İsrail’de şekelin dolara karşı hızla güçlenmesi, yıllardır ekonomik dayanıklılığın işareti sayılan kur görünümünü bu kez farklı bir yere taşıdı. Artan değer, ihracatçı şirketler için kâr baskısına, teknoloji firmaları için de maliyet baskısına dönüştü.
Son aylarda şekel, Nisan 2025’e kıyasla dolara karşı yüzde 25’ten fazla yükseldi. Bu artışın arkasında İsrail’e dönük risk primindeki gerileme, İsrailli finans kuruluşlarının yatırım yaptığı ABD borsalarındaki yükseliş ve küresel ölçekte doların zayıflaması yer aldı.
İhracat gelirleri yerel para karşısında eriyor
İsrail ekonomisinde ihracat, üretim ve büyümenin ana motorlarından biri olarak görülüyor. Merkezî istatistik verilerine göre mal ve hizmet ihracatı, ülke gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Ancak gelirini dolar üzerinden elde eden, maaşlarını, kiralarını ve işletme giderlerini ise şekelle ödeyen şirketler için kurdaki her yükseliş, gelirlerin yerel para cinsinden azalması anlamına geliyor. Aynı ürün dış pazarda aynı fiyata satılsa bile, şirket kasasına giren şekel karşılığı düşüyor.
İsrail Sanayiciler Birliği Başkanı Ron Tomer, şekel gücünün İsrail sanayisinin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri haline geldiğini söyledi. Tomer, bunun ihracatçıların küresel pazardaki rekabet gücünü zayıflattığını da vurguladı.
Tomer, ihracatçıların kayıpları sonsuza kadar taşıyamayacağını belirterek, güçlü şekelin üretim odaklı ekonomi için fayda sağlamadığını dile getirdi.
Teknoloji sektörü de kur baskısını hissediyor
Kur artışının etkisi en çok teknoloji alanında hissediliyor. İsrail İnovasyon Otoritesi’ne göre ileri teknoloji sektörü ülke ekonomisinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor, istihdamın yüzde 11’ini sağlıyor ve ihracatın yarısından fazlasını karşılıyor.
Bu şirketlerin büyük bölümü gelirlerini yurt dışından dolar üzerinden elde ederken, operasyonel giderlerinin önemli kısmı şekel cinsinden kalıyor. Bu yapı, yerel para güçlendikçe kâr marjlarını daraltıyor.
Eski Ulusal Ekonomi Konseyi Başkanı ve Start-Up Nation Policy Enstitüsü Başkanı Eugene Kandel, maliyet avantajının aşınmasının daha fazla şirketi operasyonlarını İsrail dışına genişletmeye yöneltebileceği uyarısında bulundu.
Ekonomist Yaakov Shenin de şekel artışının, küresel yatırım iştahının zaten yavaşladığı bir dönemde teknoloji şirketlerinin kârlılığını baskıladığını söyledi.
Bağımsız çalışanlar ve hizmet sağlayıcılar da etkilendi
Kur baskısı yalnızca büyük şirketlerle sınırlı kalmadı. Yurt dışındaki müşterilerden ücret alan avukatlar, mali danışmanlar, bağımsız yazılım geliştiricileri ve yabancı kurumlarla çalışan doktorlar da gelirlerinin şekel karşılığında düştüğünü görmeye başladı.
Örneğin aylık 10 bin dolarlık bir gelir, doların 3,9 şekel olduğu dönemde yaklaşık 39 bin şekel ediyordu. Kur 2,96 şekele gerilediğinde aynı gelir yaklaşık 29,6 bin şekele indi. Aradaki fark, gelir sabit kalsa da yerel alım gücünü belirgin biçimde aşağı çekti.
Bu düşüşe karşın kira, eğitim ve günlük hizmet giderleri şekel üzerinden ödenmeye devam ediyor. Böylece gelir ile harcama arasındaki denge, dış gelirle yaşayan kesimler için daha da kırılgan hale geliyor.
Merkez bankası için ikili baskı oluştu
İsrail Merkez Bankası açısından şekelin güçlenmesi çok yönlü bir sorun yarattı. Güçlü kur, enflasyonu dizginlemeye ve ithalat maliyetini azaltmaya yardımcı olurken, ihracatçıların kâr marjlarını daraltıyor ve dış pazarlara bağlı sektörlerde baskı oluşturuyor.
Gazeteye göre kurdaki düşüşün enflasyona yansıması yaklaşık yüzde 20 iken, şekelin değer kazanmasının etkisi yüzde 10’un altında kalıyor. Bu nedenle banka, şekel gücünü acil bir enflasyon sorunu olarak görmüyor.
Banka yetkilileri, güçlü şekeli başlı başına temel sorun değil, daha geniş ekonomik koşulların bir yansıması olarak değerlendirdi. Ancak Mayıs ayında yapılan 801 milyon dolarlık döviz alımı, piyasadaki olağan dışı likidite ve baskı işaretlerine karşı teknik bir müdahale olarak kayda geçti.
Bu müdahalenin gerekçesinin geç açıklanması ise eleştirileri artırdı. Piyasa çevreleri, teknik olarak başarılı görülen adımın merkez bankasının güvenilirliği açısından soru işaretleri doğurduğunu yazdı.
Vergi ve kamu gelirleri üzerinde de etkisi var
Şekelin güçlü seyri yalnızca özel sektörün bilançosunu değil, kamu gelirlerini de etkiliyor. Gelirlerinin önemli kısmı dolar üzerinden oluşan şirketler vergilerini şekel cinsinden ödediği için, yerel paranın güçlenmesi vergi tabanının büyümesini sınırlayabiliyor.
Bu tablo, büyük teknoloji şirketlerini de vergi ödemelerinde esneklik istemeye yöneltti. Nvidia ve Google gibi şirketlerin, bazı vergi yükümlülüklerini şekel yerine dolar üzerinden yerine getirebilmek için İsrail vergi idaresinden talepte bulunduğu aktarıldı.
Bu taleplerin, teknoloji sektörünün İsrail ekonomisindeki ağırlığı nedeniyle önem taşıdığı belirtiliyor. Sektör, ülke GSYH’sinin yaklaşık beşte birini, ihracatın yarısından fazlasını ve gelir vergisi tahsilatının önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Yüksek kur, bütçe baskısı ve savaş harcamalarıyla çakışıyor
İsrail tarafında aynı dönemde savunma harcamalarına dönük ihtiyaçların da arttığı ifade edildi. Kadiye göre güvenlik kurumları, savunma bütçesi için 188 milyar şekellik bir talep iletti.
Kur gücünün şirket kârlılığını aşağı çekmesi, kamu gelirlerinde de yavaşlama yaratırsa, bu durum devletin artan harcama ihtiyacını karşılamasını daha zor hale getirebilir. Böylece kur hareketi, özel sektör bilançosundan kamu maliyesine uzanan daha geniş bir baskı zinciri oluşturuyor.
Ekonomistler, şekelin uzun süre güçlü kalmasının bazı şirketleri İsrail içindeki varlıklarını yeniden değerlendirmeye itebileceği görüşünde. Daha düşük maliyetli üretim ve geliştirme merkezleri, özellikle çok uluslu teknoloji şirketleri için daha cazip hale gelebilir.
Bu nedenle İsrail’de tartışma artık güçlü bir para biriminin kazanımıyla değil, bu gücün ekonomiye ne kadar maliyet yüklediğiyle yürütülüyor. Kurun yarattığı fayda ile kayıp arasındaki denge, üretim ve ihracat odaklı sektörler açısından giderek daha kritik hale geliyor.