Kuveyt, sivil ve kritik tesisleri hedef alan saldırıların ardından İran’ın diplomatik misyonundaki iki görevlisini sınır dışı etti. Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, İran maslahatgüzarına resmî protesto notası verdi ve büyükelçilik personelinin sayısının düşürüldüğünü bildirdi.
Karar kapsamında, ismi açıklanmayan iki büyükelçilik çalışanı "istenmeyen kişi" ilan edildi ve 24 saat içinde ülkeyi terk etmeleri istendi. Kuveyt, bu adımı "süren İran saldırıları" olarak tanımladığı gelişmeler üzerine attı.
Öne çıkanlar
- Kuveyt, İran’ın diplomatik misyonundaki iki kişiyi sınır dışı etti.
- Resmî protesto notası İran’ın Kuveyt’teki maslahatgüzarına iletildi.
- Kuveyt, saldırılarda bir kişinin öldüğünü ve en az 63 kişinin yaralandığını açıkladı.
- Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nın zarar gördüğü ve uçuşların geçici olarak durdurulduğu bildirildi.
- Bahreyn, üç İran füze ve insansız hava aracını durdurduğunu söyledi.
Kuveyt’teki saldırıların etkisi
Kuveyt’in açıkladığı bilgilere göre saldırılarda bir kişi hayatını kaybetti, aralarında havalimanı çalışanları ve yolcuların da bulunduğu en az 63 kişi yaralandı. Saldırılar Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nda hasara yol açtı ve hava trafiği kısa süreliğine durduruldu.
Yetkililer, hedef alınan noktalar arasında sivil ve hayati öneme sahip tesislerin bulunduğunu belirtti. Bu gelişme, Kuveyt’in diplomatik tepkisini sertleştirdi.
Bahreyn de hedef alındığını açıkladı
Bahreyn makamları ise üç İran füzesi ve insansız hava aracını engellediklerini ve imha ettiklerini duyurdu. Manama yönetimi, daha önce 5 Nisan’da Körfez Petrokimya Sanayileri Şirketi’ne ait tesislere yönelik bir İran İHA saldırısı yaşandığını da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na iletti.
Bahreyn, bu saldırının egemenliğe, toprak bütünlüğüne ve uluslararası hukuka açık aykırılık taşıdığını savundu. Ayrıca olayın, İran saldırılarının derhal durdurulmasını isteyen 2026 tarihli 2817 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararını ihlal ettiğini belirtti.
Körfez’den ve Arap ülkelerinden tepki
Körfez İşbirliği Konseyi, Kuveyt ve Bahreyn’e yönelik saldırıları kınadı ve bunları sivil tesisleri, altyapıyı ve diplomatik misyonları hedef alan tehlikeli bir tırmanış olarak niteledi. Genel Sekreter Jasem Mohamed Albudaiwi, Kuveyt ve Bahreyn’in güvenliğinin Körfez’in güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Qatar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Mısır ve Lübnan da Kuveyt ve Bahreyn’e destek mesajı verdi. Bu ülkeler, egemenlik ve güvenliğin korunması için atılan adımlara destek açıklarken, Katar gerilimin bölgesel sonuçlarından kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Suudi Arabistan saldırıların bölgesel güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etmeye dönük çabaları zayıflattığını söylerken, Birleşik Arap Emirlikleri sivil tesislere ve diplomatik misyonlara yönelik saldırıların uluslararası hukuk ve Viyana Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini belirtti. Birleşik Arap Emirlikleri liderinin diplomatik danışmanı Enver Gargaş da Körfez’in ortak, sert ve uyumlu bir yanıt vermesi gerektiğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı ve nükleer görüşmelerde yeni baskı
Gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz güvenliği kaygılarını da artırdı. İncelenen bir belgeye göre Avrupa Birliği’nin diplomatik servisi, uygun koşullar oluştuğunda Aspides deniz misyonuna stratejik su yolunda olası mayın temizleme operasyonlarında öncü rol verilmesini önerdi.
İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin boğazdan geçiş için yalnızca İran rotasının güvenli olduğunu savunduğunu ve bu rotanın dışına çıkan gemilerin hedef alınabileceğini aktardı. Bu açıklamalar, uluslararası deniz trafiğine dönük kaygıları büyüttü.
Artan askeri ve diplomatik baskı, ABD-İran görüşmelerini de daha zor hale getirdi. İran’ın Tasnim ajansı, Tahran’ın son günlerde ABD’nin sunduğu taslağa yanıt vermediğini ve dolaylı temasların Lübnan’daki İsrail saldırıları nedeniyle fiilen durduğunu yazdı.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın nükleer silaha sahip olmamayı kabul ettiğini ve ileride İran’ın lideriyle görüşebileceğini söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington’un, uranyum zenginleştirmeyi bırakması ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesi için İran’ı müzakerelerle ikna etmeyi umduğunu dile getirdi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise İsrail ve ABD’nin gerektiğinde daha fazla tırmanmaya hazır olduğunu, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için askerî seçeneğin masada bulunduğunu söyledi. Bu çıkışlar, bölgedeki tansiyonun kısa sürede düşmeyeceğine işaret etti.