Güney Afrikalı caz piyanisti Abdullah Ibrahim, kısa süren bir hastalığın ardından Almanya’daki evinde 91 yaşında yaşamını yitirdi.
Uzun soluklu kariyeri boyunca cazın en saygın isimlerinden biri haline gelen Ibrahim, Nelson Mandela’nın "Güney Afrika’nın Mozart’ı" diye tanımladığı sanatçılar arasındaydı.
Çocuk yaşta başlayan müzik yolu
1934’te Adolph Johannes Brand adıyla dünyaya gelen Ibrahim, kilisede piyanist olan annesinin etkisiyle çok küçük yaşta müziğe yöneldi. Yedi yaşında piyano dersleri almaya başladı, 15 yaşına geldiğinde ise profesyonel olarak sahneye çıkıyordu.
Genç yaşta "Dollar Brand" adıyla bilinen sanatçı, 1950’lerin sonunda trompetçi Hugh Masekela’nın da yer aldığı Jazz Epistles grubunu kurdu. Topluluk, Ocak 1960’ta tamamen siyahlardan oluşan bir Güney Afrikalı caz topluluğunun kaydettiği ilk albüm olan Jazz Epistle Verse One çalışmasını yayımladı.
Güney Afrika’dan Avrupa sahnelerine
Jazz Epistles müziklerinde doğrudan siyasal bir mesaj taşımamasına rağmen, Sharpeville katliamının ardından Güney Afrika hükümetinin baskısıyla karşılaştı. Ibrahim bunun üzerine Avrupa’ya taşındı.
1963’te eşi olacak vokalist Sathima Bea Benjamin, onu Duke Ellington ile tanıştırdı. Bu buluşma, hem Ellington’ın prodüktörlüğünü üstlendiği Duke Ellington Presents the Dollar Brand Trio kaydını hem de Avrupa festival çevrelerinde artan bir tanınırlığı beraberinde getirdi.
1965’te Benjamin ile evlenen Ibrahim, aynı yıl ABD’ye giderek Newport Jazz Festival’de sahne aldı. 1966’da Duke Ellington’ın yerine geçerek orkestrasını beş Amerikan turne tarihine yönetti. 1967’de aldığı Rockefeller Foundation bursu ise ona Juilliard’da çalışma imkânı sağladı.
Müziğinde Cape Town ile cazın birleşimi
Ibrahim’in tarzı zaman içinde daha açık ve daha belirgin biçimde Güney Afrika ezgileriyle cazın birleşimine dönüştü. Çalımında Duke Ellington ve Thelonious Monk etkileri hissedilirken, Cape Town köklerinden gelen motifleri de müziğine taşıdı.
Sanatçının konserlerinde teknik virtüöziteden çok, bestelerindeki dinginlik ve içe dönük hava öne çıkıyordu. Piyanist Vijay Iyer, onun performanslarını "meditatif" ve "sükûnet içindeki bir gizem" olarak tanımladı.
Güney Afrikalı piyanist Nduduzo Makhathini de Ibrahim’in sesini gençliğinde keşfettiğini, müziğinin kendisine kendi gelenekleriyle dünya çapındaki etkileri birlikte düşünme cesareti verdiğini anlattı.
Mannenberg ve direniş hafızası
Ibrahim, 1968’de İslam’a geçerek adını Dollar Brand’den Abdullah Ibrahim’e çevirdi. 1974’te Güney Afrika’ya dönüşünde bestelediği "Mannenberg", onun imza eserlerinden biri oldu.
Parçanın, Robben Island’daki hapishaneye Mandela için ulaştırıldığı ve geleceğin devlet başkanı için çalındığı anlatıldı. Mandela’nın daha sonra onu "Güney Afrika’nın Mozart’ı" diye anması da bu mirası pekiştirdi.
1976’daki Soweto ayaklanmasının ardından Ibrahim ve Benjamin, o dönem yasaklı olan Afrika Ulusal Kongresi’ne açık destek verdi.
1980’lerde solo konserleri ve Ekaya grubuyla yaptığı turnelerle uluslararası caz sahnesinin önemli figürlerinden biri haline geldi. New York’taki Sweet Basil kulübünde izleyen Kenny Barron, onun için "ibadet hissi veren" müzikler yazdığını söyledi.
Filmler, ödüller ve kalıcı etki
Ibrahim, Chocolat ve No Fear No Die filmlerinin müziklerini besteledi. Ayrıca A Brother with Perfect Timing ve A Struggle for Love adlı iki belgeselin de konusu oldu.
2018’de NEA Jazz Masters Fellowship ödülünü alan sanatçı, kariyerinin son dönemlerinde de beğeni toplayan kayıtlar üretmeyi sürdürdü. 2019’da verdiği bir röportajda, Duke Ellington’ın kendisine eski ve yeni eserleri yan yana sunmanın önemini öğrettiğini anlattı.
Ibrahim, müzikte arayışın hiçbir zaman bitmediğini düşündüğünü de söylemişti. Bu yaklaşım, onun yumuşak ama derin etkili piyano diliyle birlikte caz tarihinde kalıcı bir yer edinmesini sağladı.