Küresel piyasalar, enerji ve lojistik akışlarında yaşanabilecek aksamalara karşı yeni güzergâhlar ararken Asya Orta Koridoru ile Kafkasya üzerinden uzanan kara hatları daha fazla öne çıkıyor. Özellikle deniz yollarındaki dar boğazlara bağımlılığı azaltmak isteyen ülkeler, daha güvenli ve hızlı taşımacılık seçeneklerine yöneliyor. Bu çerçevede Zengezur Koridoru, Güney Kafkasya’nın jeopolitik dengelerini etkileyebilecek en kritik başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor. Ermenistan toprakları arasında yer alan ve Azerbaycan’ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne bağlaması öngörülen hat, Türkiye ile Azerbaycan arasında doğrudan kara bağlantısı kurulması açısından önem taşıyor. Koridorun devreye girmesi halinde Türkiye’den Azerbaycan’a, oradan da Orta Asya’ya uzanan yeni bir lojistik omurga oluşabileceği belirtiliyor. Bu durum, bölgedeki ticaret akışını ve ulaştırma dengelerini değiştirme potansiyeli taşıyor. Aynı zamanda hattın, Doğu ile Batı arasındaki ticaret yollarında İran’ın rolü üzerinde de etkili olabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle proje yalnızca bir ulaşım hattı olarak değil, bölgesel güç dengeleriyle bağlantılı bir jeoekonomik adım olarak da görülüyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bakü Enerji Haftası’ndaki konuşmasında Zengezur Koridoru’nun mutlaka hayata geçirileceğini söyledi. Aliyev, koridorun 2025’te Beyaz Saray’da imzalanan anlaşmaya dayandığını ifade etti ve Azerbaycan’ın demir yolu ile kara yolu altyapısına yatırım yaparak yeni ulaşım hatları açtığını anlattı. Asya ile Avrupa arasında Hazar Denizi üzerinden uzanan Orta Koridor da bu arayışın bir diğer ana unsuru olarak öne çıkıyor. Çin ve Orta Asya’yı Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan hat, sevkiyatın deniz yollarına göre daha güvenli bir zemine taşınmasını amaçlıyor. Bu güzergâhın toplam uzunluğunun yaklaşık 4 bin 256 kilometresi kara, 508 kilometresi ise Hazar Denizi üzerinden deniz taşımacılığından oluşuyor. Taşıma süresini 30 günden 15 güne indirebildiği belirtilen koridor, bu yönüyle küresel ticaret açısından da cazip hale geliyor. Türkiye açısından Orta Koridor, ülkenin lojistik merkez olma hedefini güçlendiren stratejik bir hat olarak öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de yaşanan gerilimlerin ardından, Ankara’nın bu hattı daha güvenli ve sürdürülebilir bir alternatif olarak değerlendirdiği aktarılıyor. Enerji taşımacılığı boyutunda da yeni bağlantılar kuruluyor. Türkiye ve Azerbaycan, TANAP benzeri bir elektrik koridoru oluşturmak için çalışıyor. Gürcistan ve Bulgaristan ile elektrik bağlantılarının geliştirilmesi de bu planın parçaları arasında yer alıyor. Türkiye’nin elektrik şebekesini modernize etmek için 30 milyar dolar yatırım yaptığı, Suudi Arabistan merkezli bazı şirketlerin de Azerbaycan’da temiz enerji projeleri yürüttüğü belirtiliyor. Bu projeler arasında Khizi-Abşeron adlı 240 megavatlık santral de bulunuyor. Böylece Asya, Kafkasya ve Avrupa arasında hem ticaret hem enerji taşımacılığını kapsayan çok katmanlı yeni koridorlar öne çıkıyor. Deniz yollarına bağımlılığı azaltmayı hedefleyen bu hatlar, bölgenin ekonomik ve stratejik önemini yeniden şekillendiriyor.