Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu, Yunanistan’ın Arnavutluk’taki Yunan azınlığa ilişkin açıklamalarına çifte standart eleştirisiyle karşılık verdi. Açıklamada, Atina’nın komşu ülkelere azınlık hakları konusunda çağrı yaparken kendi sınırları içindeki uygulamalarını görmezden geldiği savunuldu.
Federasyonun değerlendirmesinde, Yunanistan Dışişleri Bakanlığının Arnavutluk’un Svernek bölgesinde koruma altındaki bir ekolojik alanda planlanan turizm yatırımına karşı düzenlenen protestolar sırasında Yunan asıllı bir kişinin yaralanmasının ardından açıklama yaptığı hatırlatıldı. Atina’nın olayın aydınlatılmasını istediği ve Arnavutluk’un hukukun üstünlüğüne, mülkiyet haklarına ve Yunan azınlığın haklarının korunmasına riayet etmesi gerektiğini söylediği aktarıldı.
Açıklamada, Yunanistan’ın Arnavutluk’taki Yunan azınlığın anavatanı olarak tepki göstermesinin anlaşılabilir olduğu, ancak bu olayı Arnavutluk’un Avrupa Birliği üyelik süreci ve hukukun üstünlüğü ile ilişkilendirmesinin inandırıcı olmadığı ifade edildi.
Batı Trakya Türkleri ve Makedon azınlık vurgusu
Federasyon, Yunanistan’ın 1981’den bu yana Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen kendi sınırları içinde yaşayan Batı Trakya Türk Azınlığı ile Makedon azınlığın etnik kimliğini ve varlığını tanımadığını belirtti. Açıklamada, ülkenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını da uygulamadığına dikkat çekildi.
Metinde, Makedon Medeniyet Evi ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının 28 yıldır uygulanmadığı, Batı Trakya Türk derneklerine ilişkin Bekir Usta ve Diğerleri Dava Grubu kararlarının ise 18 yıldır yerine getirilmediği ifade edildi.
Komşu ülkelere çağrı, kendi uygulamalarına eleştiri
Açıklamada, Yunanistan’ın komşu ülkelere azınlık hakları konusunda eleştiriler yöneltmeden önce kendi uygulamalarını gözden geçirmesi gerektiği vurgulandı. Batı Trakya Türk Azınlığı ile Makedon azınlığın varlığının tanınması ve bu topluluklara mensup Yunan vatandaşlarının haklarının güvence altına alınması çağrısında bulunuldu.
Bu çıkış, Yunanistan’ın Arnavutluk’taki Yunan azınlığa dönük değerlendirmesi üzerinden başlayan tartışmayı Batı Trakya’daki Türk azınlığın hakları meselesine taşıdı. Böylece konu, yalnızca bir dış politika açıklaması olmaktan çıkıp Yunanistan’ın azınlık politikalarına yönelik daha geniş bir eleştiriye dönüştü.