İran Devrim Muhafızları, ABD ordusunun İran'ın güneyindeki beş kıyı bölgesini hedef almasına misilleme olarak Kuveyt ve Bahreyn'deki Amerikan askeri noktalarını vurduğunu açıkladı.
Devrim Muhafızları'ndan yapılan yazılı açıklamada, Kuveyt'teki Ali es-Salim Hava Üssü'nde bulunan 8 ABD askeri noktası ile Bahreyn'deki ABD Beşinci Filosu'nun hedef alındığı belirtildi. Açıklamada, yeni saldırılara "daha güçlü ve kararlı" şekilde karşılık verileceği uyarısı yapıldı.
Al Jazeera'nin İran muhabiri Rania Kasımi'nin aktardığına göre, Devrim Muhafızları ayrıca Hürmüz Boğazı'nda İran tarafından belirlenen rotaların dışına çıkan ve Tahran'la koordinasyon kurmayan gemilere karşı daha sert önlemler alınacağını duyurdu.
Körfez Ülkelerinden Sert Tepki
İran'ın Kuveyt ve Bahreyn'i hedef alan saldırıları, Körfez başkentlerinden geniş tepki topladı. Körfez ülkeleri, bu tür saldırıları egemenliklerinin ve güvenliklerinin açık ihlali olarak nitelendirirken, bölgede gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını vurguladı.
Katar Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, bölgenin "haksız saldırıların sonuçlarından" korunması gerektiğini belirterek diyalog ve diplomasi yoluna devam edilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, ABD-İran mutabakat zaptı çerçevesinde elde edilen kazanımların korunmasının bölgesel ve uluslararası güvenlik için önemine dikkat çekildi.
Hürmüz Boğazı'nda Alternatif Rota Gerilimi
Öte yandan, Umman Sultanlığı'nın Uluslararası Denizcilik Örgütü ile koordineli olarak Hürmüz Boğazı'nda geçici ve ücretsiz bir deniz koridoru oluşturduğunu duyurması, İran ile yeni bir gerilime yol açtı. Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri, "bazı tarafların" Tahran'a haber vermeden yeni bir rota ilan ettiğini belirterek, boğazdan güvenli geçişin yalnızca İran'ın belirlediği güzergah üzerinden mümkün olduğunu vurguladı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Bağdat'ta yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı İran'ın yönetimi altındadır ve engeller kaldırıldıktan sonra işler eski haline dönecektir" ifadelerini kullandı.
Analistler: İran Yeni Denklemler Kurmaya Çalışıyor
Orta Doğu Uluslararası İlişkiler Konseyi Genel Müdürü Dr. Halid el-Cabir, Al Jazeera'ye yaptığı değerlendirmede, İran'ın bölge ülkelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının sayısının 7 bin 400'ü aştığını söyledi. El-Cabir, Kuveyt ve Bahreyn'i hedef alan son saldırıların "kınanması gereken, devletlerin egemenliğinin açık ihlali ve yatırım ile kalkınma sistemine doğrudan tehdit" olduğunu belirtti.
El-Cabir, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini engelleme girişimlerini, Umman'ın başlattığı "alternatif deniz rotasını" sabote etme çabası olarak değerlendirdi. İran'ı boğazı bir "şantaj aracı" olarak kullanmakla suçlayan el-Cabir, Cenevre ve İsviçre'deki müzakerelerde bölge ülkelerinin endişelerinin göz ardı edilmesi halinde bölgenin "topyekûn savaş ve yıkıcı hesap hataları" ile karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
El-Medar Siyasi Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Salih el-Mutairi ise İran'ın bir dizi yeni denklem kurmaya çalıştığını ifade etti. El-Mutairi'ye göre bu denklemlerden ilki, Hürmüz Boğazı'nın İran'ın elinde istediği zaman kullanabileceği bir kart olduğu; ikincisi ise İran'a yönelik herhangi bir saldırıya Körfez ülkelerini vurarak veya boğazı kapatarak karşılık verileceği. El-Mutairi, bunun İran'ın bölgedeki hâkim güç olduğunu kanıtlama amacı taşıdığını söyledi.
El-Mutairi, Körfez ülkelerinin savaşın ilk gününden bu yana gerilimi düşürme çabası içinde olduğunu hatırlatarak, Katar ve Pakistan'ın Tahran ile Washington arasında varılan mutabakat zaptındaki büyük rolüne dikkat çekti. Ancak sahadaki durumun kırılganlığının, seyrüsefer güvenliğinin asıl güvencesinin "saha davranışı" olduğunu gösterdiğini belirten el-Mutairi, İran'ın tutumunu "disiplinsiz" olarak nitelendirdi.
El-Mutairi ayrıca Tahran'ın, mutabakat zaptının güvenli geçişle ilgili beşinci maddesini istismar ederek zorunlu deniz rotaları dayatmaya ve uluslararası elektronik takip sistemlerini devre dışı bırakmaya çalıştığını öne sürdü. Ona göre İran, Hürmüz Boğazı'nı bir rehineye ve herhangi bir nükleer krizde devreye sokabileceği bir siyasi şantaj kartına dönüştürmeyi hedefliyor.
Al Jazeera'nin Tahran muhabiri ise İran ordusunun, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü mali kazanç için değil, Washington ile müzakerelerde stratejik bir caydırıcılık aracı olarak kullanmak istediğini vurguladığını aktardı.
ABD ile İran arasında 17 Haziran'da imzalanan mutabakat zaptına ve savaşı sona erdirme ile Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğini sağlama amaçlı müzakerelere rağmen, iki ülke arasındaki askeri sürtüşmeler Hürmüz Boğazı'nda yeniden tırmanmış durumda.