Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin Ituri bölgesinde ortaya çıkan Ebola salgını, bölge halkında derin bir korku ve endişeye yol açtı. Bölgedeki bir kişi, enfekte olanların çok hızlı bir şekilde hayatını kaybettiğini belirterek, "Ebola bizi çok yıprattı" ifadelerini kullandı. Yetkililer, ülkede 136 kişinin hayatını kaybettiğini ve 514'ten fazla şüpheli vakanın olduğunu bildirirken, komşu Uganda'da da bir ölüm gerçekleşti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) doktoru Anne Ancia, salgının ilk tahminlerden daha hızlı yayıldığını ve vaka sayısının binleri bulabileceğini belirtti.
Londra merkezli MRC Küresel Enfeksiyon Hastalıkları Analiz Merkezi'nin modelleri, salgının şu anki tespit edilen boyutundan çok daha büyük olabileceğine işaret ediyor. Bölge halkı, temiz suyla el yıkama gibi önlemler almaya çalışırken, maske gibi koruyucu ekipman eksikliği nedeniyle endişe duyuyor. Kızılhaç, erken teşhis ve bilgilendirme eksikliği durumunda salgının hızla kötüleşebileceği uyarısında bulundu. Kongo Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi, halkı sakin olmaya çağırırken, DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus salgının boyutu ve hızından duyduğu derin endişeyi dile getirdi.
Salgının yaşandığı bölge yıllardır çatışmalarla boğuşuyor; sağlık altyapısı zarar görmüş ve milyonlarca kişi sağlıksız koşullarda yaşıyor. Ayrıca, bölgeye komşu ülkeler sınır kontrollerini sıkılaştırırken, Uganda halkı sosyal temastan kaçınma çağrısı yaptı. ABD ve Almanya, Ebola belirtileri gösteren bazı vatandaşlarını tahliye ederek tedavi altına aldı. DSÖ ve diğer kuruluşlar, halkı koruyucu önlemler almaya ve belirtiler görülürse sağlık kuruluşlarına başvurmaya çağırıyor. Ebola virüsü, enfekte vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaşıyor ve ilk belirtileri grip benzeri semptomlar olarak ortaya çıkıyor.
Bu salgını tetikleyen Bundibugyo türü, daha önce nadir görülen bir varyant olarak biliniyor ve henüz aşısı bulunmuyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki durum, bölgedeki sağlık ve güvenlik koşullarının zorluğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.