Bekayi, Tahran'da düzenlediği haftalık basın toplantısında İran ile Umman arasındaki Hürmüz Boğazı görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
İki ülkenin boğazda güvenli bir denizcilik rotası belirlenmesi konusunda ciddi müzakereler yürüttüğünü ve ilerleme kaydettiğini söyleyen Bekayi, mutabakatın önümüzdeki günlerde Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne kaydedilmesinin beklendiğini belirtti.
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim
Bekayi, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukası ile ekonomik baskının yalnızca İran'ı değil, uluslararası toplumu, serbest ticareti ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın ilkelerini de hedef aldığını öne sürdü.
Hürmüz Boğazı'ndaki son gelişmelerin bazı çevrelerin kullandığı şekilde yalnızca bir "tanker savaşı" olarak nitelendirilemeyeceğini savunan Bekayi, bölgede yaşananların ABD ve İsrail'in eylemleriyle başlayan daha geniş bir durum olduğunu söyledi.
Ticaret gemilerine yönelik saldırıların ABD tarafından başlatıldığını ve bu saldırıların "terörist bir eylem" olduğunu ileri süren Bekayi, İran'ın kendisini savunma hakkı bulunduğunu belirtti. Bekayi, İran'ın bu kapsamda gerekli gördüğü önlemleri almaya devam edeceğini kaydetti.
Katar'da tutulduğu öne sürülen pilotlar
Bekayi, Katar'da tutulduğu öne sürülen 3 İranlı pilotun durumunun da görüşmeler yoluyla takip edildiğini açıkladı.
Teknik bir heyetin pilotların durumunu görüşmek üzere Katar'ı ziyaret ettiğini belirten Bekayi, teknik görüşmelerin ve müzakerelerin sürdüğünü söyledi. Katar heyetinin cumartesi günü Tahran'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile olumlu bir görüşme gerçekleştirdiğini aktardı.
Bekayi ayrıca Umman ve Pakistan heyetlerinin geçen hafta Tahran'a gelerek İranlı yetkililerle görüştüğünü, gerilimin azaltılmasını isteyen bölge ülkeleriyle temasların devam ettiğini ifade etti.
Güney Kore'nin olası askeri varlığı
Güney Kore'nin Hürmüz Boğazı'nda askeri varlık gösterme ihtimalini de değerlendiren Bekayi, bu tür girişimlerin bölgedeki sorunları daha karmaşık hale getireceğini söyledi.
Bekayi, ABD'nin eylemlerine katılmanın saldırganlığa ortak olmak anlamına geleceğini savundu.