ABD yönetimi içinde İran ile yürütülen nükleer anlaşma süreci, üst düzey isimler arasındaki görüş ayrılığıyla yeni bir tartışma başlığına dönüştü. Merkezi İstihbarat Teşkilatı Direktörü John Ratcliffe’in, Başkan Donald Trump’a ve bazı yetkililere İran’ın istenen tavizleri vermeye hazır olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler aktardığı bildirildi.
Haberde, bu şüphelerin birkaç Amerikan istihbarat kurumunun topladığı bilgilere dayandığı aktarıldı. Değerlendirmelere göre, İran içindeki müzakerelerin seyri, Tahran’ın arabuluculara ve Washington’a ilettiği mesajlarla tam olarak örtüşmedi.
Görüş ayrılığı sadece istihbarat kanadıyla sınırlı kalmadı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Savunma Bakanı Peter Hegseth’in de anlaşmanın gerçekleşme ihtimaline kuşkuyla baktığı, buna karşılık Başkan Yardımcısı JD Vance ile Trump’ın temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in süreci desteklediği belirtildi.
Trump’ın, anlaşmayı açıklamadan önce kıdemli danışmanlarıyla istihbarat değerlendirmelerini ele aldığı, toplantılarda İran’ın tutumuna ilişkin çelişkili okumaların öne çıktığı ifade edildi. Beyaz Saray’dan yapılan değerlendirmede ise başkanın tüm görüşleri dinlediği, ancak son kararı kendisinin vereceği vurgulandı.
Yönetim içinden yapılan açıklamalarda, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmaması gerektiği, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunu elinde tutamayacağı ve küresel enerji arzını baskı unsuru olarak kullanamayacağı mesajı öne çıkarıldı. Trump’ın ancak ABD lehine iyi bir anlaşmaya onay vereceği de savunuldu.
Haberde, pazar günü imzalanan mutabakat belgesindeki nükleer maddelerin, önümüzdeki 60 gün içinde daha ayrıntılı bir anlaşmaya varılmasını hedeflediği aktarıldı. Buna göre Vance, Witkoff ve Kushner’in gelecek cuma İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Pakistanlı ve Katarlı arabulucularla görüşmesi bekleniyor.
Amerikalı bir kaynak, iki tarafın zenginleştirilmiş stok meselesini çözmeyi ve gelecekteki zenginleştirme ile diğer nükleer ihtiyaçları, nihai anlaşmada üzerinde uzlaşılacak bir çerçeveye bağlamayı taahhüt ettiğini söyledi. Aynı kaynak, müzakere edilen çerçevenin İran’ın nükleer programını görüşmeler sürdüğü müddetçe mevcut haliyle korumasına izin verdiğini, buna karşılık ABD’nin yeni yaptırım uygulamayacağını ve bölgeye ek asker göndermeyeceğini aktardı.
Metne göre nihai bir anlaşma çıkması halinde ABD, savaş için görevlendirilen güçlerini 30 gün içinde çekecek ve belirlenen takvime göre İran’a yönelik tüm yaptırımları kaldıracak. İlk mutabakatın 14 maddeden oluştuğu, ancak metnin tamamının yayımlanmadığı da haberde yer aldı.
Anlaşmaya itiraz eden bazı Amerikalı yetkililer, İran’ın Washington’un dayattığı şartlarla bir nükleer anlaşmayı imzalamayacağını ve süreçten daha büyük kazanç sağlayacağını savundu. Buna karşılık anlaşmayı destekleyen iki yetkili, İran’ın elde edeceği tüm faydaların önemli adımlar atmasına bağlı olduğunu söyledi.
Bir başka Amerikalı yetkili ise İran’ın nükleer tavizler konusunda ne kadar ciddi olduğunun iki ya da üç hafta içinde anlaşılacağını, aksi halde sürecin İran’ın büyük bir kazanım elde etmeden durabileceğini ifade etti. Anlaşmayı savunanlar ise bunun uzun vadeli bir girişim olduğunu ve yalnızca İran nükleer programını dağıtıp kapsamlı iç reformlara yönelirse başarıya ulaşabileceğini belirtiyor.