İran ile olası bir anlaşma bu haftanın en çok konuşulan başlığı oldu. Washington’dan gelen çelişkili mesajlar, yatırımcıların ve piyasanın yön arayışını daha da zorlaştırdı. Enerji fiyatları üzerindeki baskı hissedilirken, yüksek maliyetlerin enflasyonu besleyebileceği endişesi öne çıktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Beyaz Saray’ın görüşmelerin tamamlandığını doğrulaması, ancak ayrıntı vermemesi, anlaşmanın akıbetine dair belirsizliği artırdı. Aynı hafta ABD’nin İran’ın güneyine yönelik saldırıları ve Tahran’ın en az bir karşılık vermesi de tansiyonu yükseltti. Trump’ın, Suudi Arabistan, Katar, Pakistan, Mısır, Türkiye ve Ürdün gibi ülkeleri Abraham Anlaşmaları’na katılmaya çağırdığı da aktarıldı. Bu çerçevede, bazı ülkelerin temkinli bir tavır aldığı, özellikle Pakistan’ın gelecekteki herhangi bir anlaşmanın bu paketle ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyduğunu açıkça ortaya koyduğu belirtildi. Ukrayna savaşında ise cephedeki çıkmaz ve artan savaş yorgunluğu dikkat çekti. Rusya’nın Kiev’e yönelik füze saldırılarını "sürekli ve sistematik" biçimde sürdürebileceğine dair uyarıları, gerilimin tırmanabileceği endişesini canlı tuttu. Bu sırada İsveç’in Ukrayna’ya 16 Gripen savaş uçağı bağışlama kararı, Avrupa’nın Kiev’e desteğini sürdürdüğünün işareti olarak öne çıktı. Bölgedeki gerilim yalnızca savaş sahasıyla sınırlı kalmadı. Rusya’ya ait olduğu belirtilen bir insansız hava aracının Romanya’da düşmesi, Moskova ile NATO arasındaki tansiyonu daha da yükseltti. Çin’in Rusya’ya verdiği destek mesajları da, savaşın büyük güç dengeleri üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı. Haftanın son büyük başlığı ise Japonya’nın demografik krizi oldu. Resmî verilere göre ülke nüfusu son beş yılda 3 milyondan fazla azaldı ve 2025’te 123 milyona geriledi. Bu, 1920’den bu yana kaydedilen en büyük düşüş olarak öne çıktı. Japonya’nın yaşlanan nüfusu, ülkenin ekonomik gücü ve teknolojik kapasitesi açısından uzun vadeli bir baskı oluşturuyor. Göç kapılarının nasıl açılacağı tartışılırken, "Japonya önce" çizgisinin güçlenmesi yetkilileri daha temkinli adımlar atmaya zorluyor.