İstanbul’un Üsküdar ilçesinde bulunan Sokullu Mehmet Paşa İlkokulu, 1875’te başlayan eğitim geçmişini tarihi mimari unsurlarıyla birlikte sürdürüyor. İki katlı taş binanın giriş kapısı üzerindeki Osmanlı kitabesi, okulun en dikkat çekici özellikleri arasında yer alıyor.
1875’te askeri rüşdiye olarak açıldı
Okul, Sultan Abdülaziz döneminde İstanbul’da açılan dokuz askeri rüşdiyeden biri olarak kuruldu. 1875’te "Toptaşı Askeri Rüştiyesi" adıyla faaliyete geçen okul, günümüzdeki ortaokul düzeyine denk gelen dört sınıflı ve gündüzlü bir eğitim kurumuydu.
Okulun öğrenci sayısı 1876’da 148’e ulaştı. Öğrenciler askeri üniforma giyiyor; resim derslerinin yanı sıra Arapça, Farsça ve Fransızca öğreniyordu.
Paşakapısı Askeri Rüştiyesi’nin 1893’te sivil bir ortaokula dönüştürülmesinin ardından Toptaşı Rüştiyesi, Üsküdar’daki bu düzeyde eğitim veren tek askeri okul oldu ve 1914’e kadar faaliyet gösterdi.
Osmanlı Devleti’nde anayasanın yeniden yürürlüğe girdiği ve meclis çalışmalarının yeniden başladığı İkinci Meşrutiyet döneminde askeri rüştiyeler kademeli olarak kaldırıldı. Toptaşı Rüştiyesi de sivil bir kuruma dönüştürülerek "Sokullu Numune Mektebi" adını aldı.
Okulun adı 1926’da "Üsküdar 15. Toptaşı İlkokulu", 1948’de ise "Sokullu Mehmet Paşa İlkokulu" olarak değiştirildi. Kurum 1997’de temel eğitim okuluna dönüştürüldü, 2013’te yeniden ilkokul statüsüne geçti.
Kitabede Sultan Abdülaziz’in tuğrası bulunuyor
Okulun taş cephesinde, giriş kapısının üzerinde Osmanlı devletini simgeleyen bir arma ile Sultan Abdülaziz’in tuğrası bulunuyor. Kapının altındaki levhada "Askeri Rüşdiye Mektebi" ifadesi yer alıyor.
Levha ile giriş kemeri arasında, sekiz beyitten oluşan manzum bir kitabe bulunuyor. Kitabede Sultan Abdülaziz’in eğitime verdiği önem ve ülkenin farklı bölgelerinde rüştiyeler açılmasına yönelik ilgisi anlatılıyor. Okul, özgün kitabesini koruyan az sayıdaki eğitim kurumundan biri olmasının yanı sıra tarihi manzum kitabeye sahip olmasıyla da öne çıkıyor.
Bahçedeki tarihi çeşme yeniden ortaya çıkarıldı
Okulun tarihi dokusunu tamamlayan unsurlardan biri de bahçede bulunan Acı Çeşme. Çeşme, suyunun hafif acı tadı nedeniyle bölge sakinleri tarafından bu adla anıldı.
Acı Çeşme, 1855’te bölge kaymakamı Emin Bey’in emriyle, aynı yerde bulunan daha eski bir çeşmenin yerine inşa edildi. Zaman içinde çeşmenin büyük bölümü toprak ve asfalt altında kaldı; daha sonra yapılan çalışmalarla yeniden ortaya çıkarılarak okul bahçesindeki yerine kazandırıldı.
Binanın iç yapısında da Osmanlı dönemine ait mimari özellikler korunuyor. Yüksek tavanlı koridorlar, kemerli sınıf kapıları ve iç avlu bu özellikler arasında bulunuyor.
Okulun geçmişi eski bir hayır yapısına uzanıyor
Okul müdürü Murat Özgen, binanın 1870’li yıllarda Sultan Abdülaziz’in emriyle Toptaşı Askeri Rüştiyesi olarak inşa edildiğini söyledi. Özgen, okulun bulunduğu yerde daha önce Mimar Sinan tarafından tasarlanan ve nekahat dönemindeki hastalarla ihtiyaç sahipleri ve yolcuların barınmasına hizmet eden bir yapının bulunduğunu belirtti.
Özgen, okul binasının eski yapıdan çıkarılan inşaat malzemeleri kullanılarak yapıldığını ifade etti. Okulun 19. Yüzyılın sonlarından 20. Yüzyılın başlarına kadar askeri rüştiye olarak hizmet verdiğini, daha sonra Sokullu Mehmet Paşa Numune Mektebi’ne dönüştüğünü ve o tarihten bu yana ilkokul eğitiminin sürdüğünü kaydetti.
350 öğrenci eğitim alıyor
Okulda halen 350 öğrenci eğitim görüyor. Ders dışı etkinliklerde halk oyunları ve kültürel miras çalışmalarına ağırlık veriliyor.
Öğrencilerin ilgisine göre her yıl altı veya yedi halk oyunları ekibi oluşturuluyor. Ekipler törenlerde, anma günlerinde ve milli bayramlarda gösteriler düzenleyerek hazırladıkları çalışmaları velilerle buluşturuyor.
Okulda ayrıca robotik programlama, drama ve öğrencilerin talebine göre Halk Eğitim Merkezi desteğiyle Kur’an-ı Kerim dersleri veriliyor. Bu çalışmalar temel derslerin dışında gerçekleştiriliyor.
Özgen, tarihi bir okulda görev yapmanın kendisinde heyecan ve mutluluk oluşturduğunu belirterek girişteki kapı ve kitabeyi her gördüğünde aynı duyguyu yaşadığını söyledi. Binayı yalnızca bir okul olarak değil, korunması gereken bir emanet olarak gördüklerini ifade etti.
Okul yönetimi, kapı ve pencerelerden boya katmanlarına ve yapısal unsurlara kadar binanın bölümlerini düzenli olarak kontrol ediyor. Onarım ve restorasyon çalışmalarında gerekli izinler alınırken yapının özgün görünümünün ve onaylanan standartların korunmasına dikkat ediliyor.