Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 11-12 Ağustos’ta Libya’ya, 13-14 Ağustos’ta ise Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretler, Türkiye’nin Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki değişen siyasi dengelere uyum sağlama ve gelecekteki düzenlemelerde etkili olma arayışı çerçevesinde değerlendiriliyor.
Türkiye’nin bölgedeki yaklaşımında askeri ve savunma işbirliğinin yanı sıra eski rakiplerle normalleşme, ekonomik bağlantılar, enerji ve seçici bölgesel koordinasyon başlıkları öne çıkıyor. Libya ve Mısır temaslarının art arda gerçekleştirilmesi, bu başlıkların birlikte ele alındığı diplomatik bir çerçeve oluşturdu.
Libya’da doğu ve batıyla eş zamanlı temas
Türkiye, 2019-2020 yıllarında Libya iç savaşında Trablus merkezli ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Fayiz es-Serrac liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekledi. Bu dönemde Halife Hafter güçlerinin başkenti ele geçirmesi engellenirken Türkiye ile Libya arasında askeri eğitim, savunma işbirliği, ekonomik ilişkiler ve 2019 tarihli deniz yetki alanları anlaşması gibi başlıklar gelişti.
Libya’nın siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğü ise Türkiye açısından batıdaki güçlü ilişkilerin yanında doğuda dışlanma riski doğurdu. Türkiye, 2020 sonbaharından itibaren Libya’nın doğusundaki siyasi ve ekonomik aktörlerle temaslarını kademeli olarak artırdı; bu süreci Türk şirketlerinin yeniden yapılanma projelerine katılımı ve doğudaki siyasi aktörlerle ilişkilerin derinleşmesi izledi.
Fidan’ın Libya programında Trablus’ta Başbakan Abdülhamid Dibeybe, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Muhammed Miftah Takala ve güvenlik yetkilileriyle görüşmeler yer aldı. Fidan ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri Libya Görev Grubu Komutanlığı’nı ziyaret etti.
Fidan daha sonra Bingazi’de Halife Hafter ve Saddam Hafter’in yanı sıra Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu Başkanı Belkasım Hafter’le temaslarda bulundu. Bu görüşmeler, Türkiye’nin Libya’nın batısındaki mevcut konumunu korurken doğudaki güç yapılarına yönelik iletişim kanallarını da açık tutma çabası olarak değerlendiriliyor.
Libya’da yeni siyasi yapı arayışı
Libya’da 2020’deki ateşkesten bu yana kalıcı bir siyasi düzen kurulamadı. Doğu ve batıdaki rakip kurumların tek bir geçici yürütme otoritesi altında birleştirilmesi ve seçimlere giden yolun açılması yönündeki girişimler, petrol gelirlerinin yönetimi, güvenlik kurumlarının entegrasyonu, silahlı grupların geleceği ve dış aktörlerin kazanımlarının korunması gibi başlıkları da gündeme getiriyor.
Türkiye açısından öne çıkan öncelikler arasında 2019’da imzalanan güvenlik ve deniz yetki alanları anlaşmalarının olası yeni siyasi yapı tarafından sürdürülmesi, güvenlik kurumlarının birleşmesi halinde Türkiye’nin yeni güvenlik mimarisindeki yerinin korunması ve enerji, altyapı ile müteahhitlik alanlarında ekonomik rolün genişletilmesi bulunuyor.
Türkiye’nin doğudaki aktörlerle ilişkilerini geliştirirken Trablus’taki ortaklarına bu adımın bir eksen değişikliği değil, değişen siyasi denkleme uyum çabası olduğunu anlatması gerekiyor. Bu yaklaşım, Libya’daki farklı siyasi senaryolara karşı daha dayanıklı bir politika oluşturma hedefiyle ilişkilendiriliyor.
Mısır’la ikili ilişkilerden bölgesel koordinasyona
Fidan’ın Libya ziyaretinin ardından Mısır’a geçmesi, Ankara-Kahire ilişkilerinin ikili normalleşmenin ötesine taşınması açısından önem taşıyor. Görüşmelerde Mısır’ın Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından oluşturulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na olası katılımı da ele alındı.
Fidan, Mısır’ı "doğal bir ortak" olarak tanımlarken Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, anlaşmaya ilişkin konunun Mısır kurumları tarafından değerlendirildiğini söyledi. Temaslarda ayrıca Türkiye-Mısır Ortak Planlama Grubu’nun ikinci toplantısı, serbest ticaret anlaşması ve Afrika’nın kıyı devletleri arasındaki ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesi konuları görüşüldü.
Libya, Gazze, Suriye, Sudan, Somali, Afrika Boynuzu ve deniz güvenliği de Fidan ile Abdulati arasındaki görüşmelerin gündeminde yer aldı. İki ülke Libya’nın birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteklerini vurgularken Mısır, devlet kurumlarının birleştirilmesiyle başkanlık ve parlamento seçimlerinin eş zamanlı yapılması çağrısını yineledi.
Seçici koordinasyon modeli
Türkiye ile Mısır’ın Libya, Doğu Akdeniz ve diğer bölgesel dosyalardaki çıkarları tamamen örtüşmese de iki ülke, birbirlerini dışlamaya dayalı politikalar yerine ortak ve rakip çıkarları aynı anda yönetebilecek koordinasyon alanları arıyor.
Libya’da çatışmasızlık, Sudan’da devlet kurumlarının korunması, Somali’nin parçalanmasına karşı çıkılması ve Gazze diplomasisi, iki ülkenin farklı stratejik önceliklerine rağmen birlikte hareket edebileceği başlıklar arasında sıralanıyor. Bu nedenle mevcut ilişki, tam kapsamlı bir ittifaktan çok belirli dosyalarda yürütülen seçici bölgesel koordinasyon modeli olarak tanımlanıyor.
Türkiye’nin bölgesel politikasının, tek bir aktöre veya güç merkezine bağlı kalmadan farklı taraflarla ilişki kurma, birden fazla diplomatik formatta yer alma ve gelecekteki siyasi pazarlıkların dışında kalmama hedefleri etrafında şekillendiği değerlendiriliyor.