Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülke genelinde hayat pahalılığına karşı düzenlenen gösterilerin cumartesi günü yağma ve kundaklamaya dönüşmesinin ardından pazar akşamı saat 20.00’de Élysée Sarayı’ndan ulusa seslendi. Ülkenin “öfke ve utanç” duyduğunu söyleyen Macron, “Hiçbir şey bunu haklı çıkaramaz, açıklayamaz, mazur gösteremez” dedi.
“Barışçıl göstericiler yağmacılarla bir tutulmamalı”
Macron, cumartesi günü yüz binlerce kişinin meşru taleplerini dile getirmek için sokağa çıktığını hatırlattı. İçişleri Bakanlığı’na göre ülke genelinde yaklaşık 550 bin kişi gösterilere katıldı. Macron, “Bu kişileri, yakıp yıkan ve yağmalayanlarla asla bir tutmamalıyız” ifadesini kullandı.
Göstericilerin hayat pahalılığı ve akaryakıt fiyatları konusundaki kaygılarını dile getirdiğini belirten Macron, bu artışın kaynağının Basra Körfezi’nde başlatılan ve Fransa’nın taraf olmadığı çatışma olduğunu söyledi. Macron, şubat ayında İran’da savaşın başlamasından bu yana akaryakıt ve doğal gaz arzını güvence altına almak için uluslararası girişimlerde bulunduklarını anlattı.
Pazartesi sabahı Körfez ülkelerine gidiyor
Macron, “Bu çalışmaları yarın sabah Körfez ülkelerine giderek, enerji arzımızı güvence altına almak için sürdüreceğim” dedi. Hükümetin akaryakıt dağıtım şirketleriyle, maliyetlerdeki düşüşün pompa fiyatlarına yansıtılması için tedbirler üzerinde anlaştığını da açıkladı.
“Yıkanlar ödeyecek, yağmalayanlar tazmin edecek”
Macron, şiddetin arkasında “aşırı sol gruplardan çıkan ve çok sayıda suçlunun katıldığı fitneciler” bulunduğunu ileri sürdü. “Yıkanlar bedelini ödemeli, yağmalayanlar zararı tazmin etmeli” diyen Macron, “Cumhuriyeti yıkmaya çalışanlar bunun hesabını verecek” sözleriyle hükümetin şiddete karışanlara karşı taviz vermeyeceğini vurguladı. Diyaloğun zayıflık ya da cezasızlık anlamına gelmediğini de ekledi.
Polis ve jandarmanın “dayandığını ve ellerinden geleni yaptığını” söyleyen Macron, güvenlik güçlerinin müdahalesi konusunda “tam şeffaflık” sözü verdi. İçişleri Bakanı Laurent Nuñez’den istihbarat ve öngörü konusunda bütün dersleri çıkarmasını isteyen Macron, “Net cevaplar bekliyorum” dedi. Adalet Bakanı’ndan da savcılıkların kararlı davranmasını istedi.
İçişleri Bakanlığı’nın pazar akşamı açıkladığı verilere göre cumartesi günkü olaylarda 2 bin 397 kişi gözaltına alındı, 997 polis ve jandarma yaralandı. Yaralılardan 7’sinin durumu ağır.

Valilere toplantı yasağı yetkisi
Macron, valilerin belediye başkanlarıyla birlikte kentleri ve kamu binalarını koruyacağını, gerekirse bazı toplantıları yasaklayabileceğini açıkladı. Başbakan Sébastien Lecornu pazartesi günü, zarar gören esnaf ve vatandaşlara yardımı hızlandırmak için bir kriz masası toplayacak. Lecornu ayrıca siyasi partileri, sendikaları ve meslek örgütlerini şiddeti kınamaya ve sükûnet çağrısı yapmaya davet edecek.
Gösteriler, üç haftadır süren lise öğrencisi eylemleriyle başlamıştı. Gençlerde “derin bir kaygı” olduğunu kabul eden Macron, Eğitim Bakanlığı’nın açtığı çevrim içi platforma 100 binden fazla katkı geldiğini belirtti. Lecornu, önümüzdeki günlerde öğrencileri, öğretmenleri, sendikaları, işverenleri ve yerel yönetimleri bir araya getirecek.
Olağanüstü hal ilan edilmedi
Fransız basınında olağanüstü hal ve sokağa çıkma yasağının masada olduğu konuşulsa da Macron konuşmasında bu yönde bir karar açıklamadı. Altı ay sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine de değinen Macron, “Ülkemiz altı ay sonra güzel bir cumhurbaşkanlığı seçimini hak ediyor” dedi ve tartışmanın sokakta değil, mitinglerde, partilerde ve medyada yapılması çağrısında bulundu.
Muhalefetten sert tepki
Konuşma muhalefetten tepki aldı. Aşırı sağcı Ulusal Birlik’in lideri Jordan Bardella konuşmayı “içler acısı” ve “korkakça” olarak nitelendirdi. Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon, yıkımın tek sorumlusunun kamu düzenini sağlayamayan hükümet olduğunu savundu. LFI koordinatörü Manuel Bompard ise “Bu akşam hiçbir şey söylemeden konuşmak tamamen sorumsuzluk” dedi.
CGT Genel Sekreteri Sophie Binet, Macron’un “ülkede olup bitenden hiçbir şey anlamadığını” söyledi. Öğrenci örgütü Unef, konuşmanın gençlere çözüm sunmadığını, yalnızca sertlik ve baskı içerdiğini belirtti. Eski Başbakan ve cumhurbaşkanı adayı Édouard Philippe ise düzeni sağlayacak kararlar beklediğini belirterek “Ülkemizin yönetilmeye ihtiyacı var” dedi.