Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından cuma günü imzalanan Mekke Savunma Anlaşması'na bölgedeki başka ülkelerin de katılmak istediğini açıkladı. Fidan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını belirtti.
Fidan, değerlendirmelerini cumartesi günü Ankara'da editörlerle yaptığı toplantıda paylaştı. Mekke Savunma Anlaşması'nın teknik açıdan NATO'nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. Maddesine benzediğini söyledi.

Anlaşmanın amacı bölgesel güvenlik
Fidan, bölge ülkelerinin birbirlerinin güvenliği, ekonomik istikrarı, kalkınması ve refahı için daha kurumsal yapılar oluşturması gerektiğini ifade etti. Dışarıdan gelen hâkim güçlerin bölgedeki sorunları çözmek yerine çoğu zaman daha da ağırlaştırdığını ve yüksek maliyetler doğurduğunu söyledi.
Türkiye'nin bölge ülkeleriyle iyi ilişkilere sahip olduğunu belirten Fidan, bu ilişkilerin uzun süre mevcut şartlara ve siyasi değerlendirmelere bağlı kaldığını kaydetti. Fidan, ilişkilerin daha yapısal, profesyonel ve kendi kendini sürdürebilen bir niteliğe kavuşturulması gerektiğini dile getirdi.
Fidan, bölgedeki savaş, işgal, yerinden edilme ve istikrarsızlık sorunlarının yıllardır devam ettiğini söyledi. Ekonomik ve sosyal bütünleşmenin güvenlik sağlanmadan ilerleyemeyeceğini belirten Fidan, bölgesel istikrarsızlığın azaltılması ve halkların refahının artırılması için daha fazla bütünleşmeye ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Hazırlık süreci iki yıl sekiz ay sürdü
Mekke Savunma Anlaşması'nın fikir aşamasından kavramsal çerçeveye, oradan da anlaşma metnine dönüştürülmesi için iki yıl sekiz ay boyunca çalışmalar yürütüldüğünü belirten Fidan, bu süreçte ortaklarla ve bölgedeki diğer ülkelerle görüşmeler yapıldığını söyledi.
Anlaşmanın imzalanmasının sürecin sonu olmadığını vurgulayan Fidan, üç ülke arasındaki savunma anlaşmasının uygulanmasını takip edecek bir genel sekreterlik kurulmasının planlandığını açıkladı. Siyasi ve askerî komitelerin, liderlerin ortaya koyduğu vizyonu kararlara dönüştürmesi ve gerekli çalışmaları yürütmesi öngörülüyor.
Fidan, yardım mekanizmasının saldırıya uğrayan ülkenin talebiyle işletileceğini ve yardımın niteliğini yine ilgili ülkenin belirleyeceğini söyledi. İstihbarat, lojistik destek, mühimmat veya daha ileri aşamada askerî birlik talep edilebileceğini belirten Fidan, desteğin tehdidin büyüklüğüne göre aşamalı biçimde şekilleneceğini ifade etti.

Üç ülke savunma sanayisinde iş birliğini görüştü
Fidan, liderlerin cuma günü yaptığı görüşmelerde savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin en fazla ele alınan konulardan biri olduğunu söyledi. Ülkelerin birbirlerinin savunma teknolojilerinden yararlanması, ortak çalışabilirlik, karşılıklı eğitim, lojistik destek, tehdit analizi ve istihbarat paylaşımının gündemde olduğunu belirtti.
Türkiye'nin NATO üyesi olarak uzun yıllara dayanan deneyime sahip olduğunu hatırlatan Fidan, Mekke Anlaşması'nın saldırı amacı taşımadığını vurguladı. Anlaşmanın, imzacı ülkelerin birbirlerine tehdit oluşturmayacağını ve birbirlerinin güvenliğine katkı sağlayacağını taahhüt eden bir dayanışma zemini oluşturduğunu söyledi.
Fidan, anlaşmanın İran'ı hedef almadığını özellikle belirtti. İmzacı ülkelere saldırmayan hiçbir devletin anlaşma kapsamında hedef alınmadığını söyleyen Fidan, ortak savunma yapısının bölgesel istikrara katkı sunacağını ifade etti.
Anlaşmanın bölge ülkelerine açılması planlanıyor
Fidan, Türkiye'nin vizyonunun yalnızca üç ülkeyle sınırlı kalmaması ve ihtiyaç hâlinde bölgedeki tüm ülkelerin Mekke Anlaşması çatısı altında yer alabilmesi olduğunu söyledi. Anlaşmanın, uzun süredir istikrarsızlıkla anılan bölgede kalıcı istikrar oluşturmayı amaçladığını belirtti.
Fidan, Türkiye'nin Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz, Akdeniz, Balkanlar ve Avrupa arasındaki stratejik alanlarda farklı koşulları birlikte değerlendirdiğini söyledi. Bu bölgeler için güvenlik ve ekonomik yapıların, hâkimiyet anlayışıyla değil, bölge ülkeleriyle iş birliği içinde geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kafkasya'da ateşkesin sürdüğünü, Ermenistan ile Azerbaycan'ın kalıcı barış anlaşmasına doğru ilerlediğini ve Türkiye'nin bu süreci desteklediğini belirten Fidan, Kafkasya ve Orta Asya'da ihtiyaç duyulması hâlinde benzer güvenlik veya ekonomik yapıların kurulabileceğini söyledi.
Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı değerlendirmesi
Fidan, Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz güvenliği için 40 ülkenin genelkurmay başkanlarının katıldığı toplantıda konuyu küresel ticaret ve Babülmendep Boğazı'nın güvenliği açısından ele aldığını söyledi. Türkiye'nin Kızıldeniz'deki ticaret akışından doğrudan etkilendiğini belirten Fidan, Cumhurbaşkanı'nın gerekli onayları verdiğini ve Türkiye'nin toplantılara katıldığını ifade etti.
Kızıldeniz'in Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz'e açıldığını hatırlatan Fidan, Türkiye'nin Akdeniz'deki limanları ve ticaret hareketliliği nedeniyle burada oluşacak güvenlik yapılarında söz sahibi olması gerektiğini söyledi.
Suudi Arabistan'ın İran'la savaşma veya İran'ı ortadan kaldırma yönünde bir strateji ve niyete sahip olmadığını belirten Fidan, Riyad'ın Hürmüz Boğazı'ndaki şiddetin ve bölgedeki savaşın mümkün olan en kısa sürede sona ermesini istediğini aktardı. Fidan, askerî müdahalenin çözüm olmadığını ve sorunların diyalog yoluyla ele alınması gerektiğini söyledi.