Türk tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Halil İnalcık, vefatının 10. Yılında Türk Tarih Kurumu Konferans Salonu’nda düzenlenen panelle anıldı. Program, İnalcık ile Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın konuşmalarının ve röportajlarının yer aldığı bir videonun gösterimiyle başladı.
Panelin açılışında konuşan Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özgen, Halil İnalcık’ın yalnızca Türkiye’de değil, dünya tarihçiliğinde de derin izler bıraktığını söyledi. Özgen, İnalcık’ın çalışmalarının önemli bir bölümünün Türk Tarih Kurumu yayınları arasında yer aldığını ve kurumun faaliyetlerine uzun yıllar katkı sunduğunu belirtti.
Özgen, İnalcık için düzenlenen anma toplantısını vefanın bir gereği olarak gerçekleştirdiklerini ifade ederek, "Hocamıza duyduğumuz vefanın bir gereği olarak bugün burada bu anma toplantısını düzenlemek istedik. Hocamızı rahmetle anıyoruz. " dedi.
Akademisyenlerden İnalcık’ın mirasına ilişkin değerlendirmeler
Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Kafadar’ın oturum başkanlığını yaptığı panelde akademisyenler, İnalcık’ın tarihçiliğe katkılarını, bilimsel mirasını ve kişisel hatıralarını anlattı. Konuşmalarda, İnalcık’ın yalnızca eserleriyle değil, akademik kişiliğiyle de kuşaklar üzerinde etkili olduğu vurgulandı.
İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli, İnalcık’ın akademik kişiliği ve yetiştirdiği öğrencilerle tarihçilik üzerinde derin izler bıraktığını söyledi. İpşirli, öğrencilik yıllarından itibaren İnalcık’ın eserlerini izlediğini, Osmanlı tarihine ilişkin çalışmalarının bugün de temel başvuru kaynakları arasında yer aldığını ifade etti.
İpşirli, İnalcık’ın ansiklopedi çalışmalarına önem verdiğini, güçlü bir çalışma disiplini ve geniş bir birikime sahip olduğunu anlattı. Tarihçinin Osmanlı’nın kuruluşu ve Balkanlar üzerine yaptığı araştırmaların da tarih yazımına önemli katkılar sunduğunu kaydetti.
Uzun yıllar ABD’de görev yapan İnalcık’ın Türk tarihini uluslararası akademi dünyasına tanıttığını hatırlatan İpşirli, tarihçinin Bilkent Üniversitesinde de çok sayıda öğrenci yetiştirdiğini dile getirdi.
Özer Ergenç: Tarihçilik metodolojisini ondan öğrendim
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özer Ergenç ise doktora döneminde ve sonrasında İnalcık’ın asistanlığını yaptığını hatırlatarak, onun tarihçilik metodolojisini öğrendiği temel isimlerden biri olduğunu söyledi. Ergenç, tarih araştırmasının nasıl yapılması gerektiğini, kaynaklarla kurulan ilişkinin niteliğini ve tarihçinin sorumluluğunu İnalcık’ın yaklaşımıyla öğrendiğini ifade etti.
Ergenç, Halil İnalcık’ın yalnızca bilgi aktaran bir akademisyen değil, aynı zamanda tarihçilik disiplininin nasıl kurulması ve geliştirilmesi gerektiğini gösteren bir isim olduğunu vurguladı. İnalcık’ın dersleri ve yaklaşımının kendisine önemli ufuk açtığını da sözlerine ekledi.
Geniş kültürel ilgi alanlarıyla da anıldı
Prof. Dr. Cemal Kafadar da İnalcık’ın yalnızca akademik çalışmalarıyla değil, kişisel ilgi alanlarıyla da çok yönlü bir entelektüel olduğunu söyledi. Kafadar, İnalcık’ın mimariye, sinemaya, sanat tarihine ve edebiyata büyük ilgi duyduğunu, özellikle Divan şiiri ve modern edebiyatla yakından ilgilendiğini anlattı.
Kafadar, İnalcık’ın Osmanlı toprak sistemi, köylülük, şehirleşme ve ekonomik yapı üzerine yaptığı çalışmaların dönemin temel sorunlarına güçlü yanıtlar ürettiğini belirtti. Bu çerçevede 1969 tarihli "Osmanlı İmparatorluğu’nda Kapital Oluşumu" makalesini önemli bir örnek olarak gösterdi.
Panelde, İnalcık’ın bıraktığı akademik mirasın yalnızca tarihçiler için değil, daha geniş bir entelektüel çevre için de temel bir referans olmayı sürdürdüğü ifade edildi. Katılımcılar, onun tarih yazımına ve akademik geleneğe yaptığı katkıların uzun yıllar boyunca hatırlanacağını dile getirdi.