Al Jazeera'nın haberine göre, ABD ile İran arasında 17 Haziran'da imzalanan mutabakat zaptının uygulanması ilerliyor ancak taraflar arasında kritik başlıklarda görüş ayrılıkları sürüyor.
Ateşkes ve Hürmüz Boğazı'nda normalleşme
Mutabakatın ilk uygulama sürecinde ateşkes sağlandı, geniş çaplı askeri çatışma yaşanmadı. Hürmüz Boğazı yeniden açıldı, petrol piyasalarında risk primi düştü. İki taraf arasında kalıcı bir müzakere mekanizması kuruldu; Doha'da teknik toplantılar yapıldı ve askeri teması önlemek için iletişim kanallarının sürdürülmesi kararlaştırıldı.
Katar Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İran teknik heyetlerinin geçen ay sonunda Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerginliğe rağmen doğrudan ve dolaylı toplantılarına devam ettiğini doğruladı.
Katar-Pakistan arabuluculuğu derinleşiyor
Katar ve Pakistan'ın arabuluculuk rolü, mutabakat zaptının hazırlanmasına katkıdan doğrudan uygulamanın takibine evrildi. Arabulucular, taraflar arasında koordinasyonu sağlıyor, anlaşma maddelerine uyumu izliyor ve uygulamada ortaya çıkan anlaşmazlıklara müdahale ediyor.
Bu çabalar kapsamında İsviçre'nin Bürgenstock kentinde ve Doha'da teknik müzakereler yürütüldü, olası ihlallerin bildirilmesi için bir iletişim mekanizması oluşturuldu. Ayrıca ABD ve İran heyetleriyle ayrı ayrı görüşmeler yapılarak ilerleme raporları hazırlandı.
Hürmüz Boğazı'nda yorum farkı
İlerlemeye rağmen mutabakatın bazı maddelerinin yorumlanmasında belirgin ayrılıklar ortaya çıktı. İran, anlaşmanın kendisine Umman ile koordineli olarak deniz trafiğini düzenlemede başlıca rol verdiğini savunuyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, mutabakat zaptının beşinci maddesinin ülkesi ile Maskat arasında seyrüseferin düzenlenmesine ilişkin bir anlaşma öngördüğünü belirterek, "İran, ABD'nin boğazın yönetimine müdahalesine izin vermeyecektir" dedi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de Hürmüz Boğazı'nın "bölge dışından gelen askeri güçlerin gösteri alanı olmadığını" vurgulayarak, yabancı askeri varlığa karşı tutumu yineledi.
ABD ise Hürmüz Boğazı'nın uluslararası bir su yolu olduğunu vurguluyor ve İran'a geçiş ücreti veya kısıtlama getirme hakkı tanıyan hiçbir yorumu reddediyor. Körfez ülkeleri de ortak bir bildiriyle boğazda ücret veya kontrol girişimlerine karşı çıktı. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ise geçiş ücreti uygulamasının küresel deniz trafiğinde tehlikeli bir emsal oluşturacağı uyarısında bulundu.
Lübnan ve nükleer dosya
Anlaşmazlıklar Hürmüz'le sınırlı değil. İran, mutabakatın uygulanmasının İsrail'in Güney Lübnan'dan çekilmesini gerektirdiğini düşünürken, Washington bu aşamada uygulamanın yalnızca askeri tırmanışın durdurulmasıyla sınırlı olduğunu, İsrail'in çekilmesinin ise Hizbullah'ın kapasitesinin tasfiyesi ve Lübnan ordusunun güneyde tam güvenlik sorumluluğunu üstlenmesi gibi şartlara bağlı olduğunu belirtiyor.
Nükleer dosyada ise henüz karar aşamasına gelinmedi. Teknik toplantılarda nükleer stok veya zenginleştirme seviyeleri gibi konular esaslı biçimde ele alınmadı; bu başlıklara ilişkin kararlar müzakerelerin ileriki aşamalarına ertelendi.
Yaptırımlar ve mali ihtilaflar
ABD yaptırımlarının kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıkları konusunda da görüş ayrılığı sürüyor. Washington, belirli taahhütlerin yerine getirilmesi karşılığında kademeli ve şartlı bir yaptırım gevşetme politikası izlerken, serbest bırakılacak fonların kullanımına denetim getiriyor. Tahran ise varlıkları üzerinde serbest bırakıldıktan sonra hiçbir dış kısıtlama olmaksızın tam tasarruf hakkı talep ediyor.
Mutabakat zaptı şimdiye kadar gerilimi düşürmeyi, bölgesel istikrara katkı sağlamayı ve enerji piyasalarını sakinleştirmeyi başarsa da, taraflar arasındaki düşük güven seviyesi, bazı maddelerin farklı yorumlanması ve bazı yükümlülüklerin başka dosyalara bağlanması, anlaşmanın hâlâ nihai bir çözümden çok kriz yönetimi ve gerilimi kontrol altında tutma aşamasında olduğunu gösteriyor.