İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, Madrid’in İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmesinin hiçbir biçimini kabul etmeyeceğini açıkladı. Albares, Avrupa Birliği’nin bölgede yaşanan ihlallere karşı yüksek ve net bir ses çıkarması gerektiğini söyledi.
Albares, Avrupa Parlamentosu’nda Sosyalistler ve Demokratlar Grubu tarafından düzenlenen "Orta Doğu yol ayrımında: İlerici bir vizyon" başlıklı konferansta konuştu. Bölgedeki tek taraflı ve şiddet içeren adımların uluslararası düzeni giderek zayıflattığını belirten Albares, Orta Doğu’daki gelişmelerin Avrupa’nın güvenliği ve refahıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Avrupa’nın Orta Doğu’daki gelişmeler karşısında pasif kalamayacağını belirten Albares, kıta ülkelerinin bölge halklarının onurunu kendi değerleri ve ilkeleri doğrultusunda savunması gerektiğini söyledi. Avrupa’nın alacağı kararların bölgenin gelecek on yıllardaki yönünü etkileyebileceğini kaydetti.
Diplomasi ve Gazze’nin yeniden imarı
Albares, yıllardır uygulanan çatışmayı yönetme yaklaşımından gerçek bir çözüm arayışına geçilmesi gerektiğini belirtti. Savaşlar, bozulan ateşkesler, zorunlu göç ve sivillerin ağır insani koşullarının diplomasinin başarısızlığını gösterdiğini söyledi.
Avrupa ülkelerinin ve Avrupa Birliği’nin dış politikasının diplomasiyle başlaması gerektiğini vurgulayan Albares, savaşın hiçbir zaman strateji veya siyasi program olamayacağını ifade etti. Gazze ve Lübnan’daki sivil halkın yaşadığı ağır acıların uluslararası topluma duyulan güveni zedelediğini söyledi.
Gazze’ye insani yardımın ihtiyaç sahiplerine yeterli miktarda ulaşmadığını belirten Albares, Madrid yönetiminin Filistinlilere yönelik insani desteğini artırdığını açıkladı. İspanya’nın Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına katkısını önemli ölçüde yükselttiğini, ülkesinin Eylül 2025’te aldığı bazı önlemlerin başka ülkeler tarafından da uygulanmaya başlandığını kaydetti.
Albares, Filistin yönetimine mali destek verilmesi gerektiğini ve İspanya’nın bu amaçla oluşturulan acil yardım girişimine katıldığını söyledi. Gazze’nin yeniden imarının yalnızca insani açıdan değil, bölgesel istikrar bakımından da gerekli olduğunu belirten Albares, sürecin Filistinlilerin öncülüğünde yürütülmesi ve Gazze’nin Batı Şeria ile Doğu Kudüs’le birlikte Filistin devletinin ayrılmaz parçası olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
Batı Şeria’da iki devletli çözüm uyarısı
Batı Şeria’da yerleşimcilerin uyguladığı şiddetin artması ve yerleşimlerin genişletilmesinin iki devletli çözüm çabalarını tehlikeye attığını belirten Albares, İsrail’in yerleşim politikasına ve cezasız kalan şiddet olaylarına karşı çıktı.
İspanya’nın Batı Şeria’nın ilhakını kabul etmeyeceğini yineleyen Albares, iki devletli çözümün hayata geçirilmesini engelleyenlerin sorumlu tutulması için baskıyı sürdüreceklerini söyledi. Avrupa Birliği’nin 27 üyesinin uluslararası hukuk ve ortak ilkeler temelinde asgari bir ortak tutum oluşturamamasının Birliğin otoritesi açısından sorun yarattığını belirtti.
İspanya’nın çatışmanın nihai çözümü için uluslararası bir konferans düzenlenmesi çağrısında bulunduğunu aktaran Albares, Madrid’in Arap ve Avrupa ortaklarıyla çalışmalarını koordine ettiğini söyledi. İspanya’nın Filistin devletini 2024’te tanıdığını hatırlatan Albares, bu adımların iki devletli çözüm yönündeki uluslararası uzlaşının güçlendiğini gösterdiğini ifade etti.
Filistin yönetiminin sürece katılması çağrısı
Albares, Gazze krizine ve İsrail-Filistin çatışmasına uzun vadeli çözüm bulunabilmesi için Filistinlilerin karar alma sürecine katılım hakkının güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Filistin yönetimini barış sürecinin temel ortağı olarak nitelendiren Albares, İspanya’nın yönetimin geçiş mekanizmalarının tamamında yer almasını sağlamak için çalıştığını belirtti.
İran, Körfez, Lübnan ve Suriye başlıkları
Orta Doğu krizinin Filistin’le sınırlı olmadığını belirten Albares, İran, Körfez ülkeleri ve Yemen’deki gelişmelerin kapsamlı bir bölgesel yaklaşım içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa Birliği’nin İran yönetiminin uyguladığı baskıyı ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri başta olmak üzere bölgesel ortaklara yönelik saldırıları açık biçimde kınaması gerektiğini ifade etti.
Lübnan’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini belirten Albares, ülkenin güneyinde can kayıpları ve yıkıma yol açan gelişmelerin sona ermesini istedi. Lübnan hükümetinin ülke genelinde silah üzerindeki tekelini ve devlet kontrolünü yeniden tesis etmesine yönelik yaklaşımın Avrupa tarafından güçlü biçimde desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Albares, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün görev süresinin ardından oluşturulabilecek yeni misyonda Avrupa’nın yer alması gerektiğini belirtti. Böyle bir misyonun hem İsrail halkının güvenliğini hem de Lübnan hükümetinin ülke üzerindeki egemenliğini güvence altına alması gerektiğini ifade etti.
Suriye konusunda ise ülkenin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini söyleyen Albares, barışçıl ve kapsayıcı bir siyasi geçiş yoluyla istikrar çabalarına katkı sunmaya hazır olduklarını açıkladı. İsrail güçlerinin işgal altındaki Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısını yineleyen Albares, ABD ve Avrupa Birliği’nin yaptırımları kısmen hafifletmesinin bölgenin desteğiyle Suriye’nin ekonomik toparlanması için fırsat oluşturabileceğini söyledi.