İsrail devlet denetçisinin yayımladığı rapor, 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Filistinli tutuklu ve mahkûm sayısındaki artışın cezaevi sistemi üzerinde ağır baskı oluşturduğunu ortaya koydu. Raporda, cezaevleri ve gözaltı merkezlerindeki yoğunluğun yalnızca idari bir sorun olmadığı, güvenlik kurumlarının çalışma düzenini de etkilediği belirtildi.
Denetçi Matanyahu Englman, İsrail’in savaşın başında bu kadar geniş çaplı bir tutuklu dalgasını karşılamak için hazır olmadığını belirtti. Rapora göre ordu ve Cezaevi İdaresi, geniş çaplı bir savaş halinde kaç kişinin gözaltında tutulabileceğine dair önceden yeterli tahmin yapmadı ve buna uygun kapasite ile altyapı hazırlıklarını tamamlamadı.
Rapor, krizin savaşın ardından Filistinlilerin toplu şekilde gözaltına alınmasıyla daha da büyüdüğünü aktardı. Şubat 2025 itibarıyla güvenlik gerekçesiyle tutulan kişi sayısının 10 bin 147’ye ulaştığı, ayrıca 2 bin 366 kişinin de askeri üslerde tutulduğu ifade edildi.
Denetim bulgularına göre bu sıkışıklık, bazı güvenlik makamlarının planladığı gözaltı operasyonlarını da etkiledi. Raporda, Batı Şeria’da planlanan bazı gözaltıların azaltıldığı veya iptal edildiği, ayrıca eldeki sınırlı tutukluluk kapasitesi nedeniyle daha etkili sorgulama yürütmenin zorlaştığı kaydedildi.
Yoğunluğun bir başka sonucu olarak Temmuz 2024’te güvenlik makamlarının tehlikeli gördüğü 19 kişinin serbest bırakıldığı belirtildi. Bu isimler arasında Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin müdürü Muhammed Ebu Silmiye’nin de bulunduğu aktarıldı.
Raporda, aşırı yükün cezaevi personeline de yansıdığı ifade edildi. Tutuklu sayısındaki hızlı artışın gardiyanların iş yükünü büyüttüğü, cezaevlerinde kontrolü zorlaştırdığı ve personel ile tutuklu sayısı arasındaki dengenin bozulmasıyla risklerin arttığı belirtildi.
Denetçi ayrıca, 7 Ekim saldırılarıyla bağlantılı olduğu iddia edilen Filistinliler hakkında Şubat 2026’ya kadar iddianame hazırlanmadığını da eleştirdi. Bu gecikmenin, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Adalet Bakanı Yariv Levin’in, İsrailli esirler Gazze’de tutulduğu sürece yargı sürecini ilerletmeme kararıyla ilişkili olduğu ifade edildi.
Raporda, gözaltı kapasitesinin artırılmasının acil bir ulusal proje olarak ele alınması gerektiği belirtildi. Ordu ile Cezaevi İdaresi arasında uzun vadeli bir plan hazırlanması ve bazı dosyalarda hapis cezasına alternatif uygulamaların hızla devreye alınması önerildi.