Dünyanın farklı bölgelerindeki sıra dışı yaşamları ve dışarıya kapalı toplulukları konu alan belgeselleriyle tanınan Türk YouTuber Ruhi Çenet, bu kez ABD’nin New York kentindeki Hasidik Yahudi topluluklarının yaşamını mercek altına aldı.
Çenet’in 26 Ağustos’ta yayımladığı yaklaşık 40 dakikalık “America’s Most Secretive Jewish Community: Hasidic Jews (I Spent 48 Hours Inside)” başlıklı video kısa sürede on milyonlarca izlenmeye ulaştı.
Ancak videoyu ABD’de tartışmalı hale getiren yalnızca izlenme rakamı olmadı. Belgeselde kalabalık aileler, çalışma hayatı, dini eğitim ve bazı ailelerin Amerikan sosyal yardım programlarından yararlanmasıyla ilgili bölümler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

“Bu yaşam biçimini Amerikalı vergi mükellefleri mi finanse ediyor?”
Videonun en fazla tartışılan bölümlerinden biri, düşük gelirli ve çok çocuklu bazı Hasidik ailelerin Medicaid ve SNAP gibi kamu programlarından yararlanması oldu.
Çenet’in belgeselinden alınan kesitlerin ABD’de yayılmasıyla tartışmanın odağı Hasidik yaşam biçiminden Amerikan sosyal yardım sistemine kaydı.
Özellikle ABD’li yayıncı Asmongold’un videoyu yayınında ele almasıyla konu daha geniş bir Amerikan kitlesine ulaştı. Sosyal medyadaki tartışmalarda şu soru öne çıktı:
Çok çocuklu ve düşük gelirli ailelerin önemli miktarda kamu desteğinden yararlanmasının maliyetini ne ölçüde Amerikalı vergi mükellefleri karşılıyor?
Rakamlar dikkat çekici: Yaklaşık yüzde 70 Medicaid kapsamında
Çenet’in videosunun ardından gündeme gelen tartışmanın arkasında dikkat çekici istatistikler de bulunuyor.
American Community Survey’in 2018-2022 verilerini analiz eden YAFFED’in 2025 tarihli araştırmasına göre New York’taki Hasidik nüfusun yaklaşık yüzde 63’ü yoksul veya yoksulluk sınırına yakın koşullarda yaşıyor.
Karşılaştırılan Hasidik olmayan New York nüfusunda ise bu oran yaklaşık yüzde 27.
Kamu yardımlarındaki fark daha da çarpıcı. Araştırmaya göre Hasidik nüfusun yüzde 40’tan fazlası SNAP, yani federal gıda yardımından yararlanırken yaklaşık yüzde 70’i Medicaid kapsamında bulunuyor.
Araştırma, Hasidiklerin karşılaştırılan diğer New Yorklulara göre SNAP’ten yaklaşık üç kat, Medicaid’den ise iki kattan fazla yararlandığını ortaya koyuyor.
Çalışmada ayrıca Hasidik erkeklerin ekonomik göstergelerinde de önemli farklılıklar tespit edildi. Çalışan Hasidik erkeklerin yaklaşık yüzde 30’unun haftada 35 saatten az çalıştığı, erkeklerin medyan gelirinin ise karşılaştırma grubuna göre yaklaşık yüzde 30 daha düşük olduğu belirtildi.

10 kişilik aile için 100 bin doların üzerinde destek tartışması
Çenet’in belgeselinin Amerikan sosyal medyasında en fazla paylaşılan bölümlerinden biri ise 10 kişilik örnek bir aile üzerinden yapılan hesaplama oldu.
Videoda gündeme getirilen hesaplamada böyle bir hanenin yaklaşık 26 bin 160 dolar değerinde SNAP gıda yardımı, 13 bin 600 dolar çocuk vergi indirimi ve yaklaşık 75 bin dolar değerinde Medicaid sağlık kapsamından yararlanabileceği öne sürülüyor.
Bu hesaplamaya göre çeşitli kamu destekleri ve sağlık kapsamının toplam ekonomik değeri teorik olarak yıllık 100 bin doların üzerine çıkabiliyor.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.
Bu tutarın tamamı aileye nakit olarak verilen para değil. Özellikle Medicaid için gösterilen yaklaşık 75 bin dolarlık rakam, sağlık kapsamının tahmini ekonomik değerini ifade ediyor.
Ayrıca Medicaid, SNAP ve çocuklara ilişkin vergi avantajları Hasidik Yahudilere dini kimlikleri nedeniyle sağlanan özel programlar değil. Bu programlardan yararlanabilmek için gelir, hane büyüklüğü ve ilgili programın diğer uygunluk şartlarının karşılanması gerekiyor.

