BP, üç yılın altında üçüncü CEO ve üçüncü yönetim kurulu başkanını görerek yatırımcıların dikkatini yeniden şirketin yönetim yapısına çevirdi. Petrol devi, aynı dönemde hem yönetişim tartışmaları hem de stratejik dönüşüm baskısı altında kalıyor.
Şirkette Meg O’Neill’in nisan ayında CEO olarak göreve başlamasından haftalar sonra, yönetim kurulu başkanı Albert Manifold mayıs sonlarında aniden görevden alındı. Yönetim kurulu, bu kararı yönetişim standartları, gözetim ve davranışa ilişkin "ciddi endişeler" ile açıkladı.
Manifold ise kendisine önceden uyarı yapılmadan ve gerekçe sunulmadan görevden alındığını söyleyerek, hakkında yapılan değerlendirmeyi tamamen reddetti. Bu çıkış, şirket içindeki liderlik değişimlerini daha da tartışmalı hale getirdi.
Yatırımcılar süreçte neye odaklanıyor?
BP’nin aktif büyük yatırımcılarından biri, bazı çevrelerin büyük resmi kaçırıyor olabileceğini söylerken, bir aktivist hissedar ise şirketin bu sarsıntının nedenlerini acilen ele alması gerektiğini savundu. Aktivist yatırımcı tarafı, Manifold’un atanmasına giden seçim süreci için açık ve dürüst bir değerlendirme yapılmasını istedi.
ACCR’de petrol ve gaz stratejisi sorumlusu Nick Mazan, aday gösterme sürecinin işlevsiz göründüğünü söyledi. Mazan, hiçbir büyük şirketin bu kadar kısa sürede üç CEO ve üç başkan değişikliği yaşamaması gerektiğini belirterek, yönetim kurulunun hem yeni başkan seçme hem de mevcut stratejiyi sorgulama kapasitesinin tartışmaya açıldığını dile getirdi.
Mazan ayrıca, yatırımcıların şirkete yeniden güven duyması için daha aktif bir hissedar rolü gerekebileceğini ifade etti. Bu değerlendirme, yönetim krizinin sadece personel değişimi değil, aynı zamanda kurumsal denetim meselesi olarak görüldüğünü ortaya koydu.
BP ise yorum için şirketin geçici başkanı Ian Tyler’ın görevden alma gününde yaptığı açıklamaya yönlendirdi. Tyler, yönetim kurulu ve liderlik ekibinin belirlenen stratejik çizgiye güçlü biçimde inandığını ve şirketin bunu hayata geçirmek için hızlı davrandığını söylemişti.
Şirketin strateji değişimi sürüyor
CEO Meg O’Neill, şirket yapısını sadeleştirerek yukarı akış ve aşağı akış modeline dönmeye çalışıyor. Bu adım, BP’nin yenilenebilirlerden uzaklaşıp yeniden petrol ve gaz gibi temel iş alanlarına ağırlık verme hamlesinin parçası olarak öne çıkıyor.
Şirket, salı günü yaptığı açıklamada Gordon Birrell’in yukarı akış birimini, yani petrol ve gaz faaliyetlerini yöneteceğini duyurdu. Richard Harding ise rafineriler, terminaller, biyoyakıtlar ve havacılığı kapsayan aşağı akış biriminin geçici başına getirildi.
Uzun süredir şirkette görev yapan William Lin’in ise yıl içinde ayrılacağı açıklandı. Bu gelişme, üst yönetim değişimlerinin tek bir isme bağlı olmadığını, daha geniş bir kadro dönüşümüne işaret ettiğini gösterdi.
BP’nin en büyük aktif yatırımcılarından GQG Partners’tan portföy yöneticisi Brian Kersmanc, piyasanın ayrıntılara fazla takıldığını ve asıl belirleyici unsurun şirketin stratejik yönü olduğunu söyledi. Kersmanc’a göre yönetici değişiklikleri, genel işleyiş üzerindeki etkisi sınırlı kalabilecek gelişmeler arasında yer alıyor.
Kersmanc, İran savaşının tarihteki en büyük petrol arz kesintisini tetiklediğini ve küresel enerji piyasaları üzerinde ağır baskı oluşturduğunu da vurguladı. Mevcut arz sıkışıklığının, sektörün üretimi eski seviyelere kolayca döndüremediği bir dönem yarattığını belirtti.
Quilter Cheviot’tan küresel enerji analisti Maurizio Carulli ise Manifold’un ayrılışı ile Lin’in çıkışının birbirinden bağımsız olduğunu ve etkinin sınırlı kalmasının beklendiğini söyledi. Carulli, kısa vadede haberin olumsuz algılanabileceğini ancak BP’nin son bir yılda stratejisini yeniden odakladığını ve operasyonel iyileşmeler kaydettiğini hatırlattı.
Carulli ayrıca, bu değişikliklerin tek tek yöneticilerden çok şirketin genel organizasyonunun ve yönetim ekibinin çabasını yansıttığını ifade etti. Ona göre büyük ölçekli yapılarda tek bir kişinin ayrılığı, işin bütününü belirleyici biçimde sarsmayabilir.
Eski CEO’dan uyarı: Yönetim istikrarı şart
BP’nin 2007’ye kadar 13 yıl CEO’luğunu yapan John Browne, şirketin yaşadığı sorunların tamamının sistemik olmadığını söyledi. Browne, son 20 yılda hem sektörün hem de hissedar beklentilerinin değiştiğini, petrol ve gaz şirketlerinin yeniden kök işlerine dönüp daha fazla sermaye harcamasının istendiğini belirtti.
Browne’a göre BP’nin geleceği için en kritik unsur, istikrarlı ve güçlü bir liderlik yapısı kurmak. Eski CEO, liderliğin A seviyesinde olması gerektiğini ve bu istikrar sağlanmadığı sürece iyi getiri elde etmenin zor olacağını vurguladı.
Yeni CEO’nun bu ölçüde güçlü bir lider olup olmadığı sorulduğunda Browne, bunun için henüz erken olduğunu söyledi. Meg O’Neill’i yakından tanıdığını ve geçmişte kendisine destek verdiğini belirten Browne, ancak bir yönetici hakkında gerçek sonuçlar ortaya çıkmadan kesin hüküm vermenin doğru olmayacağını dile getirdi.
Browne, yatırımcılar açısından asıl meselenin yalnızca isim değişiklikleri olmadığını, yönetim kurulunun yeni başkan seçimi için dikkatli ve kapsamlı bir süreç yürütmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Ona göre bu süreçte Albert Manifold’un ayrılış koşullarından çıkarılacak dersler de dikkate alınmalı.