Ermenistan, pazar günü yapılacak parlamento seçimleri öncesinde Rusya ile Batı’nın nüfuz mücadelesinin merkezine yerleşti. Oylama, Başbakan Nikol Paşinyan’ın üçüncü kez üst üste iktidarda kalıp kalamayacağını belirlerken ülkenin Moskova ile bağlarını mı güçlendireceği yoksa Batı ile yakınlaşmayı mı sürdüreceği sorusunu da öne çıkarıyor.
Seçim, bağımsızlığın kazanıldığı 1991’den bu yana ülkenin en kritik oylamalarından biri olarak görülüyor. Muhalefet, Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi’ni durdurmaya çalışırken, Rusya yanlısı Güçlü Ermenistan Partisi sahadaki en görünür muhalefet güçlerinden biri haline geldi.
Karapetyan gözetim altında, muhalefet kampanyayı onun üzerinden kuruyor
Milyarder Rus-Ermeni iş insanı Samvel Karapetyan, Yerevan dışındaki korunaklı bir tepenin üzerindeki evinden siyasi hattını yönetiyor. Enerji sektöründe Rusya’da servet kazanan Karapetyan, ocak ayından bu yana ev hapsinde bulunuyor.
Karapetyan ve liderliğini öne çıkardığı Güçlü Ermenistan Partisi, dağınık muhalefet blokları içinde en görünür yapı olarak öne çıktı. Partinin seçim hedefi, Paşinyan’ın arka arkaya üçüncü dönem için çoğunluğu almasını engellemek.
Karapetyan hakkında darbe planlamakla ilgili suçlamalar bulunuyor. Kendisi ise para aklama, vergi kaçırma ve iktidarı ele geçirmeye çalışma iddialarının siyasi olduğunu savunuyor.
Paşinyan’ın Batı açılımı Moskova ile gerilimi artırdı
Paşinyan, 2018’den bu yana ülkeyi Batı’ya daha yakın bir çizgiye taşıdı. Geçen yıl Avrupa Birliği’ne katılım sürecini başlatan yasayı kabul ettirdi. Azerbaycan’ın 2023’te Dağlık Karabağ üzerindeki kontrolü yeniden sağlamasından sonra da Bakü ile kalıcı bir barış anlaşması arayışını sürdürdü.
Paşinyan, bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuk rolünü de birkaç kez öne çıkardı. Batı ise bu dönüşü açık biçimde destekledi. Mayıs ayında Yerevan’da ilk kez düzenlenen AB-Ermenistan zirvesine Avrupalı yetkililer katıldı. Haftalar sonra Trump, Paşinyan’a "tam ve açık destek" verdi.
4 Haziran’da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Moskova’nın Ermenistan’a uyguladığı ticaret kısıtlamalarına karşılık Yerevan’a 50 milyon avroluk ekonomik destek paketi açıkladı. Bu adım, Brüksel’in seçim öncesinde Erivan’a verdiği en net siyasi ve ekonomik mesajlardan biri olarak dikkat çekti.
Moskova baskıyı ticaret ve enerji üzerinden artırıyor
Rusya, Ermenistan üzerindeki baskısını ticaret kısıtlamaları ve enerji bağımlılığı üzerinden yükseltiyor. Ülke, 2025’te doğalgazının yüzde 82’sini Moskova’dan, Avrupa fiyatlarının yaklaşık dörtte birine aldı. Vladimir Putin, Nisan ayında Kremlin’de Paşinyan’a bu fiyat farkının "çok büyük" olduğunu söyledi.
Bir ay sonra Putin, Paşinyan’a Avrupa Birliği ile Rusya öncülüğündeki Avrasya Ekonomik Birliği arasında halk oylaması yapılması çağrısında bulundu. Moskova, Ermenistan’ın aynı anda iki çizgide yürüyemeyeceğini savunuyor. Sivil Sözleşme ise şimdilik bunun mümkün olduğunu söylüyor.
Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı Arsen Torosyan, Ermenistan’ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini ve Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğini, bu denge sürdüğü sürece birlikte yürüteceğini söyledi. Torosyan, hangi yönün tercih edileceğine zamanı geldiğinde halkın karar vereceğini belirtti.
Destek azalırken sertleşen kampanya tartışma yarattı
Paşinyan’ın iç destek oranı ikinci döneminde geriledi. 2021’de yüzde 54 olan onay oranı bugün yaklaşık yüzde 30 seviyesinde. Eleştirilerin önemli bir bölümü, Dağlık Karabağ krizinin yönetimi ve barış sürecinde ülkenin zayıfladığı iddiası etrafında toplandı.
Paşinyan ayrıca hem rakiplerinden hem de uluslararası insan hakları çevrelerinden demokratik gerileme ve giderek sertleşen otoriter yöntemlerle suçlanıyor. Seçim öncesinde onlarca muhalifin gözaltına alındığı da aktarıldı.
Kampanya sırasında Paşinyan’ın sert çıkışları da gündem oldu. Bir protestocuyla tartışırken fiziksel müdahalede bulunması ve yerinden edilmiş bir Karabağlı’ya "Neden ölmedin? " diye sorması daha sonra açıklama yapmak zorunda kalmasına yol açtı.
Eski müttefiki ve Şavak Ermenistan lideri Edmon Marukyan, Paşinyan’ın yeni bir Lukaşenko’ya dönüştüğünü söyledi. Torosyan ise bu eleştirileri reddetti ve ülkenin her zamankinden daha özgür, daha egemen ve daha demokratik olduğunu savundu.
Dezenformasyon ve dış müdahale iddiaları da seçimle birlikte arttı
Seçim sürecinde Kremlin’e yakın olduğu belirtilen grupların dezenformasyon faaliyetlerini artırdığı da öne sürüldü. Sosyal medya ile sahte haber siteleri üzerinden Paşinyan’ı suç, yolsuzluk ve hatta tedavi edilemez bir hastalığa sahip olmakla suçlayan anlatılar yayıldı.
Reuters’ın bir başka haberinde de Moskova’nın seçim için binlerce Rus-Ermeniyi otobüslerle ülkeye taşımayı planladığı aktarıldı. Bu plan, Rusya’nın Ermenistan seçimlerine müdahale çabası tartışmasını daha da büyüttü.
Watchdog. MD’den hibrit savaş uzmanı Andrei Curararu, Ermenistan’da Moldova seçimlerinde daha önce kullanılan baskı yöntemlerine benzer örüntüler görüldüğünü söyledi. Ticaret ambargoları, baskı kampanyaları, siyasi finansman, oy satın alma, sivil toplum örtüsü ve dezenformasyon bu yöntemler arasında sayıldı.
Kuraru, Moldova’nın bu baskıya direnebildiğini, Ermenistan’ın da benzer bir direnç gösterebileceğini umduğunu belirtti. Seçim sonucunun yalnızca hükümet değişip değişmeyeceğini değil, Ermenistan’ın dış politika eksenini de belirlemesi bekleniyor.