Büyük aile yapısı sosyal yardım oranlarını etkiliyor
Hasidik topluluklarda geleneksel olarak büyük aile yapılarının yaygın olması da ekonomik tablonun önemli parçalarından biri.
UJA-Federation’ın New York Yahudi toplumu üzerine yaptığı araştırmaya göre Haredi hanelerin ortalama büyüklüğü 4,7 kişi. Haredi olmayan Yahudi hanelerde ise ortalama hane büyüklüğü 2,4 kişi seviyesinde.
Aynı araştırmada Haredi hanelerin yaklaşık yüzde 53’ünün yoksul veya yoksulluğa yakın durumda olduğu belirtiliyor.
Bu tablo, kalabalık hanelerin gelir kriterlerine dayalı Medicaid ve SNAP gibi programlara daha sık uygun hale gelmesinin nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
“Çalışmıyorlar, devlet bakıyor” demek de tabloyu tam yansıtmıyor
Öte yandan veriler tartışmanın diğer tarafını da ortaya koyuyor.
UJA-Federation araştırmasına göre yoksul veya yoksulluğa yakın Haredi hanelerde yaşayan yetişkinlerin yaklaşık yüzde 80’i çalışıyor.
Dolayısıyla tartışmayı bütün Hasidik topluluğun “çalışmadığı ve devlet tarafından geçindirildiği” şeklinde değerlendirmek mevcut verilerle desteklenmiyor.
Asıl tartışma; düşük gelir, çok büyük aileler, dini eğitime ayrılan zaman ve Amerikan sosyal yardım sisteminin gelir ve hane büyüklüğüne dayanan yapısının bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.

Yeshivalara aktarılan kamu kaynakları daha önce de tartışılmıştı
Hasidik topluluklar ve kamu kaynakları meselesi ABD’de Ruhi Çenet’in videosuyla ortaya çıkmış yeni bir tartışma da değil.
ABD Adalet Bakanlığı, 2022 yılında Brooklyn’deki Central United Talmudic Academy’nin çeşitli kamu programlarını kapsayan dolandırıcılık planlarına ilişkin suçlamaları kabul ettiğini açıklamıştı.
Federal makamların açıklamasına göre kurum 5 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etmiş, ayrıca daha önce 3 milyon doların üzerinde geri ödeme gerçekleştirmişti.
Dosyanın toplam mali sonucu böylece 8 milyon doların üzerine çıkmıştı.
Bu olay bütün Hasidik okullara veya topluluğa genellenemese de, New York’taki dini okulların kamu kaynaklarından yararlanması konusunda ABD’de yıllardır devam eden tartışmanın önemli örneklerinden biri olmuştu.
Amerikan basınında yapılan başka araştırmalarda ise Hasidik ve Ortodoks okullarına hizmet veren şirketlere özel eğitim hizmetleri kapsamında yüz milyonlarca dolarlık kamu kaynağının yönlendirildiği gündeme gelmişti.
Ruhi Çenet eski bir Amerikan tartışmasını yeniden gündeme taşıdı
Çenet’in videosunun yarattığı etkinin belki de en dikkat çekici tarafı burada ortaya çıkıyor.
Bir Türk YouTuber’ın New York’ta çektiği yaklaşık 40 dakikalık belgesel, Amerika’da yıllardır tartışılan sosyal yardımlar, dini topluluklar, eğitim finansmanı ve vergi mükelleflerinin parasının nasıl kullanıldığı meselesini yeniden milyonlarca insanın önüne taşıdı.
Bir tarafta, gelir kriterlerini karşılayan Amerikan vatandaşlarının diğer vatandaşlarla aynı sosyal programlardan yararlanmasının yasal bir hak olduğunu savunanlar bulunuyor.
Diğer tarafta ise çok büyük aileler ve düşük gelir üzerine kurulu bir yaşam modelinin Medicaid, SNAP ve diğer kamu programlarından yoğun biçimde yararlanmasının maliyetinin sonuçta toplumun geri kalanına ve vergi mükelleflerine yüklendiğini savunanlar var.
Çenet’in belgeseli bu tartışmaya kesin bir cevap vermiyor. Ancak ortaya koyduğu görüntüler ve videonun ardından yeniden gündeme gelen rakamlar, ABD’de oldukça hassas bir soruyu yeniden tartışmaya açmış durumda:
Hasidik toplulukların geleneksel yaşam biçiminin ekonomik maliyetini ne ölçüde kendileri, ne ölçüde Amerikalı vergi mükellefleri karşılıyor?