Lübnan ve İsrail, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ev sahipliğinde yeni bir müzakere turu başlatıyor. Görüşmeler 23-25 Haziran tarihleri arasında Washington'da gerçekleştirilecek.
Bu, Nisan ayında başlayan müzakerelerin beşinci turu olacak. Taraflar, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun doğrudan müdahil olduğu ve denetlediği bir süreçte bir araya gelecek.
Kimler katılıyor?
Lübnan tarafını, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Maawad'ın imza yetkisiyle temsil edecek bir siyasi ve bir güvenlik heyeti oluşturacak. İsrail tarafını ise İsrail'in Washington Büyükelçisi Yair Lapid'in imzasıyla temsil edilecek benzer bir siyasi ve güvenlik heyeti temsil edecek. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz da süreci takip edecek.
Neler görüşülecek?
Müzakereler iki paralel ve ayrı masada yürütülecek: bir güvenlik masası ve bir siyasi masa.
Güvenlik masasında tartışılacak ana konular şunlar:
- Ateşkesin kalıcı hale getirilmesi
- İsrail'in "deneysel bölgeler" olarak adlandırdığı, Zawtar gibi belirli bölgelerden kademeli olarak çekilmesi ve bu bölgelerin Lübnan Ordusu'na devredilmesi
- Nihai hedef olarak İsrail'in güney Lübnan'daki işgal ettiği tüm topraklardan tamamen çekilmesi
Siyasi masa ise, iki ülke arasındaki gelecekteki ilişkinin çerçevesini çizecek ortak bir "niyet beyanı" üzerinde çalışacak. Bu beyanın, ateşkesin tesis edilmesi, karşılıklı egemenlik ve sınırlara saygı ile birbirinin güvenliğini tehdit etmeme taahhütlerini içermesi bekleniyor.
Görüşmelerin arka planı
Bu tur, İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonları nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile İsrail Başbakanı Netanyahu hükümeti arasında yükselen gerilimin gölgesinde gerçekleşiyor. Ayrıca, İran ile ABD arasında Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda İsviçre'de yapılan ve Lübnan'daki savaşın durdurulmasını da gündeme getiren müzakerelerin hemen ertesine denk geliyor.
Uzmanlar, hem Tahran'ın hem de Washington'un Lübnan'daki savaşı sonlandırma konusunda ortak bir çıkarı olduğunu belirtiyor. Ancak, İsrail'in güney Lübnan'dan tamamen çekilme konusundaki ısrarlı tutumu ve ABD'nin bu tutumu anladığı yönündeki haberler, önemli bir engel olarak duruyor.