İngiltere'de cuma günü İşçi Partisi liderliğine resmen seçilmesinin ardından Başbakanlığa hazırlanan Andy Burnham, bir dizi ekonomik önlem açıklamaya hazırlanıyor. Bloomberg'in haberine göre Burnham, ekibinden su ve enerji sektörleri için yeni planlar hazırlamasını istedi. Planlar arasında Kuzey Denizi'nde yeni petrol ve gaz sondajlarına izin verilmesi ve Thames Water su şirketinin kamu mülkiyetine geçirilmesi bulunuyor.
Kuzey Denizi'nde yeni sondajlar
İran savaşının patlak vermesi ve petrol fiyatlarındaki artış, Kuzey Denizi'ndeki rezervlerin önemini artırdı. Mevcut Enerji Bakanı Ed Miliband, çevreyi koruma gerekçesiyle yeni sondajlara direnmişti. Bu politika hem ABD Başkanı Donald Trump hem de İngiliz enerji sektörü temsilcilerini bünyesinde barındıran Reniupal örgütü tarafından eleştirilmişti.
İsmi açıklanmayan kaynaklara göre Burnham'ın ekibi, İskoçya açıklarındaki Jackdaw gaz sahası ve Rosebank petrol sahasında yeni sondajlara onay vermek de dahil çeşitli seçenekleri değerlendiriyor.

Thames Water özel yönetime alınacak
Burnham'ın yardımcıları ayrıca devlet memurlarından Thames Water'ın kamu denetimine alınması için bir plan hazırlamasını talep etti. Planlanan seçenekler arasında şirketin "özel yönetim" sistemine tabi tutulması, yani geçici bir kamulaştırma süreci bulunuyor.
Konuya yakın kaynaklara göre Burnham'ın bu yönde ilerlemesi bekleniyor. Thames Water, Londra ve çevresinde 16 milyon müşteriye hizmet veriyor. Kaynaklar ayrıca Burnham'ın şirketin kooperatif modeliyle çalışmasını, kâr amacı gütmeden müşterilere hizmet vermesini tercih edebileceğini belirtti. Bu seçenek, kamulaştırmaya kıyasla daha düşük maliyetli olacağı için birçok İşçi Partili milletvekili tarafından destekleniyor.
Thatcher'ın politikalarına eleştiri
Andy Burnham, İşçi Partisi lideri olarak yaptığı ilk konuşmada, 1980'lerdeki Thatcher hükümetinin politikalarını hedef aldı. "Britanya 1980'lerde bir dizi yanlış karar aldı" diyen Burnham, muhafazakâr eski Başbakan Margaret Thatcher'ın birçok kamu şirketini özelleştirmesine atıfta bulundu.

Financial Times'ın aktardığına göre Burnham, bu politikaların "siyasi gücü merkezileştirdiğini ve temel altyapıyı özelleştirdiğini" savundu. Burnham, kendi yaklaşımının aksine yetkileri hükümetten şehirlere devretmeyi planladığını söyledi. Ayrıca konut inşası için belediyelere daha fazla yetki ve sosyal konut sözü verdi.
İş dünyasına destek ve yerel yetkiler
Burnham, İşçi Partisi lideri olarak da Büyük Manchester Belediye Başkanı olduğu dönemdeki gibi iş dünyasının yanında olacağını vurguladı. "İşçi Partisi lideri olarak, Büyük Manchester Belediye Başkanı olduğum zamanki gibi iş dünyasının destekçisi olacağım" ifadesini kullanan Burnham, ortak çalışmanın önemine dikkat çekti.
"Kuzeyin Kralı" lakabına atıfta bulunarak gelen eleştirilere de yanıt veren Burnham, bu yaz yapacağı ülke turunun Güney de dahil olmak üzere "Birleşik Krallık'ın tüm bölgelerini" kapsayacağını söyledi.
Kabine beklentileri
Burnham, Pazartesi günü başbakanlığı devralmadan bakanları açıklamayacağını belirtse de İngiliz medyasında çeşitli spekülasyonlar yer alıyor. Financial Times'ın haberine göre mevcut İçişleri Bakanı Shabana Mahmood'un, Hazine Bakanı olarak Rachel Reeves'in yerini alması bekleniyor. Ayrıca enerji politikalarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Ed Miliband'ın Enerji Bakanlığı görevine devam etmeyeceği öngörülüyor.