Pakistan, 14 Ağustos 1947'de Birleşik Krallık'tan kazandığı bağımsızlığının 79. Yıl dönümünü kutluyor. Ülke, kuruluşundan bu yana Türkiye ile ilişkilerini yakın dostluk ve kardeşlik temelinde sürdürüyor.
Pakistan'ın bağımsızlığa uzanan süreci
Pakistan'da bağımsızlık günü, Urduca "Azadi Günü" anlamına gelen Yaum-e-Azadi adıyla her yıl 14 Ağustos'ta kutlanıyor. Pakistan'da "Ulusun Babası" olarak kabul edilen Muhammed Ali Cinnah, 1947'de ülkenin bağımsızlığını ilan etti.
Müslümanların Britanya Hindistanı'ndaki haklarını savunmak amacıyla 1906'da kurulan Tüm Hindistan Müslüman Birliği, zamanla bağımsız bir devlet kurulması talebini benimsedi. Hindistan'ın ilk Müslüman siyasi partisi olarak tanımlanan birlik, 1930'lu yıllarda Pakistan'ın milli şairi Muhammed İkbal'in Hindistan'da bir Müslüman devleti kurulması fikrinden etkilendi.
Birlik, Müslümanlar için ayrı devlet fikrini yeniden gündeme taşıyarak "iki millet teorisi"ni savundu. Britanya Hindistanı'nın Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerinde bağımsız bir devlet kurulmasını hedefleyen bu yaklaşım, siyasi çalışmalar ve halk toplantılarıyla desteklendi.
Muhammed İkbal, 1930'da Allahabad'da düzenlenen Tüm Hindistan Müslüman Birliği toplantısının açılışında Müslümanlar için ayrı ve bağımsız bir devlet kurulması gerektiğini savundu. İkbal'in konuşması, Pakistan'ın kuruluşuna giden süreçteki ilk ciddi adımlardan biri olarak değerlendirildi.
Pakistan adının ortaya çıkışı ve bölünme
Tüm Hindistan Müslüman Birliği üyesi Rahmet Ali, İkbal'in konuşmasının ardından bu fikri geliştirdi ve 1933'te kurulması hedeflenen Müslüman devlet için "Pakistan" adını önerdi.
Güney Asya'da Müslümanların ve Hinduların bağımsızlık hareketleri aynı dönemde devam ederken, Britanya Parlamentosu 1935'te Hindistan Hükümeti Yasası'nı kabul etti. Yasa, bölgelerdeki ikili yönetim sistemini kaldırdı ve Britanya Hindistanı'nın 11 vilayetine önemli ölçüde özerklik verdi.
Tüm Hindistan Müslüman Birliği'nin 22-24 Mart 1940'ta Lahor'da düzenlediği kongrenin ardından, Müslüman çoğunluğa sahip vilayetlerin birleştirilerek bağımsız bir devlet oluşturulması kararlaştırıldı. Birlik, 1946'da Britanya Hindistanı'ndaki vilayet seçimlerinde Müslüman nüfusun oylarının yaklaşık yüzde 90'ını aldı.
Bu siyasi destek ve bağımsızlık görüşmeleri sonucunda Britanya sömürgesi Hindistan, 14-15 Ağustos 1947 gecesi Pakistan ve Hindistan olarak ikiye ayrıldı. Günümüzde Bangladeş'in bulunduğu bölge ise o dönemde Doğu Pakistan adıyla Pakistan'ın parçası oldu.
14 Ağustos neden bağımsızlık günü olarak belirlendi?
1947'de Kadir Gecesi'nin 14 Ağustos'a denk gelmesi nedeniyle Pakistan'ın bağımsızlık günü bu tarih olarak belirlendi. Bağımsızlığın ardından İngiliz Milletler Topluluğu'na katılan Pakistan'ın ilk devlet başkanı, İngiliz monarkını temsil eden genel vali görevini üstlenen Muhammed Ali Cinnah oldu.
Pakistan'ın 1956'da kabul edilen ilk anayasasıyla İngiliz monarkının devlet başkanı statüsü kaldırıldı ve genel valilik makamının yerine cumhurbaşkanlığı getirildi. Pakistan'ın ilk cumhurbaşkanı, ülkenin dördüncü genel valisi İskender Ali Mirza oldu.
Pakistan, doğu ve batı Hindistan'da Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerde kuruldu. Ülke 1971'de ikiye bölündü ve Doğu Pakistan, Bangladeş adıyla bağımsızlığını ilan etti.
Türkiye-Pakistan ilişkileri
Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkiler, Pakistan'ın 14 Ağustos 1947'de bağımsızlığını kazanmasından bu yana yakın dostluk ve kardeşlik temelinde gelişti. Bu yıl iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 79. Yıl dönümü de anılıyor.
Güney Asya Müslümanlarının Türkiye'nin Milli Mücadele döneminde verdiği destek, iki ülke arasındaki bağların önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesindeki başarısı ve modern devletin inşası, Pakistan halkı için ilham kaynağı oldu.
Pakistan'ın kuruluşundan sonra iki ülke arasındaki ilişkiler, karşılıklı üst düzey ziyaretlerle gelişti. Doğal afetler gibi zor dönemlerde verilen karşılıklı destek de halklar arasındaki bağların güçlenmesine katkı sağladı.
İlişkilere 2009'da oluşturulan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi mekanizmasıyla kurumsal çerçeve kazandırıldı. Bu yapı daha sonra Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi seviyesine yükseltildi.
Şahbaz Şerif'in Türkiye ziyareti
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 2-4 Temmuz'da Türkiye'yi ziyaret etti. Şerif, İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Pakistan İş Forumu'nda iki ülke arasındaki ticaret, ekonomi, savunma sanayisi ve enerji iş birliğinin son yıllarda aktif biçimde geliştiğini söyledi.
İki halk arasındaki ilişkileri anlatmaya hiçbir sözün yeterli olmayacağını belirten Şerif, zor zamanlarda Türkiye ve Pakistan'ın daima birbirinin yanında olduğunu ifade etti. Şerif, Pakistan'ın savaş, yıkıcı depremler veya sellerle karşılaştığı dönemlerde Türk halkının kararlı biçimde destek verdiğini söyledi.
Şerif, 2010'da Pakistan'daki sel felaketi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zarar gören bölgeleri ziyaret ettiğini, Emine Erdoğan'ın ise afetzedelere destek amacıyla kolyesini bağışladığını hatırlattı.
Pakistan Başbakanı Şerif, Pakistan ve Türkiye halklarının geleceğinin parlak olduğuna inandığını belirterek, "Türkiye'nin başarısı Pakistan'ın başarısıdır. Pakistan'ın ilerlemesi Türkiye'nin ilerlemesidir. " ifadelerini kullandı.