Türkiye'deki kozmetik ve kişisel bakım ürünleri pazarı her yıl ortalama yüzde 10 büyüyor. Kalite standartlarına uygun üretim yapan sektör, ürün güvenliği ve iyi imalat uygulamalarıyla yurt dışı pazarlara uyum kapasitesini geliştiriyor.
Dünya genelinde güneş bakım ürünlerine yönelik talep de son yıllarda hızla artıyor. Tüketiciler güneş koruyucuları yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca kullanırken Türkiye ve dünya güneş ürünleri pazarları da büyüme gösteriyor.
Güneş bakım ürünlerinde yeni eğilimler
Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan, güneş bakım ürünlerine yönelik farkındalığın önemli ölçüde arttığını söyledi.
Arslan, yüksek koruma faktörlü güneş koruyucuların yanı sıra hassas ciltlere yönelik, günlük kullanıma uygun ve cilt bakımıyla güneş korumasını birleştiren çok fonksiyonlu ürünlerin öne çıktığını belirtti. Türk üreticilerin güçlü altyapıları ve ürün geliştirme kabiliyetleriyle bu beklentilere uyum sağladığını ifade etti.
Türk kozmetik sektörünün kalite standartlarıyla küresel pazarlarda güçlü bir konuma sahip olduğunu dile getiren Arslan, yerli üreticilerin iç pazarın ihtiyaçlarını karşılarken birçok ülkeye katma değerli ürün ihraç ettiğini kaydetti.
Güneş koruyucuların yanı sıra güneş sonrası bakım ürünleri ve güneş koruma faktörü içeren günlük cilt bakım ürünlerinde de önemli üretim kapasitesi bulunuyor. Orta Doğu, Körfez ve Kuzey Afrika ülkeleri ile Balkanlar ve Türk cumhuriyetleri, ihracatta öne çıkan pazarlar arasında yer alıyor.

Türkiye için bölgesel merkez potansiyeli
Arslan, yerli üreticilerin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla kalite odaklı üretim, mevzuata uyum ve ihracat odaklı çalışmaların desteklendiğini söyledi. Türkiye'nin güneş bakım ürünlerinde bölgesel üretim ve AR-GE merkezi olma konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.
Genç ve nitelikli insan kaynağı, coğrafi konum ve yenilikçilik ekosisteminin Türkiye'ye avantaj sağladığını ifade eden Arslan, kamu, üniversite ve özel sektör işbirliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Arslan, AR-GE yatırımlarının desteklenmesi, ihracatı teşvik edecek uygulamaların yaygınlaştırılması ve uluslararası rekabet gücünü artıracak politikaların sürdürülmesinin sektör açısından önem taşıdığını kaydetti.

Bitkisel kaynaklar ve sürdürülebilir üretim
Önümüzdeki 5 yılda sektöre yön verecek başlıkların bilim temelli inovasyon, sürdürülebilir üretim ve yeni nesil ürün teknolojileri olacağını belirten Arslan, tüketicilerin ürünlerde yalnızca koruma faktörüne değil, güvenilirliğe, içeriğe ve çevresel etkilere de daha fazla önem verdiğini söyledi.
Arslan, AR-GE yatırımlarını artıran, sürdürülebilir üretimi benimseyen ve katma değerli ürünler geliştiren firmaların hem iç pazarda hem de ihracatta rekabet avantajı sağlayacağını ifade etti.
Doğal içerikli, güvenilir ve yüksek katma değerli ürünlere yönelik küresel talebin arttığını belirten Arslan, Türkiye'nin zengin bitki çeşitliliği, yerel bitkisel kaynakları, güçlü üretim altyapısı ve ürün geliştirme kabiliyetiyle bu talebe cevap verebileceğini kaydetti. Anadolu'nun bitkisel zenginliğinin bilimsel çalışmalarla katma değerli güneş bakım ürünlerine dönüştürülmesinin, Türk markalarına uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlayabileceğini söyledi.