Dubai’de bir zamanlar yalnızca varlıklı yabancı turistlerin erişebildiği lüks oteller, bölgesel çatışmanın etkisiyle şimdi kent sakinlerine daha fazla dayanıyor. Özellikle Palm Jumeirah’daki tesisler, indirimli "staycation" paketleriyle oda doldurmaya çalışıyor.
Şehirdeki bazı seçkin oteller, fiyatlarını sert biçimde düşürerek Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşayanlara daha geniş bir erişim sundu. Böylece daha önce yüksek fiyatlar nedeniyle uzak duran birçok kişi, lüks tatil deneyimini ilk kez yaşama fırsatı buldu.
Dubai’de yaşayan Lübnanlı doktor Fadi Iskandarani, Palm’daki bir otele ilk kez gittiğini ve fiyatların öncekinin yaklaşık dörtte birine kadar düştüğünü anlattı. Otelin tam kapasiteyle çalışmadığını, bazı katların düşük doluluk nedeniyle kapalı olduğunu, buna karşın havuz çevresinin yerel konuklarla dolduğunu söyledi.
Dubai uzun yıllardır Orta Doğu’nun başlıca turizm merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Kentin turizm sektörü yılda yaklaşık 19,5 milyon ziyaretçiyi ağırlıyor; 827 otel arasında 173 beş yıldızlı tesis bulunuyor ve geçmişte doluluk oranları çoğu zaman yüzde 80’in üzerine çıkıyordu.
Ancak 28 Şubat’ta ABD-İsrail saldırılarının İran’ı hedef almasıyla başlayan savaş, Körfez’deki seyahat düzenini sert biçimde sarstı. Çatışma, bölgenin güvenli bir destinasyon olduğuna dair algıyı zayıflattı; İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki oteller ve Palm Jumeirah ile Burj Al Arab gibi simge noktalar da hedef alındı.
8 Nisan’da yürürlüğe giren kırılgan ateşkes sonrasında sınırlı sayıda turist geri dönse de oteller hâlâ büyük ölçüde iç talebe yaslanıyor. Anantara The Palm Dubai Resort’un genel müdürü Michael Robinson, yerleşiklere dönük tekliflerin işletmeyi sürdürmek için gerekli hale geldiğini söyledi.
Robinson’a göre tesis, Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşları ve sakinleri için yüzde 50’ye varan indirimler sunuyor. Hafta sonlarında doluluk oranı genellikle yüzde 70 ile 90 arasında değişirken, hafta içi bu oran yüzde 20 ila 30 seviyesine kadar düşüyor.
Resort yönetimi, yerel konukların yarattığı talebin gelirleri destekleyerek işletmenin açık kalmasına ve işten çıkarma yapılmamasına yardımcı olduğunu belirtiyor. Otelin su üzerindeki villaları, yapay lagünleri ve Tay esintili tasarımıyla tanındığı da aktarılıyor.
Sektör temsilcileri ise yerel talebin tek başına yeterli olmayacağı görüşünde. Robinson, "staycation" işinin esasen bir iki gecelik konaklamadan ibaret olduğunu, buna karşılık uluslararası turistlerin geçmişte bir haftaya kadar kaldığını söyledi.
Yaz sezonunun yaklaşmasıyla kaygılar da artıyor. Temmuz ve ağustos aylarında birçok göçmen ailenin tatil için ülkeden ayrılması, yerel müşteri havuzunu küçültüyor. Robinson, turistler geri dönmezse bu dönemde "staycation" talebinin de zayıflayacağını ifade etti.
Konaklama sektöründeki baskı şimdiden bazı önlemleri beraberinde getirdi. Burj Al Arab dahil bazı oteller, ziyaretçi sayısındaki düşüş nedeniyle yenileme çalışmaları için geçici olarak kapandı. Özellikle iş seyahatine bağımlı şehir merkezindeki bazı tesislerde personel azaltıldığı veya maaş kesintilerine gidildiği de bildirildi.
İsimsiz konuşan bir otel çalışanı, savaş sırasında ve sonrasında maaşının yüzde 40’a kadar düşürüldüğünü, daha sonra yeniden eski seviyesine çıkarıldığını anlattı. Komşu Abu Dabi’de çalışan başka bir otel personelinin ise iki ay ücretsiz izne çıkarıldığı, ancak yakında tam maaşla görevine dönmesinin beklendiği aktarıldı.
Savaşı sona erdirmeye dönük görüşmeler iki aydan uzun süredir sürse de Körfez genelindeki aralıklı askeri saldırılar belirsizliği canlı tutuyor. Buna rağmen otel yöneticileri, önümüzdeki dönemde sağlanacak bir siyasi ilerlemenin turizmi hızla toparlayabileceği umudunu koruyor.
Robinson, önümüzdeki bir ay içinde bir çözüm ortaya çıkması halinde turistlerin beklenenden daha hızlı dönebileceğini söyledi. Şimdilik ise Dubai’nin lüks otelleri, indirimli kaçamaklar arayan yerleşiklere dayanarak ayakta kalmaya çalışıyor.