Bilimkurgu dünyasında yapay zekâya yönelik tartışma büyürken, birçok yaratıcı isim üretimde insan emeğinin yerini korumakta ısrar ediyor. Dijital sanattan büyük bütçeli filmlere kadar uzanan alanda, üretken yapay zekânın yaratıcılığı zayıflatabileceği yönündeki kaygılar öne çıkıyor.
SXSW London’da salı günü düzenlenen bir oturumda konuşan Oscar ödüllü prodüksiyon tasarımcısı Patrice Vermette, GenAI’nin kendi işlerine dahil edilmesine karşı olduğunu açık biçimde söyledi. Vermette, bilim, dünya kurma ve kurgu anlatıları arasındaki ilişkiyi ele alan etkinlikte bu teknolojinin yaratıcı süreçteki baskısına itiraz etti.
Bilimkurguda insan yaratıcılığı vurgusu
Bilimkurgu, uzun süredir ahlak, insanlık ve teknoloji üzerine dersler veren bir anlatı alanı olarak görülüyor. Son yıllarda ise bu tartışma, türün önde gelen isimlerini doğrudan kendi meslek alanlarının geleceğiyle yüz yüze getirdi.
Vermette, Dune filmlerindeki çalışmasıyla tanınıyor. Aynı oturumda dile getirdiği yaklaşım, bilimkurgu üretiminde yapay zekânın bir araç olarak değil, daha çok tartışılması gereken bir konu olarak görülmesi gerektiği fikrini öne çıkardı.
Guillermo del Toro, Margaret Atwood ve diğer tepkiler
Yapay zekâya mesafeli duran tek isim Vermette değil. Guillermo del Toro, film ve yaratıcı işler içinde GenAI kullanımına daha önce de karşı çıktığını açıkça dile getirdi. Margaret Atwood ise yapay zekâ için şiir ve kurgu alanında yetersiz bir araç değerlendirmesi yaptı.
Bazı isimler ise GenAI’nin artık hayatın bir parçası olduğunu savundu. Oyuncu Demi Moore ve yönetmen Martin Scorsese gibi isimlerin bu yöndeki yaklaşımı tartışma yarattı. Öte yandan Nobel ödüllü yazar Olga Tokarczuk’un yapay zekâyı yaratıcı süreçte kullandığını söylemesi, dünya genelinde yazarlardan sert eleştiriler almasına yol açtı.
Başarı örnekleri insan üretimine bağlanıyor
Metinde, GenAI’nin bilimkurguyu ileri taşımada belirleyici bir rol üstlenmediği de vurgulanıyor. Frankenstein, Dune: Part One ve Dune: Part Two gibi yapımlarda öne çıkan yeniliklerin, yapay zekâdan değil insan yaratıcılığından doğduğu belirtiliyor.
Benzer şekilde, iki yönetmenin GenAI’ye sıcak bakmadığı bilinen Project Hail Mary filminin küresel gişede 670 milyon doların üzerine çıkması da insan emeğine dayalı üretimin gücüne örnek olarak gösteriliyor. Film, COVID sonrası dönemde süper kahraman türüne bağlı olmayan büyük başarılar arasında anılıyor.
Bilimkurgu arşivi yapay zekâya gerek olmadığını savunuyor
Yazıda, bilimkurgunun onlarca yıllık ve hatta yüzyılları aşan bir yaratıcı birikime sahip olduğu hatırlatılıyor. Frank Herbert’in Dune romanı, Ursula K. Le Guin’in The Left Hand of Darkness eseri ve George Lucas imzalı yapımlar, türün teknolojik araçlara ihtiyaç duymadan da yeni dünyalar kurabildiğini gösteren örnekler arasında sıralanıyor.
Film, edebiyat, video oyunu ve benzeri alanlardan oluşan geniş arşivin, yaratıcıların üretmek için yapay zekâya ihtiyaç duymadığını kanıtladığı savunuluyor. Metne göre asıl beklenti, özgünlük; yapay zekânın ise doğası gereği bunu tam anlamıyla sunamayacağı ifade ediliyor.
Bu çerçevede Vermette gibi isimler, bilimkurgunun geleceğinde yapay zekânın tamamen dışarıda bırakılmasından değil, anlatının konusu olarak yer almasından yana duruyor. Böylece teknoloji, yaratıcı yerine hikâyenin bir unsuru olarak konumlanıyor.