ABD’de mayıs ayı enflasyonunun, İran’la süren savaşın enerji fiyatlarını yukarı çekmesiyle üst üste üçüncü ay artmış olması bekleniyor. Çarşamba günü açıklanacak tüketici fiyat endeksi verisi, fiyat baskılarının ne kadar yayıldığını gösterecek.
Dow Jones anketine katılan ekonomistler, yıllık enflasyonun yüzde 4,2’ye çıkmasını öngörüyor. Bu oran, savaş başlamadan önce görülen yüzde 2,4 seviyesinin oldukça üzerinde ve 2023’ün başından bu yana en yüksek düzey olacak.
Enerji fiyatları baskıyı artırıyor
Analistlere göre yüksek enerji maliyetleri bu kez de yukarı yönlü baskı oluşturdu. Lloyd’s Bank analistleri, enerji fiyatlarının önceki iki aya kıyasla daha sınırlı olsa bile enflasyonu desteklemeyi sürdürebileceğini belirtiyor.
Savaşın başlamasından bu yana petrol fiyatları yaklaşık yüzde 40 yükseldi. ABD ham petrolü nisan başında kısa süreliğine varil başına 115 doların üzerine çıkmıştı.
Pompa fiyatları son dönemde 40 sent gerilese de sürücüler, savaş öncesine kıyasla yakıta ortalama yaklaşık yüzde 40 daha fazla ödüyor. Bu durum, tüketicilerin bütçesi üzerindeki baskının sürdüğünü gösteriyor.
Hürmüz Boğazı ve stok endişesi
Şirket yöneticileri ve analistler, gevşeyen fiyatların başka bir risk alanını tam yansıtmadığını söylüyor. Hürmüz Boğazı’ndan çıkamayan petrolün yerini doldurmak için enerji stoklarının hızla eritildiği, bu stokların bazı gözlemcilere göre haziran sonuna kadar kritik düşük seviyelere inebileceği belirtiliyor.
Exxon Mobil yöneticisi Neil Chapman, geçen ay Bernstein yatırım konferansında stoklar kritik seviyeye ulaştığında fiyatların sert biçimde yükselebileceğini söyledi. Bu uyarı, piyasalarda yeni bir dalga ihtimalini gündemde tutuyor.
Çekirdek enflasyon ve diğer kalemler
Çarşamba günkü raporda gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon özellikle izlenecek. Beklentiler, çekirdek göstergenin yeniden yüzde 3’e yakın bir seviyeye dönmesi yönünde.
Bank of America analistleri, havayolu biletleri dışında enflasyonun henüz genel olarak çekirdek kalemlere güçlü biçimde yansımadığını yazdı. Ancak çok sayıda gösterge, bu geçişin yakında başlayabileceğine işaret ediyor.
Analistlere göre bu tablo, 2022’de görülen fiyat sıçramasının tekrar etmesi riskini de hatırlatıyor. O yıl yıllık enflasyon, Covid-19 salgını ve sonrasındaki etkilerle yüzde 8,9’a kadar yükselmişti.
Şirketler de artık malzeme maliyetlerindeki artıştan daha fazla söz ediyor. Bank of America ekibi, bunun hem enflasyonun hem de tedarik zincirindeki aksaklıkların sonucu olduğunu aktarıyor.
Tarifeler ve Fed baskısı
JPMorgan baş ABD ekonomisti Michael Feroli’ye göre tarifeler yeniden gündemin üst sıralarına çıktı. Başkan Donald Trump’ın 60 ülkeden gelen ürünlere en az yüzde 10 vergi getirme planı, tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Henüz kesinleşmeyen ve çok sayıda istisna içeren bu tarifelerin Çin, Tayvan, Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika gibi önemli ticaret ortaklarından gelen ithalatı etkileyebileceği belirtiliyor. Giyim, beyaz eşya ve diğer bazı ev ürünleri bu etkiden pay alabilir.
Geçen haftaki güçlü istihdam verisi de fiyat baskılarını Fed için daha kritik hale getirdi. Mayısta 172 bin yeni istihdam yaratılması, para politikasında bir sonraki adımın enflasyon cephesine daha fazla odaklanılmasına yol açtı.
Piyasa aktörleri yıl sonuna kadar bir faiz artışı beklerken, ekim ayına kadar artış olasılığını da yaklaşık yüzde 60 olarak fiyatlıyor. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, son veriler sürerse para politikasının yükselen enflasyon riskini ele almak için harekete geçmesinin uygun olabileceğini söyledi.
Hammack ayrıca para politikasının enflasyonu yüzde 2 hedefine indirmek için yeterince sıkı olmayabileceğini belirtti. Bu değerlendirme, Fed’in önümüzdeki dönemde nasıl bir denge kuracağı sorusunu daha da öne çıkarıyor.