Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel ekonomide süren yapısal değişimin Rusya için yeni bir dönem açtığını söyledi. Putin, BRICS’in yükselişinin de Moskova’ya ekonomik konumunu güçlendirme ve teknolojik bağımsızlığını artırma fırsatı verdiğini belirtti.
Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nun genel oturumunda yaptığı konuşmada, küresel türbülansı yalnızca bir tehdit olarak değil, aynı zamanda büyük bir fırsat olarak gördüklerini ifade etti. Rus lider, bu tablo karşısında hızlı ve pragmatik hareket etmeye çalıştıklarını da vurguladı.
Küresel ekonomi ve BRICS vurgusu
Putin’e göre, on yıllar boyunca Batı’daki sınırlı sayıda finans merkezi, lojistik düğüm ve rezerv para birimi üzerine kurulu model, sonunda siyasi baskı ve adaletsiz rekabet aracına dönüştü. Putin, bunun aslında bilinçli biçimde oluşturulmuş bir bağımlılık ve kaynak çıkarma sistemi olduğunu savundu.
Rusya lideri, ülkelerin bu riskleri fark ettikten sonra kendi teknolojik çözümlerini geliştirmeye, alternatif tedarik yolları oluşturmaya ve yeni kurumlar kurmaya başladığını söyledi. Putin ayrıca son 25 yılda BRICS’in küresel mal ticaretindeki payının iki katına çıkarak dünya ihracatının neredeyse dörtte birine ulaştığını kaydetti.
Vedomosti gazetesine konuşan uzmanlar da küresel ekonominin parçalanması ve yeni güç merkezlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte Rusya’nın önünde 10 ila 15 yıllık bir fırsat penceresi bulunduğunu değerlendirdi. Bu çerçevede, gelişmekte olan pazarlara açılma, dost ülkelerle alternatif finans mekanizmaları kurma ve ekonomik karar alma süreçlerinde bağımsızlığı koruma ihtiyacı öne çıkarıldı.
Ekonomik analiz uzmanı Dmitriy Belousov, yeni sistem şekillenmeye devam ederken Rusya’nın Afrika ve Asya’daki pazarlarda yeni alanlar açabileceğini söyledi. Belousov, dost ülkelerle yeni bir ödeme ve varlık dolaşımı sistemi üzerinde anlaşmalar yapılmasının da Rusya’yı gelecekte yeni küresel düzenin kurallarının belirleneceği masaya taşıyabileceğini ifade etti.
Rusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Ekonomik Tahmin Enstitüsü Direktörü Aleksandr Şirov ise küresel parçalanma derinleşirken çatışma düzeyinin de arttığını söyledi. Şirov, Rusya’nın bu şartlarda ekonomik politika kararlarında göreli bağımsızlığını koruması ve farklı güç merkezlerinin sunduğu imkânlardan yararlanmaya çalışması gerektiğini belirtti.
OPEC+ temmuzda üretim kotalarını artırdı
OPEC+ grubundaki Rusya dahil yedi ülke, temmuz ayı için petrol üretim tavanını günlük 188 bin varil artırma kararı aldı. Bu adım, haziran ayında uygulanan artışla aynı seviyede gerçekleşti.
Açıklamaya göre Rusya ve Suudi Arabistan, temmuzda üretimlerini hazirana göre günlük 62’şer bin varil artırabilecek. Böylece Rusya’nın üretim kotası 9,82 milyon varile, Suudi Arabistan’ın kotası ise 10,35 milyon varile çıkacak.
Irak’ın temmuz kotası 26 bin varil artışla 4,37 milyon varile, Kuveyt’in kotası 16 bin varil artışla 2,64 milyon varile, Kazakistan’ın kotası 10 bin varil artışla 1,6 milyon varile yükseltildi. Cezayir’in kotası 6 bin varil artışla 995 bin varile, Umman’ın kotası ise 5 bin varil artışla 831 bin varile çıkarıldı.
OPEC+ açıklamasında, üye ülkelerin piyasa koşullarını izlemeyi sürdüreceği ve gönüllü üretim ayarlamalarını artırma, askıya alma ya da geri çevirme konusunda tam esnekliğin korunduğu belirtildi. Uzmanlar, üretim kısıtlamalarının aynı hızla gevşetilmesi halinde sürecin eylül ayına kadar devam edebileceğini, ardından duraklama yaşanabileceğini değerlendiriyor.
Bazı analistler, üretim tavanındaki yükselişin Basra Körfezi’ndeki arzın ileride yeniden artmasına zemin hazırlayabileceğini, ancak bunun piyasada ani bir şok yaratmaması için kademeli biçimde yürütüldüğünü söylüyor. Bu yaklaşımın, pazar payını artırmak isteyen üreticiler açısından da makul görüldüğü aktarılıyor.
İran, Rusya’yı Orta Doğu görüşmelerine dahil etmeye hazır
İran’ın Moskova Büyükelçisi Kazem Celali, Tahran’ın Orta Doğu’daki krizin çözümüne yönelik görüşmelere Rusya’nın da katılmasını istediğini söyledi. Celali, ABD’nin ise böyle bir katılıma sıcak bakmadığını ifade etti.
Celali, Washington’un Avrupa’daki müttefiklerini de sürece dahil etmek istemediğini savundu. 2015 nükleer anlaşmasına atıf yapan büyükelçi, Avrupa’nın mevcut tabloda herhangi bir rol oynamadığını söyledi.
İranlı diplomat, Tahran’ın nükleer silah geliştirmeyi amaçladığı yönündeki suçlamaları da reddetti. Celali, İran’ın askeri doktrininde nükleer bomba oluşturma hedefi bulunmadığını, bu nedenle kimseye böyle bir güvence vermek zorunda olmadıklarını dile getirdi.
İran ile Rusya arasındaki sivil nükleer işbirliğine de değinen Celali, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı heyetinin Rusya’nın da yer aldığı Buşehr Nükleer Santrali’ni ziyaret ettiğini hatırlattı. Birinci güç ünitesinin uzun süredir elektrik ürettiğini, ikinci ve üçüncü ünitelerin ise Rus yükleniciler tarafından inşa edildiğini söyledi.
Celali ayrıca Rusya ile İran arasında bireysel yolcular için vizesiz rejim başlatılmasına ilgi duyduklarını, Tahran’ın bu konuda kendi çözüm önerilerini Moskova’ya sunduğunu belirtti. Nihai kararın artık Rus tarafında olduğunu, İran’ın Rus vatandaşlarına ülkeyi açmaya hazır olduğunu ifade etti.