Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF), yılın ikinci çeyreğine ilişkin saha değerlendirme sonuçlarını açıkladı. Yaklaşık 10 bin üye mağazadan elde edilen gözlemlere göre, tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarında belirgin bir iyileşme yaşandı.
TPF Başkanı Ömer Düzgün, ekonomideki normalleşme sürecinin tüketici psikolojisine yansıdığını belirterek, "İkinci çeyrek saha değerlendirmelerimiz, gıda enflasyonundaki yavaşlamanın vatandaşımızın alışveriş davranışlarına da yansıdığını gösteriyor. Uzun süredir etkisini hissettiren 'yarın zam gelir' endişesi önemli ölçüde geride kalıyor. Tüketici artık sadece fiyat artışından korunmak için değil, gerçek ihtiyacına göre alışveriş yapıyor. " dedi.
Düzgün, alışveriş sepetlerinde temel gıda ürünlerinin ağırlığının azaldığını, kişisel bakım, temizlik ve atıştırmalık gibi farklı kategorilerdeki ürünlerin yeniden talep görmeye başladığını vurguladı. "Bu değişim, hem tüketici güveninin hem de piyasalardaki normalleşmenin önemli göstergelerinden biridir. " diye konuştu.
Yerel zincir marketlerin enflasyonla mücadelede üstlendiği sorumluluğa da dikkat çeken Ömer Düzgün, "Üyelerimiz, tedarik zincirini güçlü tutarak ve raf fiyatlarını mümkün olduğunca dengeli yöneterek vatandaşımızın yanında olmaya devam etti. Yerel zincirler yalnızca ürün satan işletmeler değil, aynı zamanda fiyat istikrarının korunmasına katkı sağlayan önemli bir denge unsurudur. " ifadelerini kullandı.
Düzgün, enflasyondaki olumlu seyrin kalıcı olması gerektiğinin altını çizerek, "Bazı ürün gruplarında maliyet baskısı devam etse de genel tablo, temel gıda ürünlerinde fiyat artış hızının belirgin şekilde yavaşladığını gösteriyor. Enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı olması için üreticiden kamuya kadar herkes aynı kararlılıkla hareket etmelidir. " değerlendirmesinde bulundu.
Perakende sektöründe plansız mağaza yatırımlarına da değinen Düzgün, aynı cadde veya mahalleye kısa sürede çok sayıda mağaza açılmasını "mağaza enflasyonu" olarak nitelendirdi. Sağlıklı rekabetin korunması için mağaza açılışlarında nüfus yoğunluğu, bölgesel ihtiyaç, ticari kapasite ve şehir planlaması gibi objektif kriterlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. "Amacımız rekabeti sınırlandırmak değil, sağlıklı rekabeti güçlendirmektir. " diyen Düzgün, bu yönde bir planlama modelinin sektörün geleceği açısından faydalı olacağını kaydetti.