Amerika'nın market raflarında bugün gördüğünüz o kalın, ekşi, "Yunan tipi" yoğurdun arkasında Erzincan'ın bir dağ köyünden çıkıp gelmiş bir adamın inadı var. Hamdi Ulukaya, henüz İngilizcesi yokken gittiği Amerika'da raflardaki yoğurtları beğenmedi ve bu hoşnutsuzluk, milyar dolarlık bir imparatorluğun ilk kıvılcımı oldu.
1972'de Erzincan'da, sütle, peynirle, hayvanla iç içe bir ailede doğdu. Çocukluğu ailesinin sürüsünün ardında, peynir mandırasında geçti. Ankara Üniversitesi'nde siyaset bilimi okudu, ardından dil öğrenmek için Amerika'ya gitti. Cebinde büyük bir hayal değil, sadece birkaç dolar ve öğrenilecek bir dil vardı.
Terk edilmiş fabrika ve "delice" karar
2005'te bir gazete ilanı her şeyi değiştirdi: Kraft, New York'un kuzeyindeki bir yoğurt fabrikasını
kapatıyor, satışa çıkarıyordu. Çevresindeki herkes "o fabrikayı sakın alma" derken Ulukaya, küçük işletmelere verilen bir devlet kredisiyle (SBA) o terk edilmiş tesisi satın aldı. İlk yıllarda fabrikada yatıp kalktı; boyayı kendi eliyle sürdü, makineleri kendi tamir etti.
2007'de ilk Chobani kasaları Long Island marketlerine gönderildi. Sıradan, sade bir ambalajla başlayan bu yoğurt, kısa sürede Amerikan damak tadını değiştirdi. 2009'dan 2012'ye satışlar neredeyse yüzde 400 arttı. Chobani, bir anda ülkenin en çok satan yoğurt markası oldu.
DÖNÜM NOKTALARI
• Erzincan'ın bir köyünde, çoban bir ailenin çocuğu olarak doğdu.
• Dil öğrenmek için yalnızca birkaç dolarla Amerika'ya gitti.
• 2005'te terk edilmiş bir yoğurt fabrikasını kredi ile satın aldı.
• İlk yıllar fabrikada yatıp kalktı; her işi kendi yaptı.
• 5 yıl içinde Amerikan yoğurt pazarının zirvesine çıktı.
• 2016'da çalışanlarına şirketin yüzde 10'unu hediye etti.

"Önce insan" diyen patron
Ulukaya'yı sıradan bir milyarderden ayıran şey, kazandıkça paylaşması oldu. 2016'da çalışanlarına şirketin hisselerinin yüzde 10'unu dağıttı. Fabrikalarında dünyanın dört bir yanından gelen mültecileri işe aldı, 2015'te mültecilere destek için Tent Vakfı'nı kurdu. Ünlü TED konuşması "anti-
CEO el kitabı" başlığını taşıyordu: şirketlerin yalnızca kâra değil, insana ve topluma da hizmet etmesi gerektiğini savunuyordu.
"Başarısızlık, daha akıllıca yeniden başlamak için bir fırsattır." Ulukaya'nın hikâyesi, tam da bu cümlenin canlı kanıtı gibidir.
Bugün Hamdi Ulukaya, Forbes verilerine göre yaklaşık 13,7 milyar dolarlık servetiyle Türkiye'nin en zengin insanı kabul ediliyor. Chobani'nin değeri, 2025 sonundaki yeni yatırımla 20 milyar dolara ulaştı; şirket Fenerbahçe ile stat sponsorluğu anlaşması imzalayarak Türkiye gündemine de oturdu. Ama belki de en çarpıcı rakam şu bir köy çocuğunun cebindeki birkaç dolardan, bir
ülkenin servet zirvesine giden mesafe.