Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan'ın güneyden ve kuzeyden hedef alınmasını, ayrıca Irak'ta konuşlu saldırganlar tarafından vurulmasını kabul edilemez olarak nitelendirdi. Fidan, bu saldırıların yalnızca Suudi Arabistan'ı hedef alan bir güvenlik sorunu olmadığını, bölgesel istikrarı ve kritik altyapıyı da tehdit ettiğini belirtti.

Değerlendirmede güney yönündeki tehditler Yemen bağlamında ele alındı. Fidan, Yemen sorununun uzun süredir devam ettiğine işaret ederken, Suudi Arabistan'ın farklı yönlerden karşı karşıya kaldığı saldırıların bölgedeki güvenlik dengeleri üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Kuzey yönündeki tehdit ise Irak'ta konuşlu gruplar üzerinden Suudi Arabistan'a yönelen saldırılarla ilişkilendirildi. Bu iki başlığın birlikte değerlendirilmesi, Riyad'ın yalnızca kendi topraklarına yönelik saldırılarla değil, çevre ülkelerdeki silahlı yapıların faaliyetleriyle bağlantılı daha geniş bir güvenlik baskısıyla karşı karşıya olduğu çerçevesini ortaya koydu.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması süreci
Fidan, açıklamasını kamuoyunda Mekke İttifakı olarak anılan yapılanmanın yaklaşımıyla ilişkilendirdi ve Türkiye'nin bu yapının ruhuna uygun hareket ettiğini söyledi. Dışişleri Bakanlığının kullandığı resmi ad ise Mekke Ortak Savunma Anlaşması. Yapı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki siyasi ve savunma işbirliğini kurumsallaştırmayı amaçlıyor.

Anlaşma sürecinde 7 Ağustos 2026'da Mekke'de önemli bir adım atıldı. Süreç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in katılımıyla gündeme geldi. Hakan Fidan, 8 Ağustos'taki değerlendirmesinde yapılanmanın kamuoyunda Mekke İttifakı adıyla anıldığını ve üç ülke arasında ortak bir güvenlik yapılanmasının hedeflendiğini açıkladı.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında kurulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı 31 Ağustos 2026'da İstanbul'da yapıldı. Bu toplantı, anlaşmanın imzalanmasının ardından kurumsal yapının şekillendirilmesi yönündeki ilk resmi adım oldu. Yapılanma yalnızca askeri işbirliğiyle sınırlı görülmüyor; bölgesel güvenlik, siyasi istişare ve ortak tehdit değerlendirmesi de kapsamda bulunuyor.
Fidan'ın son açıklaması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki işbirliğinin Yemen, Irak ve bölgesel istikrar başlıklarıyla doğrudan ilişkilendirilmeye başladığını gösteriyor. Açıklamadaki vurgu, Suudi Arabistan'a yönelik farklı yönlerden gelen tehditlerin ülke güvenliğinin yanı sıra enerji ve diğer kritik altyapının korunması bakımından da bölgesel bir mesele olarak değerlendirildiğine işaret ediyor.