ötesi operasyon kabiliyetine sahip "seferi" bir güce evrildiğini hatırlattı. Afganistan'daki ISAF misyonunun bu dönüşümün en somut örneği olduğunu belirten eski genel sekreter, günümüzde ise yapay zekanın şekillendirdiği, hibrit savaş gerçekliğiyle yüzleşen ittifakın "NATO 3. 0" aşamasına tam gaz ilerlediğini ifade etti.
Ankara Zirvesi'nin bu yeni dönemde bir dizi hayati meselede mutabakat sağlaması gerektiğini kaydeden Scheffer, en temel önceliğin müttefiklerin mali yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi olduğunu söyledi. Geçen yıl Lahey'de savunma harcamalarının yüzde 3,5 artı yüzde 1,5 artışla toplamda yüzde 5 seviyesine çıkarılması taahhüdünde bulunulduğunu anımsatan Scheffer, Ankara'da bu taahhütlerin ne ölçüde hayata geçirildiğinin kapsamlı muhasebesinin yapılacağını belirtti.
İttifakın mali çerçevenin ötesinde, Ukrayna'da devam eden savaş ve Orta Doğu'daki karmaşık tabloyu eşzamanlı yönetmek zorunda olduğuna dikkat çeken Scheffer, "Orta Doğu'ya doğrudan müdahale NATO'nun görev tanımında yer almasa da küresel güvenliğin bölünmez bir bütün olduğu gerçeği yadsınamaz" dedi. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ise ittifak için hayati önem taşıdığını, doğu kanadının tavizsiz savunulmasının en temel öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Erken Yazılan Ölüm Fermanları ve NATO’nun Direnci
Mevcut kriz sarmalına rağmen NATO'nun dağılmayacağının altını çizen Scheffer, ittifakın tarih boyunca defalarca "ağır hasta" hatta "ölü" ilan edilmesine karşın her seferinde yeni dinamiklere hızla adapte olarak varlığını sürdürdüğünü hatırlattı. Çin ve Hint-Pasifik'teki gelişmelerin de NATO'nun stratejik gündeminde yer aldığını ancak bunun doğrudan askeri varlık anlamına gelmediğini belirten Scheffer, küresel güvenliğin bölünmezliğine bir kez daha işaret etti.
Scheffer, ittifakın caydırıcı konumunu korumasının tek şartının Avrupalı müttefiklerin inisiyatif alarak savunma harcamalarında ortak yükün çok daha büyük kısmını omuzlaması olduğunu söyledi. Bu noktada ABD Başkanı Donald Trump'ın haklı olduğunu ifade eden eski genel sekreter, "Meseleye hangi açıdan bakarsanız bakın, Trump haklıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Stratejik Ağırlığı
Zirvenin bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, ülkenin etkili statüsünün tam zamanında ve isabetli bir tescili olduğunu belirten Scheffer, 80 milyonluk dinamik nüfusu ve son derece yetkin, devasa ordusuyla Türkiye'nin NATO'ya muazzam katma değer sunduğunu kaydetti. Türkiye'deki son zirvenin 2004'te yapıldığını anımsatan Scheffer, ev sahipliği rolünün yeniden üstlenilmesinin vaktinin çoktan geldiğini ve bu kararın Türkiye'nin küresel sahnedeki siyasi ve askeri ağırlığının açık bir kabulü olduğunu vurguladı.
Scheffer, ittifakın kanatlarını etkin biçimde savunma hedefini büyütmesi gerektiğini ve Türkiye'nin bu stratejinin tam merkezinde hayati bir rol üstlendiğini sözlerine ekledi.
Gelecek Senaryosu: Güvenliğin ‘Avrupalılaşması’
NATO'nun gelecekteki rotasının, Avrupalı müttefiklerin kendi güvenliklerinin külfetini bizzat sırtlandığı bir senaryo üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirten Scheffer, Trump'ın "Avrupa'nın bir müttefik olarak çok daha fazlasını yapması gerektiği" düşüncesinin bütünüyle geçerli olduğunu söyledi. Bu çerçevede NATO'nun merkez komuta yapısında kademeli bir "Avrupalılaşma" görülmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu ifade etti.
Scheffer, Avrupa'nın ABD'nin doğrudan askeri desteğine tamamen bağımlı kalmadan kendini savunma kapasitesini artırması gerektiğini ancak bu değişimin ancak ittifakın sağladığı nihai nükleer garantinin yürürlükte kalmasıyla mümkün olacağını sözlerine ekledi. Ortaklık bağlarının gücüne bakıldığında bu hayati güvencenin aynen devam edeceğine hiç şüphe olmadığını kaydetti.