İran’a karşı savaşın başlamasından bu yana geçen 100 gün, dünya enerji piyasalarında büyük bir sarsıntı yarattı. Avrupa’da yenilenebilir enerjideki hızlı artış, yükselen petrol ve gaz fiyatlarına karşı kıtaya bir miktar koruma sağladı.
2 Haziran itibarıyla yalnızca güneş enerjisinin Avrupa ekonomisine 12,8 milyar avro kazandırdığı hesaplandı. Buna karşın Avrupa Birliği hâlâ fosil yakıt ithalatına milyarlarca avro harcıyor ve en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz tedarikçileri olan ABD ile Rusya’ya bağımlılığını koruyor.
AB’de LNG ithalatı düşüyor, ancak tablo her yerde aynı değil
Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü’nün yeni analizine göre, mart ayından bu yana AB’nin LNG ithalatı yüzde 1,2 azaldı. Birleşik Krallık’ta ise aynı dönemde LNG ithalatı yüzde 20 geriledi; iki pazar birlikte değerlendirildiğinde toplam düşüş yüzde 3’e ulaştı.
Kuruluşun enerji analisti Ana Maria Jaller-Makarewicz, AB’nin 2022’de LNG ithalatını artırma kararının artık sürdürülebilir olmadığının görüldüğünü söyledi. Jaller-Makarewicz’e göre arz kısıtları ithalatın azalmasına yol açtı ve bu durum, Birliğin enerji güvenliğini tehlikeye atmadan gaz talebini daha da düşürmesi gerektiğini ortaya koydu.
Analize göre birçok AB ülkesi son fosil yakıt krizine LNG ithalatını sınırlayarak yanıt verirken, bazıları ters yönde hareket etti. Almanya’nın LNG ithalatı Mart-Mayıs 2026 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 72 artarak üye ülkeler arasında en sert yükselişi kaydetti. İtalya ve Belçika da son bir yılda LNG alımını artıran ülkeler arasında yer aldı.
ABD, Rusya ve diğer tedarikçilere bağımlılık sürüyor
İlk 100 günde AB’nin LNG ithalatında ABD ve Rus gazına bağımlılık devam etti. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının ardından Avrupa’nın Katar’dan LNG ithalatı düştü.
Buna karşılık Mart-Mayıs 2026 döneminde AB’nin yıllık LNG ithalatı ABD’den yüzde 5, Cezayir’den yüzde 11, Rusya’dan yüzde 25 ve Norveç’ten yüzde 84 arttı. Bu dönemde AB LNG ithalatının yüzde 60’ı ABD’den geldi; bu oran geçen yıl aynı dönemde yüzde 56 seviyesindeydi.
Veriler, Avrupa’nın ithal gazda tedarik dağılımını değiştirmeye çalışsa da bağımlılığı tamamen kıramadığını gösteriyor. Özellikle savaşın yarattığı piyasa baskısı, bazı ülkelerde ithalatı azaltırken bazılarında yeni artışlara zemin hazırladı.
Enerji faturası ve yapısal çözüm tartışması
Fosil yakıt ithalat maliyetlerindeki yükseliş ve üye ülkelerin aldığı 210’dan fazla acil önlem, savaşın AB’ye yaklaşık 60 milyar avroluk ek enerji faturası çıkarmasına neden oldu. Bu tutarın çok küçük bir bölümü, enerjiye bugünkü maruziyeti azaltacak ve geleceğe dayanıklılık sağlayacak yapısal yatırım alanlarına ayrıldı.
Jacques Delors Enstitüsü araştırmacısı Alice Moscovici, bu kaynakların yüzde 5’inden azının, yani yaklaşık 2 milyar avronun, elektrifikasyon önlemlerine gittiğini söyledi. Moscovici’ye göre asıl kalıcı çözüm, enerji kullanımını daha verimli ve yerli kaynaklara daha uyumlu hale getiren yatırımlarda yatıyor.
Yerli yenilenebilir kaynaklar, AB’nin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmanın en güçlü yolu olarak öne çıkıyor. Geçen yıl temiz enerji, başta güneş ve rüzgâr olmak üzere kirletici ithalatını azaltarak AB’ye 51 milyar avro kazandırdı.
Hanehalkları da yükselen enerji fiyatlarına karşı elektrifikasyona yöneliyor. Fransa, Almanya ve Polonya’da ısı pompası satışları yılın ilk aylarında yüzde 25 arttı. Birleşik Krallık’ta Octopus Energy, martın ilk üç haftasında satışlarının bir önceki aya göre aynı döneme kıyasla yüzde 51 yükseldiğini bildirdi.
Ayrıca Avrupa genelindeki birçok otomobil platformunda elektrikli araçlara ilgi artarken, Birleşik Krallık hükümet verileri Mart 2026’da 27 binden fazla güneş enerjisi kurulumunun tamamlandığını ve bunun 2012’den bu yana görülen en yüksek aylık sayı olduğunu ortaya koydu.
Elektrifikasyon ve fiyat baskısı
Elektrifikasyon İttifakı Direktörü Adrian Hiel, ulaştırma, ısıtma ve sanayide elektrifikasyona geçişin hızlandırılmasının ithal yakıtlara bağımlılığı azaltmak ve dayanıklılığı güçlendirmek için kritik olduğunu söyledi. Hiel, bu dönüşümün aynı zamanda hanehalkları ve işletmeler için her yıl onlarca milyar avroluk tasarruf anlamına geleceğini belirtti.
Elektrik fiyatları ise pek çok AB ülkesinde hâlâ dalgalı fosil yakıtlara bağlı kalmaya devam ediyor. Merit order adı verilen mekanizma nedeniyle, talebi karşılamak için devreye giren en pahalı santral elektrik fiyatını belirliyor.
Yine de yenilenebilir enerji yatırımları bu bağımlılığı kırmaya başladı. Avrupa İklim Nötrlüğü Gözlemevi’nden Aneta Stefańczyk, 2026’nın ilk beş ayında elektrik üretiminde fosil yakıt payı düşük olan ülkelerde gaz ve elektrik fiyatları arasında daha avantajlı bir oran oluştuğunu söyledi.
Stefańczyk’e göre fark özellikle belirgin. İspanya’da elektrik-gaz fiyat oranı, İtalya veya Polonya gibi fosil yakıtlara daha bağımlı ülkelere göre iki kattan daha düşük seviyede.
Ember verilerine göre İspanya’da elektriğin yüzde 75’i 2025’te düşük karbonlu kaynaklardan üretildi. Bu oran, yüzde 71 olan AB ortalamasının üzerinde kaldı ve yenilenebilir dönüşümün enerji güvenliği kadar fiyat istikrarı açısından da önemini öne çıkardı